Konaklama


Gelelim konaklamayı nasıl halledeceğime. Burada iki seçeneğim var; ya bulabildiğim en ucuz hostel’larda 6-12 kişilik odalarda kalıp örneğin buz gibi suda yıkanabilmek için bile 10 kişilik duş sıralarına katlanacağım(başta Güneydoğu Asya ülkeleri olmak üzere bir çok yerde sıcak su çok büyük bir lüks, sıcak su olunca fiyatlar direk 2 katına çıkıyor), dışarı çıktığım her anda da eşyalarım çalındı mı diye endişeleneceğim ya da hostel’ları bir kenara bırakıp Couchsurfing’ten beni konaklatacak birini bulacağım. Karşılığında kendime ait yatacak bir yerim, sıcak duşum, en önemlisi o şehrin en iyi yerlerini bilen ve beni gezdirmek için hevesli bir ev sahibim olacak ve bunun için benden hiç para talep etmeyecek. Arada büyük fark var değil mi? Birçoğunuz Couchsurfing nedir hiç duymamış olabilir, ben de siteye 3 sene önce üye olmama rağmen bir arkadaşım benim teşvikimle Çek Cumhuriyeti’nde onu konaklatacak birini bulana kadar ne kendim gerçek bir Couchsurfing deneyimi yaşamıştım ne de yaşayan biri vardı çevremde. O dönemde Prag’a arkadaşımı ziyaret etmeye gittim. Bu sistem hakkında bilgisiz çoğu insan gibi benim de çekincelerim vardı, hostel’da kalmayı tercih ettim sonuçta. Geceliğine 20€ verdiğim hostel’da 10 kişilik bir odada kalıyordum, gündüz check-in saati gelmediği için saatlerce odaya yerleşmeyi bekleme, akşam dışarı çıkıp odaya geç geldiğimde ses çıkarmamak için türlü zahmetler çekme, ertesi gün sırf duşa rahatça girebileyim diye sabahın köründe uyanmak zorunda kalma, kısacası bütün hostel klişelerini daha ilk günden yaşadım. Arkadaşım ise aynı sırada Prag’lı şeker bir kızın panaromik Prag manzaralı lüks evinde kendine ait odası, çift kişilik yatağı ile herhangi bir ücret vermeden konforun en büyüğünü yaşıyordu. Üstelik arkadaşımla beni iki akşam boyunca içmeye çıkardılar, sadece yerellerin gittiği pub’lara götürdüler. İkinci gece 8 Çek’le beraber gittiğimiz yerde geçirdiğimiz akşamı, bize denettirdikleri muhteşem Çek içkilerini  (Becherovka, Absinthe, Dutlu votka ve çeşit çeşit biralar) hala unutamıyorum.

Böyle bir deneyimi gözümle görmesem arkadaşım anlattığında inanmazdım, abartıyor zannederdim. Ama işte o seyahatten döndükten sonra içimde siteye dahil olabilmek için giderek artan bir istek duydum ama ta ki 2011 yılbaşı akşamı Couchsurfing’in düzenlediği bir partiye katılana kadar herhangi birşey yapmaya fırsatım olmadı. Partiyi tarif ediyorum: Bir binanın terasında 500 kişi, dörtte üçü yabancı ve dünyanın her yerinden insanlar gelmiş, İstanbul’daki bu partide Türkçe duyulmuyor bile, herkes gezgin ve başkalarıyla tanışmak için can atıyor. İşte bu parti benim hayatımda bir dönüm noktasıydı. Hiç tanışmadıysam 10 farklı ülkeden insanla tanıştım, beraber içtik, beraber eğlendik, onların içindeki gezgin ruhlarla tanıştım, Couchsurfing hakkında anlattıklarını dinledim, bi kısmıyla yazın Avrupa festivallerinde buluşmak için sözleştik, partiden ayrıldığımızda saat sabah 6’ydı ve hala saatlerce konuşabilirdik. O günden sonra kararımı vermiştim: Ben de aylardır sadece bir düşünce olarak kalan Dünya Turu’na kesinlikle çıkacağım ve burada Couchsurfing kullanacağım. Hayatım boyunca da en az 100 ülke görüp dünyadaki her ülkeden en az bir arkadaş edineceğim.

Couchsurfing hakkında çok bilgisi olmayanlara işin mantığını anlatmaya çalışayım. Sitede herkesin kendine ait resimli bir profili var. Eğer eviniz misafir (surfer) ağırlamaya müsaitse profilinizden “Evim aynı anda en fazla şu kadar misafir ağırlamaya kesinlikle uygun/uygun/belki uygun/uygun değil”,”Sadece kahve içmek için buluşabilirim”,”Şu anda geziyorum, misafir alamam” seçeneklerinden birini seçiyorsunuz ve site sizi arama sayfalarında bu şekilde kaydediyor. Eğer misafir etmeye (hosting) uygun olduğunuzu yazdıysanız, şehrinizi ziyaret edecek biri buradaki host’ları bulmak için sitede  arama yaptığında siz çıkıyorsunuz ve profilinizi, ilgi alanlarınızı, vs beğenirse size konaklama teklifi (Couch Request) yolluyor, kaç kişi, ne zaman ve hangi yolla (uçak, tren, otostop, vs) geleceğini de belirtiyor. Kabul etmek etmemek size kalmış. Kabul ederseniz, telefon numaraları veriliyor, eve nasıl ulaşılacağı tarif ediliyor, daha iyi tanıyabilmek için yapılan ufak muhabbetler derken buluşma anı geliyor. Evinizde yeriniz varsa misafirlerinize ayrı bir yatak verebilirsiniz, yoksa kanepenizde yatabilirler, zaten sitenin ismi oradan geliyor. Geldiklerinde sorumlu ve ilgili bir host olup misafirlerinizi İstanbul’un güzel yerlerini gezdirebilir, onlarla olabildiğince vakit geçirip elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışabilirsiniz, güzel dostukların başlangıcı olur her yeni deneyim. Ya da onları kendi hallerine bırakırsınız, evinizi bedava otel olarak kullanmış olurlar, arkadaşlık orada kalır, onlar ayrılınca iki taraf da birbirine bir daha yazmaz. Dediğim gibi tamamen tercih meselesi. Her konaklamadan sonra misafirleriniz size, siz onlara referans yazıyorsunuz, iyi-kötü yaşanılan her şeyi yazmak serbest. Böylece misafirler geldikçe  referanslar da birikiyor, bunlar olumluysa sitede güvenilir bir host olarak tanınmaya başlıyorsunuz, her geçen gün daha çok insan sizde kalmak için Couch Request yolluyor. Sitenin de en güzel kısmı bence bu, kimse kimsenin evinde hiç fikir sahibi olmadan kalmıyor. Ya da size gelecek misafirlerin önceki surfing deneyimlerinde aldıkları yorumları okuyorsunuz ve zaten onlar daha gelmeden onları tanımış kadar oluyorsunuz. Host etmek böyle oluyor. Aynı şekilde yurtdışına gittiğinizde birinin evinde kalmak istediğinizde, o şehirdeki o anda uygun olan host’ları arıyorsunuz. Karşınıza çıkanlardan en güvenilir bulduklarınıza teklif yolluyorsunuz, kabul ederlerse ne ala, etmezlerse alternatif olarak her şehir için ayrı ayrı var olan forum sayfasına “Acil kalacak yere ihtiyacım var” şeklinde yazıp, isteğinizi herkesin görmesini sağlayabilirsiniz. Böylece referanslarınız yeterli sayıda ve olumluysa, profiliniz de ilgi çekiciyse şans faktörü önemli ama %90 sizi konaklatacak birini buluyorsunuz. Burada sistemin bir diğer güzel tarafı, birilerinde kalmaya başlamadan önce sitenin sizi misafir etmeye teşvik etmesi. Başkalarını konaklatarak tecrübe kazanıyorsunuz, sizden önce Couchsurfing’i yüzlerce kez kullanmış deneyimli insanlarla tanışıyorsunuz, ama en önemlisi bir surfer’ın host’undan ne beklediğini görüp siz surfer olduğunuzda nasıl davranacağınızı biliyorsunuz. Ayrıca her şehrin elçileri var, onlar şehirde olan bitenden sorumlu, olumsuz yorum alanları siteden temizlemekle, sadece kaliteli insanları sitede tutmakla yükümlüler. Yine her şehirde düzenli olarak en az haftada bir buluşmalar düzenleniyor (İstanbul’da haftada iki kez), böylece o sırada şehirde olan yabancı yerli çoğu birçok Couchsurfing üyesi o akşam beraber eğlenmeye gidiyor. Yine haftada en az bir kez dil değişimi için buluşmalar oluyor (İstanbul’da haftada bir kez). Örneğin Kore’den Türkiye’ye bir haftalığına gelen bir surfer burada bulunduğu sırada Türkçe öğrenmek karşılığında Korece öğretmek için buluşmaya katılıyor. Böylece öğrenmek istenilen dili, sıkıcı sınıflar, o dili kendi bile tam bilmeyen vasat öğretmenler, sınavlar, kurlar yerine dilin yerlisinden öğreniyorsunuz. Ayda bir ve özel günlerde de sitenin düzenlediği sağlam partiler oluyor, işte sizinle aynı kafada yüzlerce kişiyle bu partilerde dilediğinizce eğlenebilirsiniz.

Sitenin tüm dünyada 264 ülke/bölgeden toplam 2,8 milyon üyesi var (Her hafta 20,000 yeni üye ekleniyor). Bunların 840,000’i şu anda misafir ağırlamaya müsait. İsterseniz Papua Yeni Gine’nin yağmur ormanlarında kabile hayatı yaşayan birinin evinde kalıp ilkel yaşamı birebir tecrübe edin, isterseniz Yakutistan’da çölün ortasında bir oba çadırında 20 kişilik ailesiyle beraber yaşayan birine misafir gidip bozkırlarda beraber at koşturun, isterseniz de Antartika’ya gidip orada çalışan yalnız bir bilimadamının bilimsel araştırma istasyonunda bir ranzada kalıp yıldızları, kutup ışıklarını beraber gözlemleyeyin, gezmek için yeterli istek ve zaman olduktan sonra dünya üzerinde bu site sayesinde yapılabileceklerin sınırı yok(Bu örnekleri abartmıyorum, bu üyeler sitede şu anda mevcut ve misafir ağırlamak için can atıyorlar). ABD’nin toplam 573,000 üyeyle büyük bir Couchsurfing kitlesi var. Türkiye 50,260 üyeyle en aktif 13. ülke, İstanbul ise 26,600 üye ile en aktif 4. şehir(Sırasıyla Paris, Londra ve Berlin’den sonra geliyor). İstanbul’da gerçekten çok sağlam bir Couchsurfing topluluğu var, çoğu kişi birbirini tanıyor, partilerde beraber eğleniyor ve buraya gelen yabancılar hiçbir zaman evsiz kalmıyor. Yine istatistik vermek gerekirse, üyelerin %54’ü erkek, %46’sı kadın ve tüm üyelerin %70’i 30 yaşın altında. En güzel istatistik işe şu: Şu ana kadar siteden gerçekleştirilen tüm Couchsurfing deneyimlerinin(hosting yada surfing) %99,8’inde olumlu referans verilmiş. Gerçekten çoğu insanın dilinde olan bu lafı desteklememek elde değil: Dünyaya barışı Couchsurfing getirecek. İnsanların kendi arkadaşlarına bile güvenmediği, başkasının kuyusunu kazmak için elinden geleni yaptığı günümüzde, birbirini tanımayan farklı ülkelerden insanların müthiş bir güvenle birbirlerine evini açmaları ve ırk/din/millet ayrımı olmadan beraber takılabilmelerinden daha güzel ne olabilir…

Benim şu ana kadarki Couchsurfing deneyimime gelince: Dediğim gibi yılbaşı partisi beni çok etkileyince, hemen ertesi gün evimi misafir ağırlamaya “kesinlikle uygun” olarak açtım. Hiç referansım olmadığı için ilk teklifin gelmesi bir haftayı buldu. Hiç düşünmeden, profillerine bile bakmadan teklifi yollayan 4 kişilik Rus grubu kabul ettim, toplam 4 gün kaldılar ve her ne kadar İngilizce konusunda biraz sıkıntı yaşasalar da gayet iyi anlaştık, beraber güzel zaman geçirdik, ben de iyi bir host olmak için elimden geleni yaptım. Jest olsun diye yaptıkları Rus çorbası “Borsch”u nezaketen 4 gün boyunca içmek zorunda kalsam da, jestlerine karşılık verdiğim kebap ve diğer Türk lezzetleriyle bu durumu kompanse etmeyi başardım 🙂 Bu grup gittikten ve ilk referansımı aldıktan sonra teklifler her gün artmaya başladı. İkinci üçüncü derken, günde 5 Couch Request alır oldum, aynı gün kalmak için 3 farklı grup teklif yolluyordu artık. Bundan sonra daha seçici olmaya, sadece iyi referansı olan güvenilir grupları kabul etmeye başladım. İşte bu yazıyı yazdığım günün sabahında, profesyonel tenisçi olan ve Türkiye’ye turnuva için gelen bir Amerikalı, iki Alman üç elemanı iki gün misafir ettikten sonra yolcu ettim. Onlarla beraber böylece son 4 ayda 14 grup (32 kişi) ağırlamış oldum, Couchsurfing sayesinde artık sürekli konuştuğum ve onların yanına gittiğimde beni gezdirecek, konaklatacak şu ülkelerden arkadaşlarım var: ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İspanya, Brezilya, Avustralya, Yunanistan, Rusya, Şili, Danimarka. Bu kadarı sadece 4 ayda olduğuna göre her ülkeden birini tanıma hedefine ulaşmak hiç de zor değil.

Bu arada Couchsurfing profilime buradan bakabilirsiniz. Referanslarım, bilgilerim, herşey burada: CS Profilim

Eveet.. Couchsurfing hakkında bu kadar bahsettikten sonra Dünya Turu’mda konaklama meselesi hakkında ne yapacağım gayet açık 🙂 Mümkün olduğunca Couchsurfing’ten birilerini bulmaya çalışacağım. Böylece her şehirde oranın yerlileriyle takılıp ülkeyi, kültürü ve yerel yaşamı daha iyi tanımış olacağım. Hiçbir yerde turist olmayacağım, dünya vatandaşı olacağım. Tabi, tura çıkana kadar da misafir ağırlamaya ve olabildiğince insanla tanışmaya devam edeceğim. Gideceğim yerlerin bazılarında host bulmak çok zor (özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya). Buralarda ya kültür olarak misafir ağırlamayı sevmiyorlar ya da maddi olanaklar yetersiz olduğu için misafirler oralardaki insanlara yük oluyor. Ben de yolculuğumun başı olan bu kısımda hostellarda kalabilirim. Ama Avustralya’ya geçtiğimden itibaren yolculuk sonuna kadar 5 ayım var ve 5 ay boyunca host bulabildiğim her yerde yerel hayatın içinde olacağım, bu da yolculuğumu eminim daha anlamlı, daha dolu ve unutulmaz kılacak. Ha bir de Brezilya Rio karnavalı sırasında Brezilyalılar evlerini misafire açmak yerine kiralamayı seçiyorlar. 5 günde 1000 dolar kazanmak tatlı geliyor onlara tabi, ayıplayamam 🙂 Sonuç olarak burada da bir host bulabileceğimi sanmadığım için çoktan hostellara bakmaya başladım. Hostelların Couchsurfing’e göre tek avantajı, orada kalanların sizin gibi gezgin olmaları ve tanışabileceğiniz kişi sayısının çok olması. Böylece yapmak istediğiniz turlara, yürüyüşlere, akşam çıkmalarına katılacak grup ayarlamak hiç zor olmuyor. Yine de Couchsurfing kullanıp, bana eşlik edecek birilerini bulmak istiyorsam hostel bar’larına takılmayı tercih ederim.

Umarım yazdıklarım size biraz olsun ilham verir ve birkaç kişiyi de olsa Couchsurfing’e kazandırabilirim. Emin olun, bir kere misafir ağırladıktan ya da misafir gittikten sonra bırakamıyorsunuz, hayatınızın bir parçası haline geliyor site 🙂


You may also like...

3 Responses

  1. MariaLopez says:

    Buyuk bir merak ve keyifle hem takipcinim hem de guzel seylerle karsilasman icin duacin. Hatta senden aldigim gazla Couch Surfing olayina el atayim dedim ve fakat bir verification ucreti talep edince site oyle buyuk bir ucret olmamasina ragmen sana bir sormak istedim nedir ne degildir diye. Sana keyifli ve aksakliksiz geziler 🙂

    • Bekran says:

      Selamlar, öncelikle çok teşekkür ederim. Couchsurfing’e üye olman çok isabetli olmuş. Verification’a gelince, o daha çok evinde birilerini misafir etmek isteyenlerin adresi onaylansın diye ortaya atılmış bir şey. Eğer host etmekten çok, gezdiğin yerlerde host edilmeyi istiyorsan o ücreti ödemeye gerek yok. Daha ayrıntılı bilgi istersen sorman yeterli..

  2. Arda Ulusoy says:

    Merhabalar, Dünya Seyahati ile ilgili tüm yazılarınız, detaylar, fotoğraflar, istatistikler gerçekten muhteşem. 2014 başında biz de kısa süreli 55 günlük bir Dünya Turuna çıkacağız. Bu nedenle sizden çok yararlanıyoruz. Hazırlayacağımız çantaya bile örnek olacak. Ben 52 eşim 62 yaşında, ama hala genciz 🙂 yeni emekli oldu ve kendimize bir emekli ikramiyesi olarak bu geziyi düzenliyoruz.

    Sizinle eğer İstanbul’da iseniz tanışmak ve konuşmak isteriz.
    Biz Silivri’de yazlıktayız. Sizi misafir etmekten memnuniyet duyarız.
    Sevgilerimizle,

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.