La Merce Festivali

Eylül ayının 3. haftasında düzenlenen La Merce Festivali’ni pek bilen yoktur, özellikle Barselona’ya o tarihlerde yolu düşenler büyük sürpriz yaşarlar. Şehrin tamamına yayılan ve bir hafta boyunca düzenlenen yüzlerce etkinliği ile hayatın saf eğlence için aktığı, dünyanın en yoğun ve en gerçek festival atmosferlerinden birine sahip. Tabi ben de festivali duymamışlardandım, şehre varıp da yavaş yavaş insanlarla tanıştığımda herkes bana “Hazır mısın La Merce’ye?” diye sorup duruyordu. İnterneti açıp okumam gerekti ama biraz araştırdıktan sonra o tarihlerde şehre geldiğim için ne kadar şanslı olduğumu anladım. Belli ki, ömür boyu unutulmayacak deneyimler listesinde yerini alacak bir festival beni bekliyordu!

Corre Foc açılışı

Şehrin koruyucu azizesi Mare de Deu de la Mercè (Merhamet’in Bakiresi)’ye ithaf olunan festivalin ilginç bir tarihi var. 1687 yılında veba salgının pençesine düşen Barselona’da vali Consell de Cent, azizenin yardımını istemiş ve inanışa göre onun müdahelesi ile hastalık yok olmuş. Bunun üzerine şehrin koruyucu azizesi ilan etmişler La Merce’yi ancak Papa’nın bunu kabulü 1868 yılına kadar gerçekleşmemiş. Hafızası hala taze olan halk, o tarihin ardından azizeye şükranları sunmak adına festival düzenlemeye başlamış, 1902’de de La Merce organize hale getirilip kabaca şu anki halini almış. Bir yandan da yazın bitişini ve sonbaharını gelişini simgeliyor. En büyük etkinliklerin yapıldığı 24 Eylül günü “Fiesta Mayor” olarak geçiyor, ancak halkı o güne hazırlayan ve her gün dozunu artıran tam 600 kadar etkinlik bir hafta boyunca tam bir göz ve kulak ziyafeti sunuyor. Bu bir hafta boyunca metrolar 24 saat çalışıyor, yerel halkın çoğu işe gitmiyor ve festival coşkusunu yaşamak için buraya kadar gelmiş 2 milyon insanın arasına kendini bırakıyor.

Parc de la Ciudatella

Öncelikle La Merce festivali İspanya’nın değil, Katalunya bölgesinin festivali. Sadece diğer kültürleri halka tanıtmak amacıyla her sene dünyanın her yerinden bir misafir şehir belirleniyor ve o şehirden sanatçılar davet ediliyor. 2015 yılında Buenos Aires seçilmişti, 2009’da da İstanbul. Ancak İspanya’yı çağrıştıran hiçbir şey bulamazsınız. Bunun da sebebi tabi ki iç savaş ve Franco döneminde oldukça ezilen halkın 70’lerin sonunda demokrasinin gelmesiyle kimliklerini ifade edebilmek için festivallere büyük önem vermesi. Son 40 yılda toplumsal açısından adeta rönesans geçiren bölge halkı belki şu anda dünyanın en liberal halkları arasında ve her geçen sene sesini yükselten bağımsızlık çağrıları, festivallerin dozunun da giderek artması ile kendini gösteriyor.

18 Eylül günü Barselona’nın sevilen belediye başkanının, Plaça de Sant Jaume‘deki Ayuntamiento yani belediye binasının balkonuna çıkıp meydanda toplanan halka sadece Katalanca yaptığı konuşmasıyla başladı La Merce. Arada serpiştirdiği Refugees Welcome dışında ne dediğini anlayamadık haliyle, konuşmanın ardından binanın dev kapıları açıldı ve içinden çıkan dev maketler (Gigantes) halkın içine karıştı. Krallar, soylular ve azizlerin figürlerinden oluşan 10-15 metrelik bu devler flüt ve davullar eşliğinde dans ederek meydandan çıkıp ara sokaklara daldılar. Zaten ilerleyen günlerde bu devler şehrin sokaklarında rastgele geçişler yaptılar, bazen yolda yürürken gelen sesleri takip edip devleri aramaya koyuldum. Ne zaman nerede olacakları pek belli olmuyor. 🙂

Gigantes

Castellers – İnsan kuleleri

Tüm Katalunya’nın en önemli geleneksel şovlarından biri de on kata kadar yükselen insan kuleleri. Omuz omuza vererek mükemmel bir takım çalışması ile birbirlerinin üstüne tırmandıkları bu kulelerin en tepesine bir çocuk çıkıyor. Bir zamanlar ülkemizde kutlanan 23 Nisan ve 19 Mayıs gösterilerini stadyumlarda izleyenler hatırlar, oralarda da bu tür insan kuleleri yapılırdı da ağzımız açık izlerdik. Onun birkaç kat daha yükseğini düşünün. 🙂 Bu kuleleri izlemek isterseniz Plaça de Sant Jaume‘ye gitmeniz gerekiyor, yakından tanık olmak için erken saatte yerinizi almakta fayda var çünkü tüm festivalin en popüler anlarından biri. İlk dört beş katı karınca kolonileri gibi rahatça inşa ediyorlar, ancak daha sonraki her tırmanış sırasında insanın yüreği ağzına geliyor. Özellikle son kata çıkacak çocuğun yerden tek tek yükselip tepede yerini alana kadar geçen an nefes kesici.

İnsan kuleleri

Correfoc – Ateş koşusu

La Merce Festivali’nin genelde pazar gününde yapılan bu etkinlik, kesinlikle tüm bir haftanın doruk noktası. Karnaval çoşkusunun yerini cehennemi bir çılgınlığın aldığı, canlı renklerin ve ışık şovlarının üç dört saatliğine yok olup ateş ve kıvılcımın hükmettiği dünyadışı bir gösteri. Pamplona‘daki Boğa Koşusu ya da Buñol‘deki Domates Festivali’ne Barselona şehrinin karanlık cevabı adeta.

Corre Foc – Cehennem kapısı

 

Urquinaona‘yı sahile bağlayan Via Laietana Caddesi’ni kapatıp tam ortasına Cehennem Kapısı dedikleri dev bir geçit inşa etmişler. Yerel halk çeşitli zebani kostümleri içinde, turistler de ellerinde kamera üzerlerinde kapşonlu giysileri ve maskeleri ile bekleyiş içerisinde. Evet, her yerde sıkı sıkı giyinin, cildinizi açıkta bırakmayın diye uyarılar vardı ama tabi ki turist olarak bu ilk Correfoc’ta nelerle karşılacağımızı bilmiyorduk. Bilinmezlik cehennem kapısının açılışına kadar her geçen dakika tedirginliği artırdı, karanlığın çökmesiyle ateşler içinde kapı yavaşça açıldı. O sırada etrafıma bakındığımda insanların yüzünde acaba dönsek mi ifadelerini görüyorum. Sonunda kapının içinden daha önce gördüğümüz zebani kostümü içindeki gençler fırlayıp gruplar halinde şeytani danslar etmeye ve koşmaya başladılar. Ellerinde üç dişli çatalları kıvılcımlar saçıyordu, biz de bu muymuş diye biraz rahatlayıp sokağa doğru iyice yaklaştık. Daha sonra arkadan gelen gruplar kapıdan dev bir yaratık maketini sürmeye başladılar. Yaratığın ağzı aniden açılıp içindeki mekanizmayla ateşlenen kıvılcımları yoğun biçimde bize doğru püskürttüğünde kaçacak çok yerimiz yoktu. Birçoğumuzun elleri giysileri kıvılcımlardan yandı, kurtulanlar da kendini uzaklara attı. Tabi, işin eğlencesi bu, biraz alıştıktan sonra her yeni bir yaratığın gelişini bekledik.

Corre Foc

Yaratıklar caddeden sahile doğru yavaşça ilerlerken etrafında fır dönüp, ateşinden kaçmaya çalışarak çok eğlendik. İspanya’daki birçok festival gibi tehlike dozu yüksek bir etkinlik, eminim bazı yıllarda bu kıvılcımlar sonucu yaralananlar olmuştur. Ama kandaki alkol oranı belli bir seviyede olduktan ve etraftaki insanların da en az sizin kadar eğlendiğini gördükten sonra ne kadar tehlike altında olduğunuz bazen ikinci planda kalıyor. Correfoc da kesinlikle bu anlardan biriydi. 🙂

Corre Foc

Aslında Correfoc tüm Barselona halkının yıl boyunca hazırlandığı bir etkinlik. Bu dev yaratıkları inşa etmek için mahallece toplanıyorlar ve aylarca ne yapacaklarına karar veriyorlar, ateş mekanizmasını tasarlıyorlar ve kostümleri dikiyorlar. Mahallelilerin oluşturduğu gruplar Correfoc dışında başka şovlarda da görev alıyorlar. Barselona gibi büyük bir şehirde komşular arası bu kadar yakınlığın olduğunu görmek bile Barselona’yı sevmeme yetti.

Bu arada Correfoc’un hemen öncesinde çocuklar için düzenlenen daha uysal, zararsız mini bir Correfoc varmış, ben de sonradan öğrendim. Ailecek ziyaret edenler bunu tercih edebilir. 🙂

Mapping

Şehrin Casa Battló, Ayuntamiento gibi önemli binalarının dış cephelerinde belirli günlerde animasyon gösterileri yapıldı ancak ciddi bir çalışmanın ürünü olan ve binaların her bir taşının animasyonun parçası olarak kullanıldığı, insanın ağzını açıkta bırakan gösteriler bunlar. Birçoğunu videoya aldım, burada paylaşmayı isterdim. Zaten mimarisi dünyanın gözbebeği olan Barselona şehrinde binaları daha fazla ön plana çıkartamazlardı herhalde. Özellikle Gaudí’nin Battló ailesi için tasarladığı deniz mercanına benzer sürreal binası Casa Battló’nun dış cephesindeki şov festivalin en önemli anlarındandı. Binanın tarihini bina duvarına canlı canlı işleyerek başladılar, sonra yıktılar yeniden yaptılar, ardından da dev bir yılan gelip saldırıya geçti ki bu tür bir şovu benim diyen IMAX sinemasında yakalayamazsınız.

Casa Battlo Mapping

La Merce Festivali’nin şahsen en sevdiğim yanı yan etkinlikler oldu. Özellikle, oturduğum El Born semtine komşu Parc de la Ciudatella‘da öğlen saatlerinden başlayan konserler, dünyanın her köşesinden dans gösterileri ve çeşitli performanslar oluyordu. Parkta ilerledikçe yeni şeyler keşfediyorsunuz, bir tarafta yarısı kesilmiş bir yolcu uçağının içinde görsel illüzyonlar, diğer tarafta klozetten yapılmış dönme dolabı ve korkunç karakterlerin yer aldığı atlı karıncasıyla grotesk bir lunapark çalışması, canınız dans etmek istediğinizde ise içindeki güçlü hava akımının sürekli püskürttüğü konfetilerin ve renk oyunlarının içinde ilginç müziklerle kendinizden geçtiğiniz dev bir kubbe. Yine başka bir dev çadırda tanımadığınız insanlarla yanyana uzanıp tavandaki film gösterilerini izleyerek saatlerce oyalanabiliyorsunuz. Kimse uyumuyor zaten, karnaval havası gecenin geç saatlerine kadar aralıksız devam ederken gürültüden evinizde uykuya dalmanız güç. 🙂

İlginç bir dönme dolap çalışması

Kaçırdığıma çok üzüldüğüm onlarca şov oldu haliyle, çoğu gerçekten dünya standartlarında ve tamamı ücretsiz. Mesela Barselona Katedrali‘nin önünde Hollywood’un en ünlü film müziklerini icra eden ünlü bir orkestra vardı. Star Wars müziklerine gelince, orkestra şefi eline ışın kılıcını alıp gösteriye devam etmiş. 🙂 Yine mahalle gruplarının ve yurtdışından gelen uzman ekiplerin aylarca hazırlandığı ve her gün plajda gerçekleşen Piroteknik şovlarından sadece birini yakalayabildim ama tam anlamıyla havai fişeklere olan bakış açımı değiştirdi. Her gittiğim şehirde acaba havai fişek gösterisi var mıdır diye araştıran ve bulduğunda çocuklar gibi şen olan ben, belki de bu kadar güzel bir şov izlediğimi daha önce hatırlamıyorum. Denk geldiğim şovda havai fişek olgusuna oldukça deneysel yaklaşılmıştı, hiçbir atış düz bir şekilde yükselip patlayan fişeklerden ibaret değildi. Bazıları insan sureti, bazıları kelimeler, bazıları da denizin üzerindeki yansımalar düşünülerek hazırlanmıştı. Bazıları da sadece patlamaların yarattığı seslerden melodi çıkartmaya çalışıyordu. Ve bu gösteri yarım saat kadar bu şekilde aralıksız sürdü. Yılbaşı gibi kutlamalarda şehirler 10 dakika gösteri yapacaklar diye milyon dolarlar harcıyorlar deniyor ya hani. Açıkçası bir mahallenin çok daha görkemlisini yarım saat süre devam ettirebilmesini aklım almıyor. Ya da şehirlerimiz bu gösterilere harcanan miktarlar konusunda bizi kandırıyorlar, neyse.. 🙂

Ayuntamiento Mapping

Ünlü MACBA müzesinin önünde de en iyi yerel gruplar konser veriyor. Müzikseverler sırf yeni gruplar keşfetmek için sabah akşam burada takılabilir. Günlerden birinde okuldan onlarca kişi grup halinde müzenin merdivenlerine kurulduk, ismini bilmediğimiz ama bayıla bayıla izlediğimiz performanslar eşliğinde saatlerce oturduk, içtik ve dünyanın her yerinden onlarca insanla tanıştık. Şehrin bir numaralı bira markası olan Estrella Damm‘ın bira fabrikasında da zaman zaman partiler oldu ama denk getiremedim. Dedim ya, bütün önemli etkinlikleri yakalamak imkansız, ya da insanüstü bir enerjinizin olması gerekiyor.

Parc de la Ciudatella

Benim genelde her gün sabah dil okuluna gittiğimde arkadaşlarımdan neyi kaçırdığımı dinlemekle geçti zamanım, ya da o gün popüler olan ne varsa kararlaştırıp şehrin her köşesinde ayrı saatlerde ayrı arkadaşlarla sözleştik. Festivalin Katalanca resmi sitesi dışında tüm etkinlikleri listeleyen pek yer de yoktu, o yüzden tüm tavsiyeleri kulaktan kulağa aldık. Yemesi içmesi her yerde serbest, diğer festivallerdeki gibi kendi kurdukları stantlardan satın alma dayatması yok. Zaten etrafta sürekli “cerveza, cerveza” diye dolaşan Pakistanlı satıcılar sayesinde kutu bira sıkıntısı çekmiyorsunuz, sadece 1€. Gençler de büyük pet şişelerde litrelik şarap ve kolayı karıştırdıkları kalimotxo (kalimoço diye okunuyor)’ları çantaya atıp daha da ucuza getiriyordu. Kısaca şehrin ve insanlarının süper liberal yapısı organizasyona da çok güzel yansımış. Bir turist olarak belki de hayatınızda yaşayabileceğiniz en özgür anları bulacaksınız burada.

Kapanış gösterisi

Son günde Plaça d’Espanya‘da tam 45 dakika süren bir havai fişek gösterisi yapılıyor ve La Merce Festivali resmi olarak tamamlanıyor. Font Màgica Havuzu’ndan başlayıp meydanın ortasındaki dev heykele kadar belki onbinlerce insanın toplandığı kalabalık, her on saniyede bir büyük gürültüyle patlayan fişeklerin altında kollektif bir büyülenme içindeydi. Kimse konuşmuyordu ve eminim oradaki hiçbir insan o gün, o saatte, o dakikalarda, dünyanın o noktasından farklı bir yerde bulunmak istemezdi.

Kapanış gösterisi

Bir seferle bırakılmaması gereken ve defalarca gidilebilecek, her gidildiğinde de yeni şeyler keşfetmenin garanti olduğu son derece çılgın bir eğlence La Merce. Festivalleri dünyaca ünlü İspanya’nın en büyük parti şehri olan Barselona’nın yıl boyunca gerçekleşen en büyük festivali. Daha ötesini söylememe gerek var mı? 🙂

Benzer yazılar...

5 Yorum

  1. Dh Yatçılık says:

    Bende yeni duyuyorum daha bu festivali faydalı ve güzel makale için teşekkürler 🙂

  2. Aykut says:

    “Ünlü MACBA müzesinin önünde de en iyi yerel gruplar konser veriyor. la-merce05Müzikseverler sırf yeni gruplar keşfetmek için sabah akşam burada takılabilir.” Bu kısmı oldukça ilginç geldi. Hani Unkapanı plakçılar çarşısı önünde sazını alan şarkı/türkü söyler.. direk aklıma bu geldi 🙂 Benzer özellikler taşıyoruz.

  3. WebKenti.Net says:

    İmkan olsa diyar diyar dolaşsak 🙂

Yorum yazın