Seyahat Sağlığı – Bölüm 2: Hastalıklar


İkinci bölümde seyahate çıkıldığında insanın başına dert olan belli başlı hastalıklardan çok tıbbi detaylara girmeden bahsedeceğim ve bunlardan korunma yollarını elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım. Seyahat sağlığı özellikle uzun yolculuklar yapacaklar için en ciddiye alınması gereken konuların başında geliyor. Yapılan araştırmaya göre gelişmekte olan ülkelere giden gezginlerin ortalama %65’i gezi sırasında hastalanıyorlar. Bunların çoğu ishal, solunum yolu enfeksiyonları ve deri hastalıkları gibi hafif hastalıklar ile sınırlı olsa da gezinin ortasında böyle bir rahatsızlığın ortaya çıkması yeterince can sıkıcıdır; hem sonraki planların değişmesine sebep olur, hem de gezinin bir kısmı yok yere zehir olmuş olur.

Gezginlerin çoğu yolculuklarında macera arayıp, hijyen ve sağlık gibi konuları geri plana atsa da herkes güvenli ve sağlıklı bir şekilde seyahat etmek ister. Ben de gezimin yataklarda istirahat ederek geçmesini istemiyorum. Bu nedenle gezi sırasında başa gelebilecek hastalıkları, korunma yollarını ve tedavi yöntemlerini listemeye karar verdim. Buna göre gezginlerin en çok karşılaştığı sorun olan yolcu ishali ile başlıyorum:

YOLCU İSHALİ

Özellikle Hindistan başta olmak üzere Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika gibi bölgelere giden gezginlerin başını en ağrıtacak problemlerden biridir yolcu ishali. Sokakta pişirilen yiyecekler, uzun süre beklemiş etler ve temiz olmayan sular ishale sebep olan en önemli faktörlerdir. Bizim gibi yemeğini taze yemeye alışmış ve bağışıklık sistemi o tür yiyeceklere karşı savunmasız insanlar o ülkelerde şunu da deneyim, bunu da deneyim derken günlerce tuvaletten çıkamaz hale geliyorlar. Yılda ortalama 10 milyon gezgini etkileyen bu hastalık, genelde yolculuğun ilk haftasında ortaya çıkıyor ve bebekler, genç erişkinler, hamileler, mide-bağırsak rahatsızlığı olanlar ve diyabet hastaları daha kolay etkileniyorlar.

Yolcu ishali olduğunuzu nasıl anlarsınız? Eğer günde 3’ten fazla kez sulu dışkılama yapıyorsanız ve bulantı-kusma, karın ağrısı, şişkinlik, halsizlik ya da ateş gibi semptomlar buna eşlik ediyorsa yolcu ishali olmuşsunuzdur.

Yolcu ishali nasıl tedavi edilir? Yolcu ishali hafif bir hastalıktır. Tipik olarak %90 oranında ilk haftada, %98 oranında ilk ayda tedaviye gerek kalmadan geçer. Yalnız hastalık geçene kadar istirahat edin ve kendinizi yormayın. Eğer aciliyetiniz varsa ve dışarı çıkmanız gerekiyorsa Lopermid ya da Reflor tablet alarak ishalin önüne geçebilirsiniz. Reflor’u günde iki tablet olarak alabilirsiniz. Lopermid’i ise 2 tablet (4mg) alarak başlayın, her dışkılama sonrası tek tablet alarak devam edin. Günde toplam 8 tableti (16mg) geçmeyin ve iki günden fazla kullanmayın. Ancak bu ilaçlar sadece semptomatik tedavi sağlar, hastalığın kendisini tedavi etmez, bu nedenle çok gerekmedikçe kullanmayın. Aynı zamanda ishal başlar başlamaz bol sıvı tüketilmelidir ve aşırı sıvı kaybı durumunda (iki günü geçen ishal, vs) Oral Rehidrasyon Solüsyon’larına başvurmak gereklidir. Eğer ORS bulamayacak bir yerdeyseniz, 1 litre suya 1 çay kaşığı tuz ve 6 çay kaşığı şeker atıp karıştırın. Yiyecek olarak da tuzlu krakerler, vs ile idare edebilirsiniz.

İshal eğer şiddeti azalmadan üç günden uzun sürüyorsa, kanlı dışkı geliyorsa ve kusma-ateş tekrarlıyorsa tıbbi yardım alınmalıdır. Doktor size antibiyotik tedavi başlayacaktır.

Yolcu ishalinden korunmak için yapılması gerekenler:

  • Pişmemiş ve az pişmiş yemeklerden kaçının. Birkaç saattir oda sıcaklığında bekletilmiş yemekleri yemeyin. Hindistan gibi yerlerde yemek yiyeceğiniz yeri iyi seçin, emin olmadığınız yerlerde sadece sebze tüketin. Kremalı ve mayonezli yiyecekleri mümkünse denemeyin.
  • Başkası tarafından kabuğu soyulmuş meyveleri tüketmeyin.
  • Mümkün olduğunca sokak satıcılarından yemek almayın.
  • Az gelişmiş ülkelerde sadece şişelenmiş içme sularından için, restaurantlarda açık su geldiyse bu suyun kaynatılmış olup olmadığını sorun. Buz kullanmaktan kaçının. Odanızda dişlerinizi fırçalamak isterseniz şişe su kullanın, yoksa suyu önceden kaynatın ya da dezenfektan (iyot tabletleri/filtreleri – virüsler üzerine etkisi yoktur) kullanın. Kaynatma işini pratik bir şekilde hızla yapan küçük seyahat aletleri var, onlardan bir tanesini edinmenizi tavsiye ederim. Duş alırken ağzınızı kapalı tutun. Özellikle Afrika’da su meselesinin çok önemli olduğunu söylemeliyim.
  • Su tüketiminiz iyi olsun. Günlük gezilerde aşırı miktarda sıvı kaybedersiniz, üzerine alkol aldığınızda vücut tehlike çanlarını çalar.
  • Pastörize olmayan sütleri içmeden önce kaynatın.
  • Mikroplu olduğunu düşündüğünüz yüzme havuzlarına girmeyin.
  • Ellerinizi sık sık yıkayın. Gittiğiniz yerlerde lavabo bulamama ihtimaline karşı yanınızda ıslak mendil taşıyın.
  • Yolculuk öncesi kolera ve tifo aşısı yaptırarak hastalıktan yaklaşık %50 oranında korunabilirsiniz.
  • Bizmut subsalisilat tabletlerinden gezi sırasında sıkıntılı bölgelerde, günde 4 adet (her yemekten önce ve yatarken) alarak ishalin %65 oranında önüne geçebilirsiniz. Yalnız düzenli olarak salisilat (Aspirin) kullananlar bu ilacı kullanmamalıdır.

SITMA

Sıtma özellikle Afrika kıtası başta olmak üzere Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’da yaygın görülen ciddi bir hastalıktır. Dünyada toplam 200 milyondan fazla insanın bu hastalığa yakalandığı tahmin edilmektedir. Tropikal iklimlerde, muson yağmurlarının sık görüldüğü sıcak ve nemli mevsimde sayısı bol miktarda olan sivrisinekler tarafından taşınan parazitin insana bulaşmasıyla geçer ve kişide nöbetler halinde tekrarlayan yüksek ateş ortaya çıkar. Bu ateş titremeyle yükselir ve terlemeyle azalır. Nöbetler öncesi halsizlik, iştahsızlık ve baş/sırt/bacak ağrıları (bu ağrılar nöbet sırasında da görülebilir) olur. Parazitin 4 tipi vardır ve her tipin şiddeti ve etki süresi farklıdır. Uzun süren durumlarda karaciğer, dalak, bağırsak, akciğer, sinir sistemi etkilenir ve kişiyi ölüme kadar götürebilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavinin büyük önemi vardır.

Sıtma nasıl anlaşılır? Yukarıda bahsedilen şekilde nöbetleri olan hasta, acilen doktora gitmeli ve doktor alacağı kan örneğini mikroskop altında inceleyerek paraziti görmelidir. Böylece sıtma tanısı konur ve başka hastalıklarla karışmaz.

Sıtma nasıl tedavi edilir? Sıtma olan kişi sürekli yatmalı ve dinlenmelidir. Bu sırada uzmanlar tarafından belirlenen ilaç kombinasyonları verilir. Klorokin, primakin ve kinin en sık kullanılan sıtma ilaçlarıdır ve üçünün de ayrı etki bölgeleri vardır. Hasta bu nedenle asla doktor yardımı olmadan bu ilaçları kullanmamalıdır.

Sıtmadan nasıl korunulur? 

Sıtma riski olan bölgelere gidilmeden birkaç hafta önce alınacak ilaçlar, parazitin insanda gelişip üremesini önler, böylece kişi hastalık oluşmadan ondan çok büyük oranda korunmuş olur. Her bölgede farklı parazit türleri olduğundan ve bu türlere etkili olan ilaçlar değiştiğinden, tavsiyem CDC’nin sitesinde bulunan her ülkeye özel hangi ilacın kullanılması gerektiğiyle ilgili tabloya göz atmanız. Bunun dışında sivrisineklerden korunmak için sprey kullanılmasında ve giysilerin buna göre seçilmesinde (örneğin Afrika’da özellikle ormanlarda gezecek olanların uzun kollu giysi ve pantalon giymesi gerekir) büyük yarar var.

 

BÖCEK SOKMALARI

Tropikal bölgelerde hastalık yaratan çok sayıda böcek türü vardır. Bir böcek ya da örümcek tarafından sokulduğunuzda bunu ciddiye alıp o bölgedeki bir sağlık kliniğine gitmenizde büyük yarar var. Çünkü her bölgede değişen böcek türlerinin sebep olduğu hastalıkların şiddeti farklılık gösterir ve derideki reaksiyonları inceleyip bunun hangi tür olduğunu ve nasıl tedavi edileceğini oradaki doktorlar çok daha iyi bilirler. Bir arkadaşım Tayland tatili sırasında bacağını bir böceğin sokmasını umursamayıp Türkiye’ye döndüğünde tesadüfen bir doktora gösterir ve doktor ona enfeksiyonun derinin altına ulaşıp neredeyse kaslara yayılma aşamasına geldiğini söyler, arkadaşım sayısız antibiyotik tedavisi sonrası iyileşir ancak böcek sokmasının izi kalır. Belki de tatili sırasında bir doktora gitseydi, zamanında müdahale ile enfeksiyon büyümeden önlenecekti. Durumun ciddiyetini anlatabilmişimdir umarım.

Böcek sokmalarından nasıl korunulur? 

Böcek sokmasından korunmak için en önemli şey, böcek uzaklaştırıcı spreyler kullanmaktır. Özellikle tropikal ormanlara gezi yapanlar ya da orada konaklayanlar, uzun kıyafetler giymeli, pantalon ile ayakkabı arası açıklığı kapatmalı ve açıkta kalan yerlerine (boyun, el üstü) sprey sıkmalıdırlar. Bu sprey yüz bölgesine ve güneşten yanmış hassas bölgelere sıkılmaz. Koruyuculuğu 15 dk-10 saat arasıdır; ürünün cinsine, iklime ve neme göre bu süre değişir. Giysilerin üzerine sprey sıkmak da etki süresini artırır. Bunun dışında kaldığınız odada böcek kovucular, cibinlikler kullanabilirsiniz. Klima sinekleri ve böcekleri odadan uzak tutan bir etkendir, kaldığınız odanın klimalı olmasına özen gösterin.

Böcek bütün bunlara rağmen bir şekilde sizi ısırdıysa, yarayı acilen varsa tentürdiyot, yoksa sabun ile temizleyin ve üzerini elinizdeki en steril madde ile kapatın (varsa gazlı bez en iyi seçenek). Uzak bölgelerde eğer sizi sokan böceği yakalayabildiyseniz, kavanoz içinde götürüp doktora göstermeniz en doğru tedaviyi almanıza yarayacaktır.

 

ÖRÜMCEK/AKREP/YILAN ISIRIKLARI

Zehirli bir yılan, akrep ya da örümcek tarafından zehirlenmek, derhal bakım gerektiren acil bir durumdur. Hasta mümkün olduğunca çabuk bir biçimde en yakın sağlık kurumuna götürülmelidir ve gerekli panzehir işin uzmanı tarafından tatbik edilmelidir. İlk yardım tedbirleri; toksinin vücuda yayılmasını ve doku hasarını sınırlandırmak üzere, etkilenen uzvun atellerle birlikte sabit ancak sıkı olmayan bir şekilde bandajlanarak hareket ettirilmemesi şeklinde olmalıdır. Ancak ısırık çevresinde şişme ve doku hasarı mevcutsa bandajlama tavsiye edilmez. Diğer geleneksel ilk yardım yöntemleri (yarayı kesip emme, turnike ve komprese etme) zararlıdır ve kullanılmamalıdır.

Örümcek/akrep/yılan ısırıklarından nasıl korunulur? Bu hayvanlar genellikle geceleri faaliyete geçerler, bu yüzden geceleri dışarı çıkmanız gerekiyorsa (yine belirtiyorum, özellikle ormanlık alanlara) çok dikkatli olun ve giysilerinizi mümkün olduğunca uzun ve kalın seçin. Aynı zamanda ayakkabılarınızı ve giysilerinizi giymeden önce içine örümcek ya da akrep girmiş olabileceği ihtimaline karşı iyice inceleyin. Yatmadan önce yatak çarşaflarınızın altını ve odayı kontrol edin.

 

JET LAG

Seyahatte, özellikle kıtalararası uzun uçuşlarda birçok kişinin başına gelen ve biyolojik ritm bozulması anlamına gelen bir hastalıktır. Gidilecek yere vardıktan sonraki ilk günlerde halsizlik, stres ve uyuyamama gibi şikayetleriniz varsa jet lag’e yakalanmışsınızdır. Ne kadar süre bu sıkıntıyı yaşayacağınızı şu küçük formülle tespit edebilirsiniz. Doğu’dan Batı’ya yapılacak yolculukta geçilen saat dilimi farkını 2/3 ile çarpın (Ör: Pekin-İstanbul arası uçuşta 6 saat dilimi farkı var. Böyle bir uçuş sonrası 6×2/3=4 gün boyunca jet lag’ten muzdaripsinizdir); Batı’dan Doğu’ya yapılacak yolculukta ise geçilen saat dilimi farkını 2’ye bölün (Ör: Los Angeles-İstanbul arası uçuşta 10/2=5 gün boyunca kendinize gelemezsiniz).

Jet Lag’den nasıl korunulur? Yolculuğa çıkmadan önce iyice dinlenmiş olun, yolculuk öncesi ve sırasında bol bol su ve meyve suyu için. Yolculuk esnasında ağır yemekler yemeyin ve alkol tüketiminizi sınırlayın. Gidilecek yerdeki saat dilimine kendinizi ayarlayın, yemeğinizi oranın saatine göre yiyin, uykunuza oranın saatine göre yatın. Yolculuk öncesi melatonin hapları alarak da jet lag sorununun büyük ölçüde önüne geçmiş olursunuz. Batıdan doğuya gidiliyorsa, uçuştan bir gün önce saat 15.00’de (Yarım tablet – 1.5 mg) ve uçuştan sonra vardığınız gün saat 18.00’de alınır. Doğudan batıya gidiyorsanız sabah uyandığınızda melatonin alın.

 

DAĞ HASTALIĞI

Fazla yüksek yerlerde atmosfer basıncı düşüktür. Bunun sonucu oluşan düşük oksijen basıncı hipoksiye (dokulara az oksijen gitmesi) neden olur. 1500-3500 metre yüksekliklerde, vücut bitkin düşmeye başlar ve nefes alma sıklığı yükselir. 3500-5500 metre yüksekliklerde, hipoksi gelişir ve yükseklik hastalığı oluşabilir. Hızlı yükselme akut hipoksiye yol açabilir; ilgili kişi bayılır ve bilincini yitirebilir. Dağ hastalığı yüksek yerlerde 1-6 saat sonra ortaya çıkar. İlk önce baş ağrısı ve bunu takiben iştahsızlık, mide bulantısı ve kusma, uyuyamama, baş dönmesi/göz kararması, yorgunluk, bitkinlik ve hassasiyet görülür. Akciğer ve beyin ödemi oluşmasından dolayı bazı durumlarda sonuç ölümcül olabilmektedir.

Kalp-damar rahatsızlıkları, akciğer hastalıkları ya da anemi öyküsü olan kimseler yükseklik değişimlerine karşı çok duyarlıdır ve bu olay bu kimseler için çok tehlikeli ve hatta yaşamı tehdit edici boyutlarda olabilir.

Dağ hastalığından nasıl korunulur? Bu hastalığa yakalanmamak için en önemli faktör yükseklere doğrudan tırmanmamaktır. Sadece dağcılar için geçerli değildir bu, Asya’da ve Güney Amerika’da bazı şehirler (La Paz, Potosí, Quito, Tibet, vs) 3000 metrenin üstünde kurulmuşlardır ve oralara seyahat eden gezginlerin, eğer deniz seviyesinde bir şehirden yola çıktılarsa otobüs/tren yolculuklarında hızla yükselmeleri sonucu bu hastalığa yakalanmaları kaçınılmazdır. Önlem olarak Güney Amerika’daki bazı trenlerde oksijen maskeleri, kolay ulaşılabilecek bir yerde hazır tutulmaktadır. Orada doğup büyümüş insanların ise kanlarındaki alyuvar sayısı zaten yüksek olduğu için, daha az oksijenli ortamlarda bizlere kıyasla daha fazla oksijeni kullanabilirler. Everest tırmanışlarında, dağ eteklerinde yaşayan yerli Şerpaların düzenli olarak çıkıp indiği irtifaya batılı dağcıların oksijen tüpleriyle zorla varabilmesinin sebebi budur. Bunun önüne geçebilmek için dağcılar aklimatizasyon denilen “yüksek irtifaya uyum sağlama” sürecine girerler. Aynı şekilde yükseklerde seyahat edecek olan gezginlerin vucütlarını yükseğe adapte etmeleri ve alyuvar sayılarını artırması gerekir. Buna göre deniz seviyesinden 2000-2500 metre yükseldikten sonra daha yükseğe çıkılmamalı ve 2-3 gece mola verilmelidir. 3000 metrenin üstüne çıkıldığında ise her 300 metrede 1 gece geçirilip yola öyle devam edilmelidir. Her 1000 metre yükselişte ise ikinci bir gece daha geçirmelisiniz.

Eğer mola verme şansı yoksa, yukarı çıkıldığında birkaç gün boyunca hafif yemekler yiyin (karbonhidrat ağırlıklı), bol sıvı alın, aşırı güç harcamayın ve alkol kullanmayın. Solunumu baskılayan sigara, uyku hapları ve ağrı kesicilerden uzak durun. Yükseklerde trekking yapacaksanız ve ilaçlara erişiminiz olamayacaksa, yanınızda önceden mutlaka Diazomid bulundurun. Yüksek irtifaya çıkmadan 24-48 önce başlayarak inişe geçtikten sonraki 48 saate kadar günde 2-4 tablet (500-1000mg) alırsanız hastalığın kötü etkilerinden korunabilirsiniz. Diğer bir altın kural ise hastalığa yakalandığınızı anladığınız anda durmak ve belirtiler tamamen geçene kadar tekrar yükselmemektir. Hatta alçalma şansınız var ise alçalın, bu hastalığın iyileşmesini hızlandıracaktır.

Güney Amerika’da özellikle Bolivya ve Peru’da yaygın olan geleneksel bir tedavi yöntemi ise dağ hastalığına çok iyi gelmektedir. Şehre gelir gelmez orada çok sayıda bulunan koka yapraklarından bulun ve çiğneyin ya da çayını için. Eski halinizden daha zinde olacaksınız. Yerel halktan bu konuda yardım isteyebilirsiniz.

 

————–GENEL ÖNERİLER————–

  1. Yolculuğa çıkmadan önce bildiğiniz bir hastalığınız varsa bu konuyla ilgili doktorunuzla mutlaka görüşün ve ilaç gerekiyorsa size uzun süre yetecek miktarda ilacı yanınıza alın, yurtdışında istediğiniz ilacı bulmak kimi zaman tam bir başağrısı oluyor. Tabi yanınıza alacağınız ilaç miktarının, havaalanında güvenlik kontrollerinden geçerken sizi ilaç kaçakçısı olarak göstermeyecek kadar olmasında fayda var 🙂
  2. Bilmediğiniz kronik bir hastalığınız olabileceği ihtimaline karşı, genel bir check-up yaptırmanızı tavsiye ederim.
  3. Dişlerinizi sakın ihmal etmeyin. Yolculuktan 1 ay önce mutlaka diş kontolüne gidin. Problemli dişiniz varsa tedavi ettirin, 20’lik dişlerinizin çekilmesi gerekiyorsa çektirin. Bunu yapmazsanız ve yolculuk sırasında dişinizde herhangi bir sıkıntı olursa, ya tedavi ettirecek kadar temiz bir dişçi bulamazsınız (Hindistan) ya da diş tedavi masrafı bütçenizde büyük bir delik açar (Avustralya, ABD). Sırf bu yüzden gezisini yarım bırakıp Türkiye’ye dönmek zorunda kalan birini biliyorum.
  4. Seyahat Sağlık Sigortası yaptırın. Kullanmaya gerek kalmasını tabi ki istemeyiz ama özellikle Avustralya, Yeni Zelanda, ABD gibi gelişmiş ülkelerde başınıza gelebilecek olumsuz durumlarda çok faydasını görürsünüz. Aksi halde en ufak bir hastalıkta bile binlerce dolarlık masrafla karşılaşmanız içten bile değil. Sigortayı yaptırırken dikkat etmeniz gereken nokta, masrafın karşılanacağı minimum miktarın ne olduğunu önceden sormanızdır. Bazı şirketler 150-200$ gibi tedavi masraflarının altını karşılamıyor, zaten yol boyunca en çok yapılan sağlık harcaması (kesikler, böcek sokması, pansuman, vs) bu miktarlarda oluyor ve sonuçta sigortadan elinize birşey geçmiyor. Ayrıca yolculuk süresi ne kadar artarsa, ödenecek sigorta ücreti de o kadar artıyor. Mesela benimki gibi 8 aylık bir yolculuk için sigorta şirketleri 1000TL’ye yakın ücret çıkartabiliyorlar. Bu nedenle Türkiye’deki sigorta şirketleriyle sınırlı kalmayın ve daha ucuz alternatifler sunan internet sitelerine de bir göz atın. Tüm ülkelerde geçerli, her şeyin karşılandığı, opsiyonu bol sigortalar sunan güvenilir bir internet sitesi olarak WorldNomads’ı tavsiye edebilirim.
  5. Yeryüzünde patlak veren bulaşıcı hastalıkları takip etmek ve gideceğiniz ülkenin güvenilir olup olmadığını önceden kontrol etmek için Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi sitesine düzenli olarak bakabilirsiniz. Özellikle “Disease outbreak news” kısmında en güncel bilgileri bulursunuz. Ayrıca birçok ülkedeki sağlık koşullarını ve dikkat edilmesi gerekenleri detaylı olarak anlatan Türkçe bir kaynak arıyorsanız HSSGM’in sitesine bakabilirsiniz.
  6. Gerekli aşılarınızı yola çıkmadan mutlaka yaptırın ve gerekiyorsa aşı kartlarınızı da yanınızda götürün. Daha detaylı bilgi için Aşılar yazıma bakabilirsiniz.
  7. Yanınıza kan grubunuzu gösteren bir kart alın. Alerjiniz varsa İngilizce sağlık uyarısının olduğu bir bileklik takın.
  8. Ülkemizde şu anda 25 yerde bulunan Seyahat Sağlık Merkezleri’ne giderek yolculuk öncesi durumunuza özel gerekli bilgileri uzmanlardan dinleyebilirsiniz ve gerekli aşıları yaptırabilirsiniz. Bu merkezlerin iletişim bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.
  9. Özellikle uzun seyahat edecekler ve gelişmemiş ülkelere gidecekler bir sağlık çantası oluşturup yanında götürmelidir. En basitinden bir sağlık çantasının içeriğini Sırt Çantası bölümünde ayrıntılı olarak yazacağım.
  10. Sağlığıma dikkat edeceğim diye çok paranoyak olmayın, kendinizi türlü aktivitelerden ve gezilerden alıkoymayın. Yolculuğunuzun keyfini çıkarın 🙂
Okuması eminim son derece sıkıcı ama bence bir o kadar gerekli olan sağlık konusunu da böylece noktalamış oldum. Zamanla yazıma çeşitli eklemeler ve düzenlemeler yapmayı düşünüyorum. Bir sonraki yazım ise çoğu kişinin merak ettiği “bütçe” meselesi hakkında olacak, yolculuğa çıkacağımı söylediğim neredeyse herkesin ilk bu soruyu sormasından dolayı artık bu konuyu yazmam gerektiğine karar verdim 🙂

You may also like...

2 Responses

  1. Sevda says:

    Yazdiklariniz cok degerli bilgiler icin tesekkurler

Yorum yazın