Barselona Yaşam Rehberi

Barselona’da mahalle kültürü çok ileri seviyede. Önemli caddelerin keskin hatlarla birbirinden ayırdığı mahallelerde yaşayanlar kendilerini o bölge ile özdeşleştiriyorlar. Yaşlı kesimle konuşsanız çoğu tek mahallede geçirmiş hayatını. Bazı mahallelerin özel bayrakları var, bazıları da yüzyıllardır devam eden yerel festivalleri ile her sene kendi reklamlarını yapıyorlar. Ben de 3,5 ayımı geçireceğim şehre taşınmadan önce kalacağım yeri seçerken büyük özen gösterdim. Şehir her ne kadar küçük olsa da zamanımın çoğunu oturduğum yerde geçireceğim için hareketli ve ulaşımı rahat ama turist kitlelerinden uzak bir yer seçmeye çalıştım ve sonunda aradığım yeri buldum: El Born. Şimdi yaşadıklarıma dönüp bakınca daha farklı bir yerde kalmak istemezdim herhalde. Ancak herkesin yaşayacağı şehirde aradığı şey farklı olabileceği için, kendi izlenimlerimden ve tanıştığım insanların tavsiyelerinden yola çıkarak bir Barselona yaşam rehberi oluşturmaya karar verdim. Elimden geldiğince objektif olarak puanlayarak her ilçeyi ayrı ayrı değerlendirdim. Umarım İspanya turu yapacaklar ya da bu muhteşem Akdeniz şehrine yerleşecekler için faydalı bir kaynak olur.

Tibidabo’dan şehir manzarası

Barselona’ya yerleşenlerin en büyük dertlerinden biri uygun bir ev bulmak. Ben tembellik edip kalacağım yeri daha şehre varmadan AIRBNB’den tuttum. Barselona’da bu site o kadar popüler ki herkes evini günlük kiraya verip yüksek kazançlar elde etme peşine düşmüş. Şehir merkezindeki apartmanlarda dairelerin yarısı AIRBNB konuklarına çalışıyor. Siteden iletişime geçtiğim ev sahibinin yaptığı cömert indirimle bile Barselona standartlarının üstünde olan fiyat 3,5 aylık olduğu için çok etkilemedi ancak uzun dönem kalacak olsaydım Idealista, fotocasa gibi sitelerdeki sahibinden kiralık evlere bakacaktım. Barselona’da 5-6 odalı, genelde yabancı öğrencilerin tuttuğu çok parti evi var. Gelenler çoğu zaten ev paylaşımlı yerlere bakıyorlar. Yalnız genel olarak bu tip sitelerden ev kiralayanlardan duyduğuma göre evi ya da odayı tutmadan önce mutlaka gidip görün, internetteki fotoğraflar çok yanıltıcı olabiliyormuş. Kötü sürprizler yaşayanlar çıkıyor.

Barselona sokakları

AIRBNB için ayrı bir paragraf açayım. Halkın bir kısmı, özellikle yaşlı kesim mahallelerine yerleşen turistlerden rahatsız ve balkonlarına protesto yazıları asıyorlar. Sadece içip dağıtmaya gelip şehrin kültürünü ve insanlarını önemsemeyen, kalabalık gruplar halinde gezip dar sokaklarda gürültü yapan çok yabancı var gerçekten, büyük kısmını İngilizler oluşturuyor. Bunlara tepki olarak yüksek sesle İngilizce konuşan birini görünce balkonlardan tüküren bir grup var özellikle, uyarayım dedim 🙂 Zaten halkın ve tabi ki otellerin giderek artan baskısına belediye başkanı da karşı koyamamış ki Haziran 2016 tarihi itibariyle AIRBNB’de şehirde evini açan herkese kayıt altına girme şartı getirildi, bu da birçok kişinin siteden çekilmesine ve günlük fiyatların artmasına yol açacak.

Her ne kadar mevsimsel olarak büyük fark olmasa da Barselona’da kiralık ev fiyatları yaz aylarında inanılmaz artıyor. Örneğin Ağustos ayında ortalama 100-150€’ya bir gün kalabilirken kontrat yaparsanız aynı evi aylık 800€’ya tutabilirsiniz. Merkeze yakınlıkları düşünülürse İstanbul’daki merkezi semtlerle hemen hemen aynı fiyata sahipler aslında. Şehirde genel olarak ortalama tek odalı ve eşyalı evlerin fiyatları 500€’dan başlıyor, lüks semtlerde 1500€’ya kadar çıkıyor. Avrupa’nın en eğlenceli ve yaşanılası şehrinde İstanbul’la aynı kiraları bulunca insan, bu kadar zaman kazıklandığına mı üzülsün yoksa Barselona’da ömür boyu kalma planları yapmaya mı koyulsun bilemiyor 🙂

Eixample’de bir apartman

Bu arada Barselona’yı daha iyi tanımak için Rüzgarın Gölgesi (La sombra del viento) isimli romanı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. İspanya’nın yakın tarihindeki iç savaş döneminde geçer eser. Savaşın en çok zarar verdiği şehirlerden biri olan Barselona’da doğup büyüyen kahramanın tarihi sokaklarda ve ölümsüz mekanlarda geçirdiği maceraları okurken insan, şehre bambaşka gözlerle bakıyor.

Gelelim Barselona’nın mahallelerine..

CIUTAT VELLA

Barselona’nın kalbi, tarihi merkezi Ciutat Vella diye geçiyor. Aslında dört mahallenin birleşiminden oluşuyor şehir merkezi ve her mahalle birbirinden oldukça farklı tarza sahip. Nerede yaşarsanız yaşayın El Raval, Gòtic, El Born ve La Barceloneta’ya mutlaka yolunuz düşecektir.

El Raval

Kabaca Avinguda del Paral·lel ile ünlü La Rambla arasındaki bölge El Raval olarak geçiyor. Çok merkezi bir yerde olmasına rağmen şehrin en tekinsiz yeri aynı zamanda. Özellikle Avrupa’da yankesiciliğin başkenti diye bilinen Barselona’nın hırsızları çoğunlukla El Raval mahallesinden geliyorlar. Daha 10 yıl öncesine kadar da sokak fahişeliğinin çok yaygın olduğu bir bölgeymiş. Tekinsizliği yüzünden oldukça düşük fiyatlara şehir merkezinde yaşama imkanınız var ama riski göze almanız lazım. Son yıllarda hızla yenilenen bir mahalle aslında El Raval, özellikle Plaça de Catalunya’ya yakın olan kuzey kısmı çekiciliğini sürekli artırıyor.

El Raval

Ünlü modern sanatlar müzesi MACBA burada ve çevresinde çok güzel barlar var. Ancak güney kısmı bu değişime uzak kalmış durumda ve Barselona’nın yerlilerinin bile gece geçmekten çekindiği bazı sokakları barındırıyor. İstanbul’un ünlü Tarlabaşı mahallesine benzetiyorum burayı. Özellikle Carrer d’En Robador ve Carrer de Sant Ramon sokaklarına dikkat. Sonuç olarak kalacak yer ararken eğlence hayatına yakınlık ön plandaysa ve ben her yerde yaşarım, yeter ki ucuz olsun diyorsanız El Raval sizin için biçilmiş kaftan. Ünlü yiyecek pazarı La Boqueria da hemen birkaç adım mesafede 🙂

Gato de Botero

Eğlence: ****
Huzur: **
Ortalama kira: 700€
Yaşanılabilirlik: ***

Ünlü simgeler: MACBA (Modern Sanatlar Müzesi), CCCB (Çağdaş Kültür Merkezi), Palau Güell (Gaudí’nin tasarladığı 1888’de inşa edilen malikane), La Boqeuria (Şehrin 800 yıllık geçmişe sahip en büyük yiyecek pazarı), Biblioteca de Catalunya (Ulusal Katalunya Kütüphanesi), Gran Teatre del Liceu (1847’de açılan şehrin en ünlü operası), Museu Marítim de Barcelona (Denizcilik Müzesi), Gato de Botero (Fernando Botero’nun ünlü kedi heykeli)

Gòtic

Barselona şehrinin temellerinin atıldığı yer. Roma döneminden kalma surların çevrelediği ve başta büyüleyici Barselona Katedrali olmak üzere yapıların orta çağ döneminden kaldığı, her köşesi tarih kokan bölgesidir Gòtic. La Rambla ile Via Laeitana caddeleri arası uzanıyor, turist yoğunluğunun en büyük olduğu yer.

Tarihi sokaklar

Kuzeyde Plaça de Catalunya Meydanı, güneyde ise Port Vell limanı var. Özellikle Port Vell dar ve daima karanlık sokaklardan çıkıp biraz nefes almak için güzel yer, yürüyüş ve dinlenme alanlarında saatlerce oyalanılabilir. Barselona Akvaryumu ve şehrin en büyük IMAX sineması Port Vell’de bulunuyor. Bu mahallenin en sevdiğim tarafı, labirentimsi sokakların bağlandığı küçük meydanları oldu. La Rambla’dan El Born’a geçerken bu meydanlarda mola verip kilise merdivenlerine otururarak dondurma yediğim günleri özlüyorum. Barselona’da sokak başına düşen en çok restaurant sayısı da bu mahallede. Bir kısmı turistleri kazıklamak için kurulan yerler olsa da bulduğum en iyi restaurantlardan bazıları Gòtic’teydi. Akşamları da Plaça Reial Meydanı çok gözde, güzel bir akşam geçirmek istiyorsanız bu meydanda birer kokteyl içip ardından Jamboree’de geç saatlere kadar dans edin.

Plaça Reial

Ev arayanlara gelince.. Gòtic’teki ana sokaklarda iğne atsanız yere düşmez, aralarda ise in cin top oynar. O yüzden hem gürültüden uzak olup hem popüler mekanlara yakın olan uygun daireler bulabilirsiniz. İçiçe oldukları için güneş pek girmez bu evlere, mahremiyet diye de bir şey kalmaz, bütün komşularınızı bir aya kalmadan yakınen tanırsınız. Ama Barselona’nın en eski yerleşim yerinde, tahta kirişli minik dairelerde yaşamak sizi gerçek bir Barselona’lı yapacaktır. Üstelik boş zamanınız çoksa bu mahallede sıkılacak tek bir anınız olmaz.

Eğlence: *****
Huzur: **
Ortalama kira: 900€
Yaşanılabilirlik: ****
Ünlü simgeler: Catedral de la Santa Creu i Santa Eulàlia (Barselona Katedrali), Temple d’August (Romalılardan kalma Augustus Tapınağı), Basílica de Santa Maria del Pi (700 yıllık gotik kilise), Palau Reial Major (Aragon krallarının yaşadığı 14.yy sarayı), Ajuntament de Barcelona (Belediye binası), Palau de la Generalitat de Catalunya (Katalunya Başkanlık Sarayı), Plaça Reial (Restaurant ve gece klüpleri ile çevrili bir meydan), Mirador de Colom (Kristof Kolomb anıtı), Portal de l’Àngel (Tüm İspanya’nın en pahalı ofis kiralarının olduğu alışveriş caddesi)

Sant Pere, Santa Caterina i la Ribera (El Born)

Favori mahallem 3,5 ay kaldığım El Born bölgesi kesinlikle. Daha on yıl öncesine kadar kimsenin rağbet etmediği tehlikeli bir varoş mahalleyken, popülerleşen şehirde merkeze yakınlığı ve orjinalliği sayesinde hızla değerlendi. Şu anda Barselona’nın en eski sakinleri ile sonradan yerleşmiş bohem kesimin, kaliteli yabancıların bir arada yaşadığı muhteşem bir yer. Üç taraftan L’Eixample, La Barceloneta, Gòtic mahalleleri ile çevrili, doğusunda ise şehrin en büyük parkı olan Parc de la Ciutadella var. Dinlenmek için parka, yüzmek için plaja, ünlü La Rambla’ya ve Gaudi’nin evlerine en fazla 15-20 dakika yürüme mesafesinde bulunuyor El Born. Tabi tarihi, karanlık ve araçların girmediği son derece karışık sokaklarında yolunuzu kaybetmemeyi başarabilirseniz. Yön duyguma çok güvenen ben bile, El Born mahallesindeki ilk günlerimde defalarca kayboldum 🙂 Ama en çok hoşuma giden şu oldu, tarihi lambaların aydınlattığı soluk renkli sokaklar geceleri tam Oliver Twist romanından fırlamışçasına mistik bir hal alıyor. Mahallenin merkezi olan barlar sokağı Passeig del Born’a yüzlerce yıllık Santa Maria del Mar kilisesi komşuluk ediyor. Alabildiğine yüksek duvarlarının devamında ise ünlü Montcada Sokağı var.

Passeig del Born

Sağ tarafta ayakta dikilip ellerindeki minik ve lezzetli yiyecekleri tadarken verdikleri mola haricinde durmadan sohbet eden İspanyolların melodik gürültüsüyle tapas restaurantları. Sol tarafta dev ahşap bir kapı hafif aralık kalmış, öyle davetkar ki merakınıza yenik düşüp içeri giriyorsunuz. Zayıf ışıkların incelikle işlenmiş mermerden bir merdiven üzerine vurduğu boş bir avludasınız, avlunun devamından yükselen flamenko müziği ve dansçının kusursuz ritmiyle hipnotize ettiği ayak vuruşları.. Buradan çıkıp lambaların artık aydınlatmadığı yoldan devam ettiğinizde yüksek gri taş duvarının ardına saklanmış Picasso Müzesi ve etrafındaki hiç azalmayan kalabalığı, karşısındaki sokakta ise bir o kadar loş ve tekinsiz bir yol. El Born’da 3,5 ay geçirdim ve her günü dolu dolu yaşamaya çalışıp sokaklarının altını üstüne getirdim ancak son günlerimde bile nasıl görmemişim diye hayıflandığım yerlere denk gelmeyi başardım.

Sant Pere Mes Alt

Olumsuz yanları yok değil mi El Born’un? El Raval’dan sonra en çok yankesicilik yapılan mahalle, yaşadığım sokakta tam üç defa karşılaştım. O yüzden daima tetikte olmak gerekiyor, özellikle gece eğlenceden dönerken yürümek yerine taksiye binmekte fayda var. Daireler de Gòtic’teki gibi son derece dar sokaklarda bulunuyor. Balkona çıkıyorsunuz, sokağın karşısında oturan komşunuz sadece iki metre ötenizde. İnsan alışıyor tabi ama ilk gidenler yadırgayabilir. İyisiyle kötüsüyle El Born Barselona’nın en popüler noktalarından biri olduğu için kira fiyatları da hızla artıyor ancak hala uygun yerler bulmak mümkün.

Tepeden Port Vell

Eğlence: *****
Huzur: ***
Ortalama kira: 900€
Yaşanılabilirlik: *****
Ünlü simgeler: Basilica of Santa Maria del Mar (54 yıllık inşası sonunda 1383 yılında açılan ve gotik mimarinin en belirgin örneklerinden olan kilise), Picasso Müzesi, Mercat del Born/El Born Centre Cultural (İçinde arkeolojik kazı çalışmalarının sergilendiği kültür merkezi), Estacio de Franca (Şehrin ikinci büyük ama modernist-art deko motifleriyle en güzel tren istasyonu), Casa de La Llotja (Ana posta ofisi binası), Mercat de Santa Caterina (Şehrin en ünlü yiyecek pazarlarından biri), Carrer Montcada (Hediyelik eşya dükkanları ve kaliteli restaurantlarıyla mahallenin kalbinden geçen sokak), Palau de la Música Catalana (Modernist akımın temsilcisi 108 yıllık dev konser salonu, şu an UNESCO korumasında), Galeria Maxo (Şehri anlatan yüzlerce küçük tablosu barındıran resim galerisi/dükkanı), La Casa de la Seda (İpek Evi diye bilinen, 300 yıllık ve çok iyi korunmuş bir lonca)

La Barceloneta

La Barceloneta oldukça köklü bir mahalle, 18.yy’da Parc de la Ciutadella’nın inşasında çalışan işçiler kalsın diye kurulmuş. O zamanlar şu an gördüğümüz dev plajlar yokmuş tabi, Akdeniz’in dalgalarının vurduğu mahalle zaman içinde balıkçı kasabasına evrilmiş. Şehrin en taze balıklarını pişiren restaurantlarının ünü tüm şehre yayılınca gözde mahallelerden biri haline gelmiş La Barceloneta. Günümüzde en iyi paella restaurantlardan bazıları hala bu bölgede bulunur.

La Barceloneta Plajı

Haritaya bakınca şehrin kuyruğu gibi çıkıntı yapıyor. Denizden lüks bir yat limanı ve Barceloneta Plajı ile çevrelenmiş. Don Kişot romanına bile ev sahipliği yapmış plaj şu anda bence dünyanın en modern plajlarından biri. Birinin plajda ihtiyaç duyabileceği tüm tesisler mevcut, açlığı gidermek için de oldukça kaliteli restaurantlar sıralanmış. Aktivite isterseniz plaj voleybolundan, sörf okullarına, segway gezilerine, günbatımında toplu yoga derslerine seçenek bol. Hemen girişteki dev meydanda tam gaz ilerleyen kaykaycıları ve palmiye ağaçlarıyla Kaliforniya sahillerinde hissediyor insan kendini. Plaja kurulmuş Homenatge a la Barceloneta (Rebecca Horn) ve 1992 Yaz Olimpiyatları için inşa edilen El Peix d’Or (Frank Gehry) gibi sanat çalışmaları da değerini artırıyor bölgenin.

Gece hayatı

Yazın plajlara akın eden onbinlerce insan sayesinde çok canlı bir yerken, kışın da bir o kadar sessizdir La Barceloneta. Özellikle mahallenin iki taraftan çamaşır sarkan uzun sokaklarında içlere doğru yürürken hiç turist göremeyebilirsiniz. Buranın sakinleri yabancılara pek açık değildir, kolay kolay otel bile bulamazsınız. Mahallenin sarı-mavi bayrağını görebilirsiniz balkonlarda, La Barcelonetalı olmak kimine göre ayrıcalıktır. Eğer günlerimin çoğunu plajlarda geçirmek istiyorum, rahat bir ortam olsun diyenlerdeniz La Barceloneta’dan daha güzel yer bulamazsınız, kış aylarında giderseniz aylık çok uygun fiyatlara ev bulmak da mümkün. Yazın giderseniz o fiyata ancak 5 gün kalabilirsiniz 🙂

Port Vell

National Geographic dergisinin zamanında dünyanın en iyi sahil kenti seçtiği Barselona’nın toplam 4,5 kilometre uzunluğundaki plajları aynı zamanda akşam eğlenceleri için favori yerler. Plaja açılan gece kulüplerine giriş bir kat yukarıdaki ana caddede çok şık sıralanmış cam kafeslerden yapılıyor. Haftasonu kapılarında uzun kuyrukların oluştuğu bu kulüpler oldukça lüks ve pahalı, ancak saat 6’ya kadar açık olan mekanlarda dilediğimce dans edeyim, canım sıkılırsa yüzlerce insanın yaptığı gibi plaja inip deniz kıyısında oturayım, uçsuz bucaksız Akdeniz’de tam karşıdan doğan güneş ile sabahı edeyim diyenlerdeniz bu bölgeden çıkmak istemeyeceksiniz.

Eğlence: *****
Huzur: ***
Ortalama kira: 800€
Yaşanılabilirlik: ***
Ünlü simgeler: Sant Sebastià Plajı, Sant Miquel Plajı, Barceloneta Plajı, Somorrostro Plajı, Homenatge a la Barceloneta (Üstüste binen dev kulüplerin oluşturduğu çalışma), El Peix d’Or (Plajların bitimindeki dev balık çalışması), W Hotel (Barselona’nın simgesi haline gelmiş yelken şeklinde lüks otel), Casa de la Barceloneta (Mahallenin geçmişini yaşatan 250 yıllık müze), Port Vell (Lüks yat limanları ve dinlenme alanları), L’Aquàrium (Barselona Akvaryumu), Opium Club (Şehrin en ünlü gece kulübü)

>>>Şehrin diğer mahalleleri için bir sonraki sayfaya göz atın..

Benzer yazılar...

2 Yorum

  1. Arel Logo Tasarım says:

    İlginç yerler

  2. Arel Logo Tasarım says:

    Çok şahane bir yer en kısa zamanda gitmek istiyorum.

Yorum yazın