Ve Tayland Adaları.. Krabi & Phuket


[singlepic id=1118 w=200 h=150 float=left]Hani yağmurdan kaçarken doluya tutulmak derler ya, kelime kelimesine yaşadım bunu. Tamam, Malezya’da yağmur sezonuydu ve bunu bile bile gittim ülkeye. Çünkü asıl hedefim Tayland’dı ve karayoluyla Malezya üzerinden geçmem gerekiyordu. Herkesin söylediği Tayland’a varınca yağmurlar dinecek, havalar açacak ve adalar en güzel fotoğraflarını verecekti. Hava durumunu gösteren siteler bile günlük güneşlik gösteriyordu Tayland’da ilk durağım olan Krabi’yi. Ama hesaplar hiç tutmadı nedense, yol boyunca sıkıntılı, kara bulutlarla işgal edilmiş gökyüzü Krabi’ye girer girmez patladı. Öyle bir yağmur başladı ki sormayın, sadece 15 dakika içinde ortalık küçük çaplı bir sel halini aldı. Otobüs istasyonunda kısılıp kaldım, iki saat boyunca sokağa adım atmak bile imkansızdı.

Tayland’da nedir şu muson yağmurlarından çektiğim, geçen sene de nasibimizi almıştık 10 günlük gezimiz boyunca. İlerleyen günlerde havanın düzelmesini ummaktan başka çare yok. Neyse yağmur sonunda yavaşladı da üzerime panço yağmurluğumu geçirip hızlı adımlarla hostele doğru yürümeye başladım. Rezervasyon yapmamıştım, yolda başka bir yerde aynı fiyata ranza yatak yerine oda verdiklerini okuyunca ben de bu yeni yerde kalmaya verdim 🙂 Tabi o gün yağmur hiç dinmedi, sokağa çıkıp şöyle plaja gitmeyi, kendimi sıcacık kumların üzerine bırakmayı hayal ediyordum ama hepsi hayal olarak kaldı. Ben de büyük umutlarla ertesi gün havanın mucizevi bir geridönüş yapmasını bekleyerek yatağa yattım.

Krabi’ye gelmemin aslında tek sebebi vardı: kaya tırmanışı. Denizden doğaüstü biçimde göğe doğru sivrilen kireçtaşı kayalıklar tırmanış için en güzel koşulları yaratıyor, bölgeyi dünyanın en iyi kaya tırmanışı [singlepic id=1127 w=200 h=150 float=left]noktalarının arasına, belki de tepesine koyuyor. Kıyı şeridinde tırmanış için tam 650 farklı rota var, birçok tırmanış okulu her gün yüzlerce yeni öğrenci yetiştiriyor, dünyanın her yerinden meraklıların sırf tırmanış eğitimini almak için buraya geldiğini görmek o kadar şaşırtıcı değil. Eğitimler yoğunluğuna göre 3-5-10 günlük paketler şeklinde, fiyatları 800-5000BHT arası değişiyor. Ben de yolculuğa çıkmadan önce kapalı salonlarda tırmanış eğitimi almıştım, bunu gerçek doğada test etmek için en güzel yer olacaktı Krabi. Yapanlardan duyduğuma göre en güzeli de eğitimden çok eğlence amaçlı yapılan tekne turlarıymış. Tekneler sizi seviyenize göre en uygun[singlepic id=1122 w=150 h=200 float=right] kayalıklara götürüyor, eğitmenler eşliğinde ipli tırmanışın temel kurallarını öğrendikten sonra denemeler yapmaya başlıyorsunuz. Daha sonra ise sizi başka bir yere götürüyorlar, tam 90 derece dikliğe sahip olan sarp kayalıkta bu sefer ipsiz tırmanıyorsunuz! Evet, amaç çıkabildiğiniz kadar çıkmak ve o noktadan kendinizi denize bırakmak. 20 metre, 30 metre, ne kadar isterseniz o kadar çıkın, deniz yeterince derin ne de olsa. Ama bir kere çıktıktan sonra[singlepic id=1123 w=200 h=150 float=left] denize atlamaktan başka çareniz yok, çünkü yamaca bağlanan yol yok. Harika geliyor kulağa dimi? Dönüş yolunda ise parti, barbekü ve içkiler eşliğinde tüm tırmanış yorgunluğunu atıyorsunuz. İpsiz 30 metre tırmanmak ve o yükseklikten denize atlamak.. Tam bana göre bir deneyim 🙂 İşte bunlar için gelmiştim bu güzide kasabaya ama şansım yokmuş, çünkü yağmurlu havada kaya tırmanışı yapmak doğal olarak çok riskli. Üstelik Singapur’da ayak tabanımı incitmiştim ve ağrısı bir türlü dinmedi. Sakat sakat tırmanış yapmak da eğlenceden çok eziyete dönüşebilir.

Eh ertesi gün de zaten hava düzelmedi, tüm şartlar aleyhime olunca Krabi’de kaya tırmanışı deneyimimi bir sonraki sefere bırakıp bir an önce yola devam etmeye karar verdim. Koh Phangan’a gitmeden önce 3 günüm vardı, ne [singlepic id=1127 w=200 h=150 float=right]yapsam ne yapsam diye düşünürken bari Phuket’e gideyim dedim. Esnek olmak iyi güzel de kötü tarafları da var, mesela plansızlıktan çevredeki ilginç ve bilinmeyen yerler hakkında tam araştırma yapamıyorsunuz ve saklı cennetleri pas geçiyorsunuz. Üstelik ulaşımınızı ayarlarken son ana kaldığınız için ya bilet fiyatları pahalı oluyor ya da yer bulmak sıkıntı oluyor. Özellikle Tayland’daysanız ve en yüksek sezonun tam ortasındaysanız fiyatlarda herhangi bir üst limit olmadığını söylemeliyim. 180Baht’lık otobüs bileti rahatlıkla 500Baht’a çıkabiliyor, ne de olsa siz almasanız da o bilete talip olacak başkaları var. Yemek fiyatları, içkiler, hindistan cevizi fiyatı bile iki katına çıkıyor 🙂 Kalacak yer bulmak ise tam kumar işi, yüzlerce yerden on yirmi tane yer kalmış boş yatağı olan, onların da nasıl çıkacağı hiç belli değil. Nispeten yüksek puan alanlardan birine sadece tek gecelik rezervasyon yaptırdım. [singlepic id=1132 w=200 h=150 float=left]Beğenmezsem başka yerlere bakacaktım. Neyse ki beklediğimden iyi çıktı, sekiz kişilik tertemiz odasındaki ranza yatağa gecelik 300Baht (10$) istiyorlardı, Phuket’te yılbaşı dönemi için oldukça uygun bir fiyat. Hemen sonraki iki günümü de sağlama alıp uzattım rezervasyonumu. Tek sorun odamdaki manyak İtalyanlardı, dertleri ne çözemedim, sabahtan akşama kadar odada takılıyorlardı ve sürekli sarhoş gibi davranıyorlardı 🙂 Hatta bunlardan biri gecenin yarısı odaya ladyboy getirmiş, ertesi sabah resepsiyoncu söyledi. Hemen yan ranzamda işlerini görmüşler! Neyse uyanıp o manzarayla karşı karşıya kalmamışım, zaten sabah otelden çıkış yaptılar da sorun kalmadı. Gerçi yerlerine en az onlar kadar sarhoş İngiliz gençler geldi, Phuket’te kimsenin kafası ayık değil anlaşılan 🙂 Bu arada ladyboy demişken, bu kavrama yabancı olanlarınız vardır belki. Açıklayayım.. Bizim travestilere onlar ladyboy diyorlar, özellikle Phuket’te toplanmışlar, kafanızı çevirdiğiniz her yerdeler. Bir kısmı çok belli olsa da genelde ladyboy’ların dönüşümüne hayran kalıyorsunuz. Minyon[singlepic id=1163 w=200 h=150 float=right] yüzleri, ince boyunları ve cerrahiyle mükemmelleştirilmiş bedenleri, kadınsı ses tonları ile kim kadın kim ladyboy anlamak çok zor. Ya da şöyle diyeyim, eğer sokakta güzel bir Tayland’lı görürseniz genelde ladyboy’dur. Hayır, onlara karşı bir ilgim yok yanlış anlaşılma olmasın ama gören herkes hak verecektir emin olun 🙂 Travesti güzellik yarışmaları bile yapılıyor ülkede. Bu arada her ladyboy fahişelik yapacak diye bir kural da yok. Restaurantta garson, markette satıcı, otelde resepsiyonist, kısaca her yerde karşınıza çıkıyorlar. Halk tamamen kabul ediyor bu durumu, onlara göre ayıplanacak bir durum yokmuş. Aynı şekilde kadın fahişeler de öyle. Fahişeliğin yüksek statü simgesi sayıldığı nadir ülkelerden biri Tayland. Budist felsefesine göre [singlepic id=1130 w=200 h=150 float=left]hizmetin her türlüsü kutsal, fahişelik de bir hizmet olduğu için köylerinde ergenlik yaşına gelmiş fakir kız çocukları büyük şehirlere gidip seks turizminin bir parçası haline geliyorlar, bunun için başta Phuket ve Pattaya olmak üzere turistlerin bol olduğu yerlerde alıyorlar soluğu. Ve bunu fırsat bilen Avrupalı, Amerikalı amcalar son yirmi yıldır Tayland’ın kapılarını aşındırıyor, kollarında 15 yaşlarında Taylandlı kızlar, günlük komik rakamlara bir nevi karısı oluyorlar bu amcaların. Doksan yaşında yürümekte bile zorlanan bir turisti yanında minicik bir kız ile elele görebiliyorsunuz mesela, burası Tayland. Ve bu fahişeler on onbeş yıl boyunca yeterince fahişelik yapıp, para biriktirip memleketlerine döndüklerinde saygıyla karşılanıyorlar ve köyün en zengin erkeğiyle evlenmeye hak kazanıyorlar. Kulağa gerçekdışı geliyor dimi? Ben de inanamamıştım ilk duyduğumda ama eskiden çok daha yaygın olsa da hala bu geleneğin devam ettiği yerler varmış. Alan memnun satan memnun, evet ama [singlepic id=1139 w=200 h=150 float=right]sokaklardaki o manzara gerçekten mide bulandırıcı. Düşünsenize.. Dedeniz yaşında adam barda oturmuş, ağzının suyu aka aka yan sandalyedeki çocuğun vücuduna dokunup çeşitli yerlerini öpmeye çalışıyor, kız da durumu kabullenmiş, hatta dedeyle ilgilenmeyip arkadaşlarıyla daha iyi bir talip çıkar mı diye sağa sola bakınmakta. Şehre seks turizmi için gelip hayatının sonuna kadar kalmaya karar veren çok yabancı var, kaldığım hostel’in sahibi Sean da bunlardan biriymiş. Bir arkadaşıyla çıktığı Bangkok gezisi sonrası tüm hayatı değişmiş, hemen Tayland’lı birkaç sevgili edinmiş, karısından boşanmış ve Kanada’da sattığı eviyle Tayland’da hem üç tane ev almış, hem de otel ve güzellik merkezi açıp iş hayatına atılmış. Şimdi şakır şakır Tayca konuşuyor ve hayatından çok memnun.

[singlepic id=1165 w=200 h=150 float=left]Bütün bunları bir kenara koyarsak Phuket’in sunabileceği güzellikler yok değil, hatta bol miktarda mevcut. En önemlisi hemen çevresinde bulunan muhteşem güzellikteki adaları. Her gün yüzlerce tur teknesi kalkıyor Phuket limanlarından, günübirlik gezi yapmak isteyen binlerce turistle dolu olarak. Bu gezilerin en popüleri Phi Phi Adası. “Pipi” diye telaffuz etmelisiniz, “Fifi” diyene gülüyorlar ona göre 🙂 Leo Di Caprio’nun oynadığı The Beach filmini hatırlarsınız, En İyi 10 Gezi Filmi listemde de kendisine yer bulmuştu. İşte filmin geçtiği esas plaj bu adalardan birinde bulunuyor. Geçen sene yaptığımız tekne turunda buraya gidememiştik, çünkü dalgalar girişi dar olan koydan geçişe her zaman izin vermiyor. Artık orayı görmeliydim, ne de olsa yaz sezonundayız, dalgalar yoktur hava da açık olur… Ama yok, Phuket’te de kötü hava bırakmadı peşimi, deniz aşırı [singlepic id=1136 w=200 h=150 float=right]dalgalı, hava ise yağmasa da kapkara bulutlarıyla yeterince tehdit ediciydi. O gün turdan dönen Avustralyalı bir eleman Phi Phi’ye gitmeyi bırak yarı yoldan dönmek zorunda kaldıklarını ve yol boyunca teknedeki herkesin sürekli kustuğunu anlattı. Durum sıkıntılıydı anlaşılan ama yine de ertesi güne, Phuket’teki son günüme rezervasyon yaptırdım. Ve, bu sefer şansım yağver gitti. Deniz hafif dalgalı olmasına rağmen Maya Koyu’na girebilecek kadar iyiydi, hava da güneşli değildi ama şahane fotoğraflar çıkmasına engel olmadı. Dünyanın en güzel yerlerinden biri olabilir bu koy, Tayland’lılar da bu hazineyi korumak için ellerinden geleni yapıyorlar. Plajda ya da koyun içlerinde otel, bar, restaurant inşa etmek yasak, sadece iki kulübe var plajda biri güvenlik için diğerinde de atıştırmalık bir şeyler satılıyor. [singlepic id=1147 w=200 h=150 float=left]Bu arada Maya Plajı’nda gece konaklamalı geziler de var, günbatımında yola çıkıp sabah erken saatte geri dönüyorsunuz. Bembeyaz kumların üzerinde uyuyorsunuz, gündüz plajı dolduran turist yoğunluğundan uzak, sadece siz, ayışığı ve yıldızlar. Gece o denize girmesi de büyüleyici oluyordur eminim. Bir sonraki sefere gece gezisi yapmalı. Ama amacıma ulaştım, o yüzden sıradaki durağımız olan Phi Phi Don (Pipi don – isimlere bak 🙂 ) Adası’ndaki bir saatim çok rahat geçti. Bu adada konaklama imkanı var, sırtçantalılar için Tayland’ın en gözde noktalarından biri. Her şey ucuz ve kolay erişilebilir. Bir yığın dalış merkezi, hem eğitim almak isteyenlere hem de sertifikası olup da sadece günübirlik dalış yapmak isteyenlere hizmet [singlepic id=1159 w=200 h=150 float=right]veriyor. Bu arada 2004 Aralık ayındaki meşhur tsunamiden de en çok etkilenen yerlerden biriydi ada, Tsunami Köyü’ndeki yıkık binalarıyla, paramparça olmuş deniz mercanlarıyla ve çeşitleri oldukça azalmış deniz canlılarıyla felaketin etkisi halen yoğun olarak hissediliyor. Bütün bu zararın tamiri, özellikle deniz florasının eski haline dönmesi için belki asırlar geçmesi gerekecek, üzücü gerçekten. Ama adada hayat bir şekilde devam etti ve aradan geçen zamanda eski popülerliğini hızla geri kazandı. [singlepic id=1151 w=200 h=150 float=left]En başta ben de Phuket yerine Phi Phi’de kalmayı düşünüyordum ama Phuket’te sorduğum kişiler şu anda her yerin dolu olduğunu, ada küçük otel sayısı da az olduğu için müsait olan birkaç yerdeki döküntü yatakların fiyatlarının 700-800 Baht’tan başladığını söyleyince şansımı denemekten vazgeçtim. Sonuçta adaya tek yön gittikten sonra dönüş biraz sıkıntılı oluyor, Phuket’e son tekne erken saatte olunca adada tıkılıp kalıyorsunuz. En azından adayı görmüş olduk deyip bol bol fotoğraf çektim ben de. Bu arada günübirlik tekne gezisine 1000 Baht verdim, gidilen yerlerde şnorkel ve teknede harika bir öğle yemeği de dahildi.

Phuket’te iki defa sinemaya gittim. Malezya’da ne kadar özlediğimi farketmiştim sinemaya gitmeyi, Tayland’a gelince de film afişlerini görür görmez daldım içeri. Mission Impossible 4 ve Immortals filmleri vardı da izlenesi bir şeyler bulması zor olmadı. Bu arada Tayland’da film başlamadan hemen önce kralın görüntüleri eşliğinde saygı duruşunda bulunmanız gerekiyor, onu ne kadar sevdiklerini[singlepic id=1131 w=200 h=150 float=left], tanrı gibi gördüklerini zaten yazmıştım. Sinema dışında zamanım Phuket’in en canlı yeri olan Patong’da oyalanmakla geçti, bol bol gezdim, dinlendim, eğlendim, insanların noel çoşkusunu iliklerime kadar hissettim. Rus turistler basmış Phuket’i, geçen seneyle kıyaslayınca inanılmaz fark var. Böyle olunca Rusça yazılı dükkanlar, Ruslara hizmet veren barlar ve Rus çalışanlar bitmiş her köşe başında. İngilizce öğrenmek istemeyip, gittiği her yerde kendi alfabesini arayan, diğer milletten insanlarla kaynaşmayıp kendi aralarında takılmayı tercih eden, kapalı bir toplumlar, anlamakta zorlanıyorum. Ve Avustralyalılar, sağda solda “Kanguru Bar”, “Sörf Bar”, Tayland’a zaten küçük Avustralya diyebiliriz ama onları Ruslar’a bin defa tercih ederim orası ayrı 🙂 Büyük yılbaşı eğlencesi öncesi güzel bir ısınma dönemi oldu bu üç günlük Phuket ziyareti. Böylece son gün oldukça yüksek fiyata Koh Phangan’a gidiş biletimi (otobüs+feribot 1000 Baht) aldım ve Phuket’e veda ettim. Yolda gördüğüm aynı yolu paylaştığımız yüzlerce otobüs, binlerce genç sırtçantalı bizi neler beklediğinin habercisi gibiydiler. Şimdi Full Moon Party zamanı 🙂


You may also like...

6 Responses

  1. O kayalara tırmanmamız yakındır Bekran 😉

  2. Umarım hava iyi olur da orada kaya tırmanışını yapabiliriz. Tırmanmaya iyi tırmanırım da, atlaması beni korkutuyor 🙂

  3. Nazan Şentrk says:

    Tavsiye ettiğin gezi filmi The Beach’i izledim güzeldi gerçekten.Tayland yazını okuduktan sonra izlemesi daha bir güzeldi.

  4. Tayland says:

    2013 sonu insaalah bende o adalarda olacagim yazınızı dikkate alacagim

Yorum yazın