Krakow Rehberi: Yeme-İçme

Beni biraz olsun tanıyanlar yemeğe ne kadar düşkün olduğumu bilirler. Benim için yeni bir ülkeye yapılan bir gezinin önemli bir bölümü farklı tatları aramakla geçer. Gittiğim bir şehrin, eğer aşırı pahalı bir şehir değilse tripadvisor ilk 10 restaurant listesindeki mekanlarından en az birine gitmeden dönmemeye çalışırım. Mutfağı zengin ülkelerin lezzetleri üzerine makaleler okuyup rehberler hazırlayacak kadar da takıntılıyım 🙂 Polonya bu konuda özellikle ilk seyahatim öncesi beklentileri düşük tuttuğum bir yerdi. Çoğu kişinin kabul ettiği bir şey varsa o da Avrupa mutfağının Akdeniz ülkelerinkiler haricinde esamesinin okunmaması. Yalnız Polonya’ya bir iki gidip geldikçe, tanıştığım insanların anlattıkları, orada davet edildiğim yemekler ve çok iyi bir aşçı olan Aga’nın da katkılarıyla keşfetmekten büyük keyif aldığım bir mutfak oldu. Böylece Krakow’da yazın geçirdiğim bir ay tam bir gurme seyahati haline geldi 🙂

Żurek

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Krakow’un iki merkezi var, biri Stare Miasto, biri de Kazimierz. Stare Miasto etrafında daha çok tipik Polonya mutfağını sunan tarihi restaurantlar varken Kazimierz’te başta Orta Doğu mutfağı ağırlıklı olmak üzere, suşisinden Fransız/Tay füzyon lezzetlerine dünyanın tüm lezzetlerini bulabilirsiniz. Krakow’da aslında yerel lezzetlerden ziyade dünya mutfağında uzmanlaşmış yerlerden daha çok bulunuyor. Yeri geliyor Roma’da yiyemeyeceğiniz pizzaları burada bulabiliyorsunuz, ya da rastgele denk geldiğiniz krepçinin birinde yerken kendinizi Montmarte’de zannetmeniz işten değil. Bunların hepsini çok daha ucuza yapabileceğinizi söylemiş miydim? Krakow’da bir akşam yemeği içkisiyle kişi başı 30-50zl arası değişiyor. İsterseniz listelerdeki bir numaralı yere gidin, yine de bir ana yemeğe maksimum 20zl (15TL) veriyorsunuz ki İstanbul’da Cihangir, Nişantaşı gibi yerlerde bu fiyata başlangıç alamadığınız bile oluyor. Kahvaltı konusunda şaşırtıcı bir şekilde çok başarılı yerler keşfettim. Hipster modası ile kol kola giden yeni nesil kahve kültürünün Polonya’yı da etkilememesi beklenemezdi. O yüzden iyi kahve içmek ya da taze meyve/sebze sularından leziz karışımların eşlik ettiği organik kahvaltılar etmek için birçok seçeneğiniz var. Bunların arasında favorim ana meydana iki sokak ötedeki Café Camelot. İster terasında oturup geleni geçeni izleyin, ister ahşap dekore edilmiş geniş iç mekanda sergiledikleri antika ürünleri inceleyin, buraya bir kere gelince bağımlısı olacaksınız. Ev yapımı turtaları harika! Şehrin en iyi kahvesinin Wesoła Cafe’de olduğu oy birliği ile kararlaştırılmış sanki, yeri ana tren istasyonunun hemen yanında. Yine Cafe Botanica’da çok güzel kahvaltı seçenekleri var, yazları da açık büfe yapıyorlar. Taze hamur işi birşeyler çekti canım derseniz Polonyalıların da şehrin her köşesine açtığı fırın/pastanelerden birine uğrayabilirsiniz. Halktan aldığım tavsiyelere ve kendi deneyimlerime göre şehrin en iyileri Buczek ve Lajkonik. Özellikle lahanalı Kapuśniak’ı, donut’a benzeyen ama daha lezzetli ve binbir çeşitli Pączki tatlısını, marmelatlı rogaliki’yi ve haşhaş tohumlu kek Makowiec’i deneyin. Meydanın etrafında seyyar arabalarında simite benzeyen obwarzanek’lerden satan birçok yaşlı amca ve teyze var. Uzun yürüyüşleriniz öncesi yanınıza birkaç tane alması şart 🙂

Kaziemerz

Öğle vakti geldi, artık daha doyurucu tatlara geçme zamanı. Polonyalılar için öğle yemeği aslında günün en önemli öğünü. Saat 3-4 gibi bolca yiyip akşamı da salatayla, sandviçle geçiştiriyorlar. Daha önce davet edildiğim evlerde akşam vakti yemek bulamayınca biraz hayal kırıklığına uğramıştım ancak alışması çok uzun sürmedi. Birçoğu Polonyalıların genelde fit oluşunun sırrını buna bağlıyormuş 🙂 Yemeğe başlamadan önce smacznego (smaçnego) demeyi unutmayın. Hesap da rachunek (rahunek), söyleyince indirim olmasa da güleryüz alacağınız kesin 🙂 Tipik Polonya mutfağına gelecek olursak, bolca patates, çeşit çeşit et ve lahana diyerek özetleyebilirim. Türk, Rus, Alman, Macar mutfağından esinlenmişler ve kendi lezzetlerini yaratmışlar. Özellike sosis (kiełbasa) konusunda uzmanlaşmışlar. 1cm kalınlığında ama oldukça uzun kabanosy içlerinde en popüleri, akraba ziyaretine giden Polonyalıların da favori hediyesi. Oscypek dedikleri füme peynirleri özellikle festival zamanları şehre kurulan tezgahlarda mutlaka bulunur ve reçelle birlikte çok iyi gider.

Polonez peynirleri

Restaurant olarak tarihi şehir merkezinde, Stolarsa Sokağı’nda bulunan Morela’da Polonya mutfağının çok iyi örnekleri var. Gołąbki (lahana sarma), bigos (kapuska), zrazy (rulo et içinde mantar, sebze, patates ve yumurta), zupa ogórkowa (salatalık çorbası) gibi birbirinden lezzetli yemekler bir yana, menünün yıldızı kesinlikle çavdar ekmeği içinde servis ettikleri żurek çorbası 🙂 Aradığınız kaliteli bir şişe şarap ve mum eşliğinde sevdiğinizle paylaşacağınız bir yemekse, Kazimierz bölgesinde Trezo İtalyan mutfağında, Nine Kitchen suşide, Zazie ise Fransız mutfağında bölgenin en iyileri. Otantik Orta Doğu mutfağını, renkli lambaların aydınlattığı taş bir avlu içinde uzanarak deneyebileceğiniz Hamsa’da Polonya’da olduğunuzu unutacaksınız. Çok görkemli bir girişi var, kaçırması zor. Daha önceki yazımda da yazdığım gibi, Yahudi semti olarak da bilinen Kazimierz’de İsrail ve Orta Doğu mutfağı deyince sayısız seçenek var. Ama bütün bunlar bir yana, tarihi şehir merkezine yakın Karmelicka Caddesi’ndeki Mamma Mia Aga’yla ikimizin bir numaralı yeri oldu. Defalarca gittik, her seferinde istediğimiz keçi peynirli, ballı ve cevizli başlangıcının ardından pizzasıydı, makarnasıydı, tüm yemeklerine hayran kaldık. Haftasonları rezervasyon yaptırmadan yer bulmak zor ancak İngilizce biliyorlar, çekinmeden arayabilirsiniz. Akşam gece dışarı çıkmadan önce ya da uzun bir gecenin ardından midesi kazınanlar (gece 2’ye kadar açıklar) Plac Nowy’nin ortasındaki zapiekanka büfelerine akın ediyorlar. Peynir ve mantarla fırınlanmış baget ekmek üstüne binbir çeşit malzemenin eklendiği bu mükemmel lezzeti en iyi yapan yer de Endzior. Zaten hangisi olduğunu bulamazsanız, önünde en çok sıra olan yeri arayın 🙂

Zapiekanka

Hamburger düşkünleri içinse tek seçenek Moaburger! Uzun sıralar beklemeyi göze alın, ama birbirinden lezzetli çeşitlerinden hangisini seçerseniz pişman olmazsınız. Her hafta değişen haftanın burger’ini cuma günleri facebook sayfalarında açıklıyorlar, hala meraktan bakıyorum bu hafta ne varmış diye 🙂 Zaten o kadar popüler oldu ki burası, Polonya’nın çeşitli şehirlerine yeni yerler açmakla meşguller şu anda.

MILKBAR

Ev yemekleri yapan lokantalarımız gibi Polonyalıların da bar mleczny’leri var. İlk 1896’da açılmış, 1. Dünya Savaşı’nda bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından ülke çapında yaygınlaşmış ve fakirlikle geçen 30’lu yıllarda ve komünist dönemde ucuzluğu ile popülaritesini hızla artırmış bu yerlerde tipik olarak süt bazlı ürünler, hamur işleri veriliyordu. Birçoğu aradan geçen zamanda kepenkleri kapattı ama 2000’li yıllarda eskiye dönüş akımının büyük etkisiyle açık kalan yerlerin bazıları koruma altına alındı. 10zl (7TL)’ye üç tabaklı menü alabildiğiniz milk bar’lardan her şehrin merkezinde en az bir tane var. Şu anda yeni açılan bazı yerler de milk bar adı altında kültürü yaşatmaya çalışıyor, menüleri yenilikçi, fiyatları haliyle daha yüksek. Krakow’da bunların içinde en ünlüsü Milkbar Tomasza, ana meydana ilk sokak ötede.

Milkbar

PIEROGI

Pierogi Polonya’nın yemek konusunda medar-ı iftiharı. O yüzden ayrı başlık altında incelenmeyi hakediyor. Esasen anneannelerin noel, paskalya gibi önemli günlerde açtığı mantıları önce haşlayıp sonra bol tereyağında kızarttıkları pierogi çoğu yerel restaurantın menüsünde bulunsa da en iyisi sadece pierogi yapan mekanlara gitmek. Varşova’da 8 şubesi olan ve içinde garson kızların Polonya’ya özgü kırsal kıyafetler giydiği, oldukça sıcak aile yeri havası veren Zapiecek zinciri bunların içinde en ünlüsü ve Krakow’da da bir şubeleri var. Bu şube başkentteki orjinalleri gibi egzotik bir hava vermiyor ancak yine de lezzeti aynı ve bizzat anneanneler tarafından pişiriliyor 🙂 Sebzeli/etli ya da tatlı bir çok çeşidi var. Orjinali ve noellerde yapılanı Rusky (patatesli) ama en lezzetlisi somon/krem peynirlisi. Üzerine dökmek için mutlaka bol ekşi krem (sour cream) isteyin.

Pierogi

NOT: Pierogi aslında “pierog’lar” demek, pierog o mantıların tekine verilen isim. O yüzden İngilizce “I want to eat pierogis” derseniz dalga geçiyorlar, aklınızda olsun 🙂

GECE HAYATI

Polonyalı gençler eğlenmeyi iyi biliyor. Özellikle Krakow gibi öğrenci şehirlerinde haftanın her günü, sabaha kadar kendinizi bir bardan diğerine atıp çok güzel zaman geçirebilirsiniz. İnsanları sıcak ve arkadaş canlısı, mekanları kaliteli ve içkiler de süper ucuz olunca, insan İstanbul’da çıktığı her geceden ve her seferinde bıraktığı küçük servetten dolayı pişman oluyor. Açıkçası sırf yurtdışındaki eğlencenin farkını gördükten sonra İstanbul’da geceleri çıkmaz oldum. Herkes gergin bizde, zaten erkek erkeğe eğlenememek ayrı bir dert. Orada en fazla 20zl giriş ücreti ödeyip (o da turistlere haftasonu fiyatı, yoksa normalde en fazla 10zl) isterseniz 10 erkek arkadaşınızla gece kulüplerinin tamamına girebilirsiniz. Tabi sarhoş olanların ya da taşkınlık çıkarabileceklerin kapıdaki görevliler tarafından hoş karşılanmadığını söylememe gerek yok herhalde.

Krakow gece

Krakow’daki eğlencelerimiz genelde gece yarısına kadar Plac Nowy’deki barlarda bir şeyler içip ilerleyen saatlerde Stare Miasto’ya doğru geçmek ve geceyi orada sabah etmekten ibaretti. Sokaktaki masalarında oturması ayrı güzel olan ama içindeki masaların her birinde birer dikiş makinesi bulunan Singer, rustik dekorasyonu ve düzenli konserleriyle Alchemia Bar, birbirinden farklı absint çeşidiyle hızlıca sarhoş olmak için Absynt Cafe ve gireni anında komünist döneme ışınlayan PUB Propaganda Kazimierz’in sivrilen mekanlarından. Polonyalıların içtiği renkli biralar dikkatinizi çekebilir. Genelde bira yanında şurup istiyorlar burada (en tipiği yaban mersini) ve pipetle yavaş yavaş içiyorlar. Ya da daha maceracı birşeyler denemek isteyenler biranın içine atacakları birer shot vişne votka ile geceye hızlı başlayabilirler. İki 50’likten sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız 🙂

Wódka Cafe

Stare Miasto’da da şahane barlar var. Bunların başında bence House of Beer geliyor. Yerel, yabancı üretim, aromalı (çikolatalı, ballı, kahveli), sade (en iyileri Książęce ve Kasztelam) yüzlerce çeşit biradan istediğinizi aldıktan sonra aşağıdaki mahsenlerdeki rahat koltuklarına yayılıp saatlerce muhabbet edin. Gençler için burası tanışıp kaynaşma yeri. Yine Antycafe’nin akıl hastanesinden bozma loş barında oturup birer ballı bira (Varsa kesinlikle Na Miodzie Gryczanym) denemenizi kesinlikle ederim. Ama Polonya’nın içki denince dünyaca bilindiği bir şey varsa o da tabi ki votkası. Sırf votka içebileceğiniz yerler var Krakow’da, Wódka Cafe en iyisi. Zaten votkanın 1400’lü yıllarda ilk olarak Polonya’da üretildiğini biliyor muydunuz? Sobieski en ünlü markaları, Polonyalı bir arkadaşınız ziyaretinize gelirse (ve iyi bir arkadaşsa) mutlaka ya bir şişe Sobieski getirir yanında ya da Żubrówka. Sobieski’nin birçok çeşidi var, fındık, incir, cevizlileri denediklerim arasında en iyileri. Wódka Cafe’de bu çeşitlerin hepsini 2-3zl gibi komik fiyatlara shot olarak içebiliyorsunuz. Żubrówka da ülkeye özgü, bizon bitkisinden yapılan (hatta şişenin içinde bu bitkiden bir dal oluyor) ve elma suyuyla karıştırıldığında dünyanın en güzel kokteyllerinden birine dönüşen çok lezzetli bir içki. 75’liğini 20zl gibi komik bir fiyata alabileceğiniz Żubrówka’dan dönüşte bir şişe getirmeyi unutmayın 🙂 Kokteyl demişken şehirde çok yetenekli barmenler var, bunlardan Movida ve Pergamin (yapılan kokteyl yarışmalarında ödül kazanan kokteylleri listeleyen güzel bir menüsü var-mekanın hemen alt katında da Klub Rdza var) tavsiyemdir. Özenle hazırladıkları kokteyllerin fiyatı sadece 15zl civarı.

Alchemia Pub

Barlarda yeterince demlendiniz, artık dans etmek istiyorsunuz. Seçeneğiniz bol. Haftanın her günü birşeyler bulabilirsiniz, ancak Where2B gibi app’ler sayesinde şehirde o gün hangi parti güzelse takip edebilir ve adınızı guestlist’e yazdırabilirsiniz. O etkinliğin sayfasında ertesi gün partinin fotoğrafları paylaşılır, belki kendi fotoğrafınıza denk gelirsiniz 🙂 Sadece Cuma, Cumartesi günleri açık olan Shine Club şehrin en çılgın partilerine ev sahipliği yapıyor, kapısındaki sıraya takılmamak için erken gelin. Genellikle EDM çalan mekanın ortasındaki dans pistine çıkıp dağıttıktan sonra balkona çıkıp aşağıyı izlemesi çok keyifli. Etrafınızdaki sayısız bakarlığa veda grubunun komik istekleri karşısında da çok şaşırmayın 🙂 Eğer Market Square civarında takılmak istiyorsanız Szewska Sokağı birçok kulübün toplandığı gençlerin walk of shame sokağı. Frantic ve Shakers içlerinde en ünlüleri, ancak özellikle yazın bu iki mekanda çok büyük erkek yoğunluğu oluyor, çoğu beşer onar kişilik bekarlığa veda grupları. Daha hipster bir şeyler arayanlar Prozak’a gitmeli, özellikle Salı günleri denince Prozak 2.0 bir numaradır. Taş tünellerden oluşan bu yeraltı kulübünün beş farklı dj odasında kaybolmak çok kolay. Lüks gece kulüpleri arıyorsanız Stolarska Sokağı’ndaki Baccarat Club’a, tarihi merkezin kuzeyindeki Klub Coco ya da endüstriyel fabrikadan bozma ünlü kulüp Fabryka içinse Podgórze bölgesine gidin.

Shine Club

Değişik partiler arıyorsanız, içinde mini futbol sahası olan Football Heaven Sports Bar’dan çeşitli parti otobüslerine ve parti tramvayına kadar bizde pek görmediğimiz seçenekler var. Tahmin ettiğiniz gibi, seyir halindeki bu araçlara atlayıp içindeki diskoda kurtlarınızı döküp elinizdeki içkileri dökmemeyi başardıktan sonra bir sonraki durakta iniyorsunuz. Ya da kalabalıksanız tüm otobüsü kiralamaya ne dersiniz? Küçük bir uyarı yapayım. Özellikle erkek erkeğeyseniz Market Square civarında etrafınıza yalnız kızlar gelip arkadaş olma bahanesiyle sizi anlaşmalı oldukları gece kulüplerine sokmaya çalışabilir. Bazıları giriş ücretine indirim yapan zararsız tipler ancak içlerinde aynı İstanbul’da olduğu gibi bir biraya 1000zl fiyat çeken dolandırıcı mekanlarda soluğu alabileceğiniz oyunlar da var. Bu tür arkadaşça yaklaşanları kibarca geri çevirmek bence en sağlıklısı 🙂 Geceyi rahat bir şekilde, şezlonglara uzanarak nehir kıyısında güzel müzikler eşliğinde geçirmek istiyorsanız da Forum Przestrzenie’den daha iyi seçenek yok. İster gündüz gidip lezzetli menüsünü tadın (yaz sıcağında ev yapımı limonatası çok serinletici), ister de akşamın çökmesiyle çeşitli bira ve kokteyllerini. Burası Krakow’un yaz akşamları arkadaşlarla buluşup sohbet etmek için en iyi yeri kesinlikle.

Forum Przestrzenie

Caz severler burada aradığını fazlasıyla bulabilir, çünkü Avrupa’nın caz alanında en canlı yerlerinden biri Krakow. En iyi caz konserleri için Harris’in programını takip edebilirsiniz. Piec Art ve Jazz Rock Cafe diğer iyi seçenekler. Market Square’deki Piano Rouge’nin kırmızı kitch mekanının ortasında caz piyanistlerini dinleyip viskinizi yudumlarken 50’lere yolculuk ediyorsunuz. Bütün bu saydığım mekanları harita üzerinde işaretleyip sayfama ekliyorum, işe yarayacaktır eminim. Son olarak Polonya’da sokakta içki içmenin yasak olduğunu ve polisin yerli yabancı demeden ceza kesmede ün yaptığını söyleyerek bitireyim. Krakow’da iyi eğlenceler 🙂  NOT: Fotoğraflardan bazıları internetten alınmıştır.

You may also like...

4 Responses

  1. Ben anlatiim ne yenir

Yorum yazın