Dzień Dobry!

Genel olarak Avrupa’yı gezenler için klasiktir İtalya, Fransa, İspanya, hadi son dönemlerde popüler olan Yunanistan’ın adalarını da ekleyin. Biraz uzaklara gitmek isteyen “maceraperestler” Amsterdam’a varır, akrabası olanlar geçerken Almanya’ya uğrar, ucuza paket tur bulanlar da Çek Cumhuriyeti’nin orta çağ şehri Prag’a kadar gelir. Güney’den de kuzeye canım Balkanlar, Viyana’nın şnitzeli, Macaristan’ın gulaşı derken yolculuk tamamlanır ve ülkeye dönülür. Pek kimse niyetlenmez sınırın öte tarafına geçip Avrupa’nın dev kapalı kutusu Polonya’yı görmeye. Açıkçası ben de Avrupa’yı defalarca turlamış olmama rağmen, 2014 yılının yaz ortasında Prag’dan başlayıp Budapeşte’de sonlanacak arabayla Orta Avrupa turumuzda Polonya’ya da uğrayalım bari diyene kadar merak bile etmemiştim burayı. Polonya deyince biraz tarih bilenlerin aklına yaşadıkları acılar geliyor hemen, geçmişte tam üç kez haritadan silinmeleri, 2. Dünya Savaşı’nda çektikleri çileler, ardından tam kurtuldular derken Sovyetler Birliği’nin yıllar boyunca komünist boyunduruğu altında Ruslaştırılmaları (Halkın büyük çoğunluğu Ruslardan nefret ediyor).. Demir Perde yıkılır yıkılmaz ABD fırsatını bulup kolları altına alıyor bu kırılgan ülkeyi, apar topar Avrupa Birliği’ne sokuyorlar ve o gün bugündür büyük bir patlama yapıyor Polonya. Leh İmparatorluğu’nun altın çağını saymazsak muhtemelen tarihinin en iyi yıllarını yaşıyor şu anda. Büyük bir kalkınma içinde, kişi başı gelirde şimdiden Türkiye’den iki kat daha iyi durumdalar ve AB’den durmadan akan para ile tam anlamıyla baştan yaratılıyorlar.

St. Mary Bazilikası

Dünyanın en çok göç veren milletlerinden biri olmalarından herhalde (sadece ABD’de 9,5 milyon Polonya kökenli var) yurtdışında zaten sık sık karşılaşıyorduk Polonyalılarla. Bize Polonya’nın güzelliklerini anlata anlata bitiremiyorlardı. Krakow ağız birliğiyle Polonya’nın en güzel şehriymiş, biz de Orta Avrupa turunda Prag’dan başlayıp Krakow’da iki günlüğüne mola verelim ve Slovakya’ya oradan geçelim dedik. Prag’dan Krakow’a 5-6 saat süren yol, aralıksız yapım çalışmaları sayesinde tam bir çileye döndü (Çek Cumhuriyeti AB paralarını duble yol yapımında kullanmakla meşgul) ve şehre varmadan sızlanmaya başlamıştık bile ama kim bilebilirdi ki orada geçireceğimiz iki gün hayatımı tam anlamıyla değiştirecekti? 🙂

Krakow şehir merkezi

Krakow’un orta çağdan kalma şehir merkezi (Stare Miasto) bence Avrupa’daki onlarcası arasında en güzellerinden bir tanesi. Eski kıtanın en büyük tarihi şehir meydanı olan ve 2010 yılında büyük bir restorasyon çalışması sonucu tamamen yenilenen Rynek Główny, yani Market Square etrafında dönüyor hayat. Ortadaki üstü kapalı kıyafet pazarı meydanı ikiye bölüyor, bir tarafta St. Mary Bazilikası, diğerinde saat kulesi ve yeraltında Krakow tarihini anlatan fütüristik, dev bir müze var. Havuzları ve meydanı çevreleyen kaliteli restaurantları ile halk zamanını burada geçirmeyi çok seviyor, saat kulesinin yanındaki metal kafa heykeli ise gençlerin buluşma adresi 🙂 Meydana çıkan sokaklar apayrı güzelliğe sahip. Çok iyi korunmuş ve göze oldukça hoş gözüken pastel renkli neoklasik binaların sıralandığı sokakları üç taraftan saran park, tarihi şehrin sınırlarını oluşturuyor. Oldukça küçük aslında, bir uçtan diğerine yürümesi yirmi dakika bile sürmüyor. Tarihi şehrin güneyinde ise meşhur Wawel Kalesi var, sayısız Leh kralının ve cumhurbaşkanının ikamet ettiği yaklaşık 700 yıllık bu kale tüm ülkenin kültürel anlamda en önemli yapısı. Wawel Katedrali ile birlikte sade, İskandinav benzeri bir binalar kompleksi ve geniş bir bahçe barındırıyor içinde. Kale, kuzey-güney olmak üzere şehri ikiye bölen Wisła Nehri’nin kıyısında yer alıyor ve nehrin iki tarafı da belki de şehrin gezmek için en güzel yerleri. Özellikle yaz aylarında çok canlı burası. Kilometrelerce uzanan yemyeşil parklarda herkes yayılmış güneşleniyor, kimi yapay plajlarda takılıp voleybol oynuyor, kimi de yeni açılan mekanlarda gecenin ilerleyen saatlerine kadar oturup muhabbet ediyor. Zaten çoğu kişide ya bisiklet var ya da koşu yapıyorlar, yeşili bol, halkı sağlıklı. Suç oranı çok düşük, fiziksel olarak gerçekten şanslı bir genetik mirasa sahipler ve yabancılara karşı son derece arkadaş canlısı davranıyorlar. Gençler arasında hemen hemen herkes İngilizce biliyor (İngilizce bilinirliğinde Avrupa’da İskandinavlar ve Hollandalıların ardından geliyorlar), fiyatlar ise bize kıyasla yarı yarıya ya da daha ucuz. Bir insan daha ne ister ki? 🙂 Bütün bu olumlu ilk izlenimlerin üzerine Ağustos’ta iki gün yetmedi, bir ay sonra bu sefer 5 günlüğüne tekrar uçtum Krakow’a. Bir sonraki yaza doğru istifa planları da şekillenmeye başlayınca artık bir süre burada yaşamayı kafaya koymuştum bile. Schengen vizesi 6 ay içinde 3 ay kalış süresi veriyor, ben de ne kadar kaldıysa hakkım sonuna kadar tükettim ve toplamda 1 ay kadar Krakow’da ikamet ettim 🙂

Krakow

Kız arkadaşım Aga’nın şehri olduğu için her şey çok daha kolay oldu tabi. Sayesinde çok sayıda Polonyalı ile tanışıp kaynaştım, üç beş cümle Lehçe öğrenip şirinlikler yaptım, devamlı gittiğim mahalle marketiydi, komşulardı derken yerlisi gibi yaşadım bu sürede. Polonya’dan hiç beklenmeyen ortalama 38 derecelik yaz sıcağında geceleri çıkar olduk daha çok, zaten gecesi gündüzünden daha ilgi çekici bir yer 🙂 O kadar ucuz ki, hiçbir restauranta girerken acaba ne kadarmış diye menüsüne göz atma gereği bile duymuyorsunuz. En kaliteli yerde, şehrin göbeğinde adam başı 20 liraya yiyip içebiliyorsunuz. Tabi bunda liramızın Polonya parası zloty’den daha güçlü olmasının etkisi var, 2015 yazında 1 lira 1,6’tı, şu anda %20 kadar gerilemiş durumda. Yine de bazı şeyler, özellikle alkol, Türkiye’den katbekat ucuz. Bir barda 3 zloty’e vodka shot, 4 zloty’e bira alabiliyorsunuz. 2-3 liraya nerede alkol alabiliyoruz artık ülkemizde? 🙂 Kısacası son derece huzur dolu olmasının yanında, oldukça eğlenceli bir yer Krakow. İnsan senelerce yaşasa bıkmaz buradan 🙂

Voleybol maçında

Şehirde geçirdiğim toplam 1,5 ay içinde sayısız yer keşfettim, zaten buradaki günlerim tamamen eğlence üzerine kurulu oldu. Turistik olmayan, daha çok halkın bildiği gittiği en güzel gezi noktalarını, restaurantları ve barları bir sonraki yazımda rehber halinde listeleyeceğim. Polonya’nın bir numaralı öğrenci şehri olan Krakow, yoğun genç nüfusuyla başkent Varşova’nın kasıntılığından tamamen uzak rahat bir yer. Şehri gençler yönetiyor gibi bir havası var, sosyokültürel anlamda da çok hızlı gelişiyorlar. Bu dinamizm ile 10 yıla kalmaz Avrupa’nın en gözde turistik şehirleri arasına adını yazdırır eminim. Şu anda daha çok ucuzluğundan dolayı, batı Avrupalıların bekarlığa veda partisine gelip Londra’da bir gece konaklama parasına üç gün üç gece aralıksız parti yapıp dağıttıkları bir yer konumunda. O kadar ki özellikle yaz akşamları 20-30 kişilik kız erkek gruplarını Market Square etrafında komik kostümleri içinde görüyorsunuz, çoğu İngiliz. Halk da artık garipsemeyi bırakmış zaten, onlar da memnunlar sürekli artan yabancı turist sayısından ve Avrupa’nın cazibeli ülkeleri arasına girmekten. Küçük bir kesim dışında Türklere karşı önyargıları oldukça az, birçoğunun -özellikle Polonyalı hanımların- Türküm diyince gözleri açılıyor. İlginç bir şekilde Muhteşem Yüzyıl dizisine hayranlar (tüm yaz boyunca ülkenin en popüler sergisi Osmanlılar üzerineydi mesela) ve oradaki aktörlere karşı da büyük zaafları var. Erkekleri pek hoşnut değiller bu durumdan, suçlayamam da zaten 🙂 Ama yeni nesil genel olarak gayet modern, saygılı ve kültürlü. Sürekli benzetildikleri ya da kıyaslandıkları Rus ırkdaşlarından çok daha iyi durumdalar, orası kesin 🙂

Wawel Kalesi

Dzień Dobry (cin dobre) üçü bir arada günaydın, merhaba, iyi günler anlamına geliyor ve gelirseniz sık sık kullanacaksınız 🙂 Ben de dzień dobry diyerek Avrupa’daki son keşiflerimden olan bu güzel Leh ülkesinin ve insanının bilinmeyenlerini açıklamayı kafaya koymuş durumdayım. Bir sonraki yazılarım için takipte kalın 🙂

Benzer yazılar...

4 Yorum

  1. Zeynep says:

    Çok eğlenceli ve güzel bir yazı olmuş. Ben de Polonyayı merak etmeye başladım şimdi. Devamını merakla bekliyorum. İstanbul’dan selamlar 🙂

    • Bekran says:

      Teşekkürler 🙂 Polonya gerçekten merak edilesi ve gidilesi bir yer, umarım siz de fırsatını bulup görme şansına kavuşursunuz 🙂

  2. Jir Jir says:

    Krakowww

Yorum yazın