Bangkok: Bölüm 1


Gözlerimi açtığımda hostes omzuma hafifçe dokunuyor, kemerimi bağlamamı söylüyordu. Ne kadar zamandır uyuduğumu bilmiyorum, son hatırladığım uçağın Mumbai Havaalanı’ndan kalkışa geçtiği ve göz kapaklarımın karşı konulamaz derecede ağırlaşmasıydı. Önceki gece hiç uyumamıştım ve ihtiyacım olan uykuyu dört saatlik uçuşta alabilirim diye düşünmüştüm. Neyse ki iki yanım da boştu da rahatça yayılıp yatabildim. Pilotun anonsu geliyor “Bayanlar baylar, şu anda Bangkok’a doğru alçalmaya başladık. 45 dakika içinde ineceğiz. Lütfen kemerlerinizi bağlayın…”. Denileni yapıyorum, koltuğumu dikleştiriyorum ve güneşliği kaldırıyorum. Uçak yolculuğunun en sevdiğim taraflarındandır alçalırken ineceğim şehri seyretmek, o yüzden daima cam kenarı alırım uçuşlarımı. Hele önceden araştırma yaptığım ve ilk defa ziyaret edeceğim bir şehirse şehre kuşbakışı bakıp önemli yapıları görmeye çalışır, kendi kendime oyun oynarım ne nerede diye. Bangkok’a daha önce bir kez gelmiştim, bu sefer bildiğim yerleri görüp hatırlamaya çalışayım diye hevesle gözlerimi camdan dışarı çeviriyorum ve… şehir sular altında! Hayatımda böyle bir manzara görmedim, ufka kadar tüm alanda sular az katlı evlerin büyük kısmını yutmuş, çoğu yerde sadece çatıları seçebiliyorum. Yüksekte kalan otobanlar var, insanlar muhtemelen su basmadan önce arabalarını otobanın emniyet şeridine parketmişler ancak o bile fayda etmemiş. Sular otoban seviyesini de geçmiş, koca yolda giden tek araç yok. Tam bir hayalet şehir, görenin içini parçalıyor. İkinci anons geliyor: “Bayanlar baylar, uçağın iki tarafında selin yarattığı manzarayı görebilirsiniz. Şu anda şehrin kuzey bölgesindeyiz ve buradan ülkenin kuzey sınırına kadar yüzlerce kilometrelik bölge bu şekilde sular altında kaldı.” Ülke tarihinin bu en büyük sel felaketi yüzünden milyonlarca insan evlerini boşaltmak zorunda kalmış, yüzlerce kişi ise yaşamını yitirmiş. İzlanda’da yanardağ patlaması, Japonya’da tsunami, Türkiye’de Van depremi, Tayland’da sel… Son on yılda tam 4022 doğa felaketi meydana gelmiş ve toplamda 2,7 milyar insanı etkilemiş (1 milyar sel, 940 milyon kuraklık, 84 milyon deprem). Doğa felaketleri maalesef yaşamımızın bir parçası ve onları tahmin edemememiz ya da kontrol edememiz çok acı.

[singlepic id=526 w=200 h=150 float=left]Bangkok’a gelmemin iki amacı var: bir sonraki hedefim Myanmar için vizeye başvurmak ve Japonya için kalın kıyafetler almak. Aralık ayı Japonya’da oldukça soğuk geçiyormuş, halihazırdaki kıyafetlerle gidersem herhalde donup kalırım orada. Kalın kışlık kıyafetleri aldıktan sonra büyük sırtçantamı Japonya için hazırlayıp Bangkok Havaalanı’ndaki Bagaj Ofisi’ne bırakmayı planlıyorum. 8 gün Myanmar’da gezdikten sonra Bangkok’a geri dönüp çantamı geri alacak ve havaalanından çıkmadan 5 saat sonra Japonya uçuşuma bineceğim. Bu sayede Myanmar’da da 8 gün boyunca küçük sırt çantamda olabildiğince az eşyayla çok hafif gezmiş olacağım. İtinayla planladım her şeyi, umarım problem çıkmaz 🙂 Ama önce vizeyi almalıyım.

Önceden otel rezervasyonu yapmamıştım, çünkü şehirde durumun nasıl olduğunu bilmiyordum, mümkün olan en kuru yerde bir yer seçeceğim. Uçaktan gördüğüm manzara şehrin kuzey tarafına aitti, güneye inildikçe su seviyesi azalıyor ve turistik yerler dahil olmak üzere şehir merkezi kuru gözüküyor. Havaalanlarından da biri sular altında kalmış, durum gerçekten vahim. En ucuz otellerin olduğu Khao San Sokağı’na gidiyorum önce, şansıma hiç sel belirtisi yok. Not aldığım otellerden birinde yer varmış, hatta sel nedeniyle tüm odalarda %20 indirim yapmışlar. Tek kişilik odaya tek[singlepic id=513 w=200 h=150 float=right] gecelik 10$ veriyorum, dört gece buradayım ama ne olacağı belli olmaz tabi. Sokakta halk büyük bir hızla iş yerlerini olası sele karşı koruma altına almaya çalışıyor. Neredeyse tüm dükkanların önünde yeni örülmüş duvarlar ve üstüste dizilmiş kum torbaları var. Bu hummalı çalışmanın nedeni televizyonda suların bir hafta içinde buraya inebileceğinin açıklanmasıymış. Ortalık savaş alanı gibi, her saat geçtikçe bir dükkan daha kendi cephesini oluşturuyor. Odama geçtikten sonra hala ne kadar yorgun olduğumu farkettim, öylece yatıp uyumuşum.

Ertesi gün erkenden kalkıp konsolosluğa gitmek için hazırlanıyorum. Taksi ve skytrain ikisilinden sonra 10 dakika yürüyerek konsolosluğu rahatça buluyorum. Burada taksiler çok ucuz, her yere taksiyle gidilebilir. 10km gibi bir mesafeye sadece 5TL alıyorlar, tabi bunun için taksimetre açmaları lazım. Bir [singlepic id=515 w=200 h=150 float=left]kısmı buna yanaşmayıp astronomik fiyatlar çekiyorlar ama yılmayıp birkaç taksiye sorarsanız dürüst bir sürücüye mutlaka denk gelirsiniz. Şehirdeki tek sorun trafik ışıkları sayesinde oluşan yoğun trafik. Sanırım dünyanın en uzun beklenen kırmızı ışığı burada, daha uzununu gören-duyan varsa düzeltsin beni: 300 saniye! Bazı ışıklarda 300 saniye, çoğu ışıkta ise en az 150 saniye bekleme süresi var. Bir de iş çıkış saatlerine denk gelirseniz 10 dakikada yürüyebileceğiniz mesafe taksiyle sürüyor 30 dakika. Ama ilk defa gördüğüm ve takdir ettiğim bir uygulama var şehirde: Hani İstanbul’da E5’te falan köprü durumunu gösteren elektronik tabelalar vardır ya, burada ise bir adım öteye taşınmış, her tabelada o yolun 100 metre çapındaki tüm sokaklardaki trafik durumu haritada renklerle belirtiliyor, böylece trafikten kaçmak için nereden gitmeniz gerektiğinizi biliyorsunuz. Sonuçta konsolosluğa vardım varmasına ama beni bir sürpriz bekliyor: Konsolosluk kapalı, çünkü bugün dolunay günüymüş ve her dolunay ülkede resmi tatil sayılırmış. Koca ay boyunca tatil olan tek güne denk geldim, şansa bak. İşin kötü tarafı uçak biletimi çoktan almıştım ve Pazar günü uçuyorum. Yarın Cuma vizeyi almak için son şansım, aksi halde Myanmar gezisi tamamen iptal olur. [singlepic id=516 w=200 h=150 float=right]Ben de Khao San’a geri dönüp zaman geçirmeye bakıyorum, burası sırtçantalıların Mekke’si. Bir gezginin ihtiyaç duyabileceği her şey var burada, bir sonraki gideceğiniz ülkeye otobüs, tren bileti alabilir, vizelerinizi çıkartabilir, paranızı bozdurabilir, hatta sahte öğrenci kimlikleri ve ehliyet bile yaptırabilirsiniz. Bu nedenle her gezgin buraya gelip mutlaka bir süre takılır, bu süre içinde hem gezisinin devamını planlar ve hem de aynı rotayı takip edecek yol arkadaşları bulur. Şehir içinde ayrı bir şehir gibi. Ama sel felaketi yüzünden eski tadı kalmamış doğal olarak. Geçen sene geldiğimizde çok daha hareketliydi, akşam eğlenmek için Bangkok’ta gidilebilecek en iyi yerdi. Şimdi bakıyorum da, o sürekli gülümseyen Tayland’lıların suratlarından düşen bin parça, sadece ekmek parasını çıkarabilmek için burada kaldıkları o kadar belli ki.

[singlepic id=517 w=200 h=150 float=left]Cuma günü sabahtan şansımı tekrar deniyorum ve konsolosluk bu sefer açık. Belgelerimi verip (başvuru formu, pasaport fotokopisi, 2 fotoğraf) ücretimi ödüyorum (aynı gün almak için 1260Baht, 3 iş günü beklemeye razıysanız 810Baht ödemelisiniz) ve görevli bana saat 3:30’da pasaportumu teslim almam için geri gelmemi söylüyor. Denilen saatte döndüğümde de hiç zorluk çıkartmadan veriyorlar pasaportumu. Harika, bu iş halloldu. Şimdi Japonya için alışveriş yapmaya gidebilirim. Orada giyeceğim kıyafetler yolun devamında uzun süre işime yaramayacak (Patagonya’ya kadar, ki o da 4 aylık bir süre demek) ve Japonya dönüşü bırakmak zorunda kalacağım. O yüzden olabildiğince ucuzlarından almak için MBK Alışveriş Merkezi’ne gidiyorum. Bu devasa binanın her katında yüzlerce küçük mağaza var ve kıyafetten, elektroniğe, yerel yemeklere her şeyi bulabilirsiniz. Geride bıraktığım 40 günde hiç Türk görmeyip, şu alışveriş merkezinde bir günde 6-7 kişi görmem de çok ilginç, yorumu artık size bırakıyorum 🙂 Kıyafetler ya sahte marka ürünler ya da ucuz yerel markalar, üzerinde pazarlık payları da var. Toplam 36$’a kalın bir bot, kazak, 3 tane yün çorap, içlik, ve ekstra iç çamaşırı alıyorum. Burası aynı zamanda para [singlepic id=518 w=200 h=150 float=right]bozdurmak için de şehirde en iyi kuru veren yermiş. Myanmar parası ülke dışında geçmiyor, o yüzden ülkeye dolar götürüp orada bozdurmam gerekli. İlginç bir takım kuralları var, örneğin sadece tertemiz dolar banknotlarını kabul ediyorlar ve bu banknotlar hiç bir şekilde katlanmamalı, kırışmamalı ya da üzerinde en ufak bir yazı bile olmamalı, aksi halde elinizde harcayamacağınız bir ton parayla kalıyorsunuz ülkede. Ayrıca 100$’nız CB serisi olmamalı, çünkü eski üretilen baskılardanmış onlar. E kredi kartı geçmediği ve yeni para çekebileceğiniz bir ATM de olmadığı için ya sokakta yatacaksınız ya da geldiğiniz gibi geri döneceksiniz. ABD’de bile bu kadar özen göstermiyorlar paralarına, nedir bu anlamış değilim 🙂 Bangkok’ta da dolar satın almak da zormuş, MBK’nın en üst katında 6-7 tane banka var, hepsi dolar alıyor ama satan sadece biri var. Amma kıymetliymiş yahu bu dolarlar. Neyse 8 günlük gezim boyunca tahmini bütçem 100$ ama nolur nolmaz diye 1 adet 100$, 2 adet 50$ ve 2 adet de 5$ alıyorum yanıma. Kadının getirdiği 50$’lar kırışık çıkınca başka getirmesini istiyorum, garip garip bakıyor. Khao San’a döndüğümde saat geç olmuştu, Cuma akşamı olmasının da etkisiyle sokak biraz canlı. Sağlı sollu barlar şehrin her yerinden gelen insanları barındırıyor, sarhoş turistler ise kendilerini hemen belli ediyor. Ne kadar ve günün hangi saati sarhoş olduklarına göre hangi ülkeden geldiklerini çözebilirsiniz. Başka bir yazımda buna değinirim 🙂 Ben de sokak yemekçilerinden ızgara etimi yiyip üstüne favorim muzlu-fıstık ezmeli gözlememi mideye indiriyorum ve biraz oyalandıktan sonra otele dönüyorum.

Ertesi gün kalktığımda[singlepic id=525 w=200 h=150 float=right]kendimi iyi hissetmiyorum, hastalanmışım ve sürekli öksürüyorum. Hiçbir şey yapacak halim yok. Şehrin kuzeyindeki antik kent Ayutthaya’ya gitmek istiyordum ama şu anda orası sular altındaymış ve gitmek için hiçbir yol yok. Şehir içindeki önemli yapılar bile kuru bölgede olsalar da kapılarını ziyaretçilere kapamışlar olası su basmasına karşın. Ben de dinlenerek geçirmeye karar veriyorum bu günü. Bu arada bir konuda çok pişman oldum. Benim Myanmar dışında Laos vizesine de başvurmam gerekiyor ve Bangkok bunun için ideal bir yer. Ancak ben çok araştırma yapmadan Laos Konsolosluğu’nun vize için beni en az iki üç gün bekleteceği gibi saçma bir önyargı içinde olduğum için Myanmar’ı alıp sonra bakarız diye düşünmüştüm. Perşembe Myanmar Konsolosluğu da kapalı olunca Laos vizesine hiç bulaşmamaya karar verdim. Oysa Laos vizesi başvuru formu ve 1 fotoğraf ile gidildiğinde 10 dakikada çıkıyormuş! Ve ben Perşembe bütün gün boş boş durdum. Şimdi 10 dakikada alabileceğim vize için şimdi belki de Kamboçya’dan yüzlerce km yol çekerek Bangkok’a dönecek ve vizeyi alıp bir o kadar yol daha ile Laos’a geçeceğim. Ya da Kamboçya’daki konsoloslukta vizeyi vermeleri için dua edeceğim. Bazen o kadar plan yapıp bu kadar basit bir şeyi gözden kaçırdığım için kendime çok kızıyorum. Neyse.. Alacak son iki parça kıyafetim kalmıştı, onlar için tekrar MBK’ya gideyim diyorum. Aradıklarımı kısa sürede bulduktan sonra taksiye atlayıp geri dönmek [singlepic id=520 w=200 h=150 float=left]var aklımda ama taksideyken yolda Altın Tepe’nin önünden geçiyoruz: Resimlerini çok gördüğüm ve geçen sefer gidemediğim bir yer, gezgin ruhum bir anda şahlanıyor ve hasta olmama rağmen taksiye durmasını söylüyorum. Ülkeden ayrılmadan göreceğim bir yapı olsun bari 🙂 Tepe dediğim, yüksek, altından bir tapınağın etrafından dönen devasa merdivenler yapmışlar. Oraya varmak için aşırı kalabalık bir sokaktan geçmek gerekiyor, adım adım ilerliyoruz ve benden başka turist yok. İşte Bangkok’taki günlerim boyunca en sevdiğim anlardan biri buydu. Taylandlılar sosyal bir halk ve akşam belli bir saatten sonra herkes kendini dışarı atıyor, [singlepic id=523 w=200 h=150 float=right]yemeğini dışarıda yiyor, arkadaşlarıyla buluşup içiyor ve evlerine de geç saatte dönüyorlar. Bu yüzden her yerde sokak yemekçileri var, her çeşit eti, yumurtayı, sebzeyi, noodle’ı ve pilavı değişik yöntemlerle pişirilmiş şekilde bulabiliyorsunuz. Tayland sokak yemeği konusunda dünyanın en zengin seçeneğine sahip. Ve tabi meşhur böcekler. Kızartma böcekler ve sürüngenler de bu sokak kültürünün bir parçası. Merak edenler için, hayır denemedim. Şu anda kendimi böcek yemek için hazır hissetmiyorum ama bir sonraki sefere döndüğümde ilk yapacağım şeylerden biri olacak.  O zaman fotoğrafını da çekip belgelerim 🙂 Oradan ayrıldığımda iki saati geçmişti. Otele dönüp ilaçlarımı alıyorum ve kafayı koyup yatıyorum.

[singlepic id=528 w=200 h=150 float=left]Son gece saat 3’te kalkıp hemen iki ayrı çanta hazırlıyorum ve önceden biletini aldığım minibüse binip havaalanına gidiyorum. Bangkok Suvarnabhumi Havaalanı’nı çok seviyorum, hem çok modern ve inanılmaz bir mimariye sahip, hem de içi müze gibi, her yerde devasa heykeller var. İnsan uçağını beklerken sadece bunları incelese zamanın nasıl geçtiğini anlamaz doğrusu 🙂 İki havaalanının uçuşlarını birleştirmede de çok iyi iş çıkartmışlar, çizelgedeki hiçbir uçuşta herhangi bir gecikme ya da iptal yok. Yüzlerinden gülümsemesi eksik olmayan Tayland’lıları tekrar takdir ettikten sonra artık Myanmar uçağıma binebilirim. Yaklaşık bir ay sonra tekrar buraya döneceğim, döndüğümde daha çok şehre odaklanan, burada yapılacakları anlatan ikinci bölüm ile karşınızda olacağım. O zamana kadar umarım bu sel felaketi şehrin yakasını çoktan bırakmış bırakmış olur da halk haftalardır ihtiyacı olan huzura sonunda kavuşabilir..


You may also like...

18 Responses

  1. Tijen says:

    merhaba,
    yazılar ve resimler çok iyi.umarım hevesin kırılmaz da sonuna kadar istikrarlı yazılarını sürdürürsün.Çünkü sona doğru genelde yazmayı azaltıyor gezginler.Sna olmaz umarım.

    • Bekran says:

      @tijen

      Merhaba,
      Yorumun icin tesekkurler. Yazi yazmak icin su anda herhangi bir istek azalmasi olmadi, Yeter ki siz guzel yorumlar yazmaya devam edin, ben okumayacaginiz kadar cok yazi yazarim 🙂

  2. can says:

    Leyla için Tayland’ın sular altında kalması büyük hayal kırıklığı oldu, en çok gitmek istediği yerdi. Bu arada Japonya nereden esti Bekran hani Japonyaya gitmeyecektin

    • Bekran says:

      Sel Bangkok’ta bir iki haftaya tamamen gidecek diyorlar. Kuzey Tayland cok sikintili, Guney Tayland’da ise durum -yani tropikal adalar- tamamen normal. Yani Leyla yine Tayland’a gelebilir, kuzeye cikmadigi surece de gayet guvende olur.
      Japonya’ya da en basta gitmeyecek olmamin sebebi butcemi asmasiydi. Simdi Hindistan’da, Burma’da az harcayinca, ustune Japonya’da kalacagim 16 gunun 14u icin simdiden Couchsurfing’ten kalacak yer bulunca yapilabilir durumda su an 🙂 Tek harcamam gunluk yeme-icme ve iki sehirlerarasi otobus bileti arti Japonya gidis donus ucak bileti yani..

  3. dilara sarsılmaz says:

    japonyadan sonra yolculuk nereye 😀

    • Bekran says:

      Japonya’dan sonra Guneydogu Asya turuna basliyorum. Tayland, Kambocya, Laos (belki Vietnam), Singapur, Malezya ve tekrar Tayland 🙂

  4. Japonya icin planin net ise gitmeden turistler icin olan tren biletini gitmeden alirsan ucuza geliyormus. Internetten ulkeye giris yapmadan alinmasi sarti var. Bir arastir derim.

    Yazilarini cok begeniyorum ve blog yarismasinda favorilerimden birisin.

    • Bekran says:

      Tren biletini arastirdim, yurtdisindan alinsa bile cok pahali, 360dolar civari. Ben sadece iki kez sehirlerarasi yolculuk yapacagim, onlarda da otobus kullanirim diye dusundum. Iki yolculuga toplam 100dolar verecegim, bu sekilde oldukca tasarruf etmis olurum 🙂
      Cok tesekkurler Gorusmek uzere.

  5. Ayhan Çaylı says:

    Esenlikler !

    Tayland izlenimlerinizi okuduk değerli kardeşim.Merakla Myanmar yazısını bekliyoruz ! 🙂

    Sağlıcakla kalınız…

    Selamlar.

    Ayhan

    • Bekran says:

      Selamlar,

      8 günlük Myanmar gezimi bugün itibarıyle bitirdim ve yazıyı en kısa zamanda siteye ekleyeceğim. Çok teşekürler yorum için 🙂

  6. Ümit says:

    Bekran bey, yazılarınız gerçekten çok güzel olmuş yeni gidicekler için yol gösterici biz de nasip olursa ocak ayında gitmeyi düşünüyoruz. İnşallah o zamana kadar bütün sular çekilmiş olur ve şehir normal yaşantına döner diye umuyoruz.

    • Bekran says:

      Teşekkür ederim yorumunuz için, kötü bir sürpriz olmak ise Ocak ayına kadar suların tamamen çekilmiş olması bekleniyor. Size Bangkok’ta iyi gezmeler dilerim, benim favori şehirlerimden biridir. Umarım siz de en az benim kadar beğenirsiniz.

  7. murat says:

    merhaba ben 24 ocak 1 şubat tarihleri arası bangkok a gitmeyi düşünüyorum ..inşallah sel suları cekilmiş olur o tarihlere kadar yanlız gidecegim sizce br sıkıntı yaşarmıyım…

    • Bekran says:

      Sel suları çoktan çekildi, şu anda hiçbir sıkıntı yok. Gönül rahatlığıyla gerçekleştirebilirsiniz ziyaretinizi 🙂

  8. vural says:

    Kardeşim süpersin fotolar yazılar 10 numara 🙂 en büyük hayalim dünyayı karış karış gezmek,ama tabi herşey imkanlar olanaklara bakıyor 🙁 neyse ben yapamasamda senin gibi kendime yakın hissettiğim aynı kafadan insanların bu hayalini gerçekleştirdiğini görmek bile beni mutlu ediyor kardeşim…

    • Bekran says:

      Selamlar, çok teşekkür ederim yorum için, yaptığım şeyi destekleyenlerin olduğunu bilmek, onlardan böyle yazılar almak çok güzel bir duygu. Böyle bir tur aslında imkanlardan çok zamana bakıyor. Tabi benim gittiğim ülkelerin bir kısmı çok pahalı, oralarda kısıtlı bütçeyle gezmek zordur ama Hindistan, Myanmar, Kamboçya gibi ucuz ülkeler dahil edilerek çok rahat büyük kısmı gezilir dünyanın. Bu konuda detaylı tavsiyelere ihtiyacın olursa söylemen yeterli, seve seve yardımcı olurum. Tekrar sağol 🙂

  9. tuğşat says:

    hayranlıkla yazını okudum .d okurken ben yoruldum ama çok eğlenceli hayatın var 😀 güzel yakın bir zamanda tayland a gideceğim bu yazı yardımcı oldu (:

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.