Uruguay’da İki Gün


[singlepic id=1953 w=200 h=150 float=left]20 saatlik otobüs yolculuğu korktuğumuz kadar yorucu ya da sıkıntılı değildi. Aksine rahat mı rahat koltuklar, şahane yemek servisi, şampanya, vs derken yol nasıl geçti anlamadık. Bu sayede Buenos Aires Retiro otobüs terminaline vardığımızda şehri gezmek için enerjimiz boldu. Biz de hostel’e varır varmaz eşyalarımızı bırakıp kendimizi şehrin kucağına bıraktık. Buenos Aires hakkında yazacak çok şey var ve bütün bunlardan bir sonraki yazımda bahsedeceğim. Bu yazım ani bir kararla hadi yapsak mı diye kendimizi gaza getirdiğimiz diğer bir ülke olan Uruguay hakkında.

Arjantin ile Uruguay’ı ayıran Rio de la Plata Nehri üzerinde yapılan feribot seferleri sayesinde uygun fiyata iki ülke arasında gidip gelme şansınız oluyor. Biz de Buquebus şirketinin 3 saat süren feribotuna otobüs transferi dahil gidiş dönüş 150TL civarı ödedik. Planımız ülkede iki gün kalıp, Patagonya öncesi Buenos Aires’te iki gün daha geçirmek. Zaten Patagonya dönüşü de Buenos Aires’te olacağımız için bu şehrin havasını yeterince teneffüs edeceğiz 🙂

[singlepic id=1945 w=200 h=150 float=right]Uruguay’da bizi iki gün idare edecek küçük bir çanta hazırlayıp büyük sırt çantamızı hostel’imizin locker’larına bıraktık ve bir taksiye atlayıp feribotun kalkacağı limana gittik. Buquebus terminali aynı havaalanı gibiydi, check-in yaptırdıktan sonra pasaport kontrolünde çıkış damgalarımızı bastırdık ve feribotun kalkmasına 10 dakika kala içeri girmeyi başardık. İçi büyük yolcu gemilerini andırıyordu, turist bölümünde kendimize bir yer bulduk ve kıvrılıp uyuduk. 3 saat sonra Uruguay’ın tarihi şehri Colonia del Sacramento’daydık. Burası 1995 yılında UNESCO dünya mirası listesine alınmış, pek bilinmeyen ve bu nedenle fazla turistik olamamış bir yer. Giriş için de şimdilik herhangi bir ücret almıyorlar. Şehrin sur [singlepic id=1948 w=200 h=150 float=left]kapısından geçip arnavut kaldırımlı sokaklarda üç yüz yıllık evlerin arasında tarihe yolculuk yaptık adeta. Birçok evde yaşam devam ediyor, hatta çok tarihi bir kaç yerin camında kiralık ilanı gördük 🙂 Çok şirin cafe ve restaurantlar var bölgede, bazılarında da canlı müzik yapılıyor. Bunlardan birine girip mate içerek yorgunluğumuzu attıktan sonra deniz fenerinin tepesine çıkmaya karar verdik (15 peso-1,2TL). Tepeden tüm şehri ayaklarınızın altında görebiliyorsunuz. Küçük bir yer olunca gezmesi de kısa sürüyor, bazı evlerin içi ziyarete açılmış ama erken saatte kapandıkları için bu fırsatı kaçırdık. Biz de biraz daha oyalandıktan sonra başkent Montevideo’ya giden otobüsümüzü yakalamak üzere otobüs terminaline yürüdük. Şirin bir yerdi Colonia, araba kiralamak isterseniz bile [singlepic id=1952 w=150 h=200 float=right]golf arabası veriyorlar 🙂 Şehirde birçok konaklama imkanı var ama fiyatlar pahalı olduğu ve bir günlük bir gezi yeterli geldiği için burada kalmayı düşünmedik. İki şehir arası otobüs 2,5 saat kadar sürüyor. İlk defa karşılaştığım internetli otobüs sayesinde yol hiç bitmesin istedim 🙂 Montevideo’daki hostel’ımıza gitmek için terminalden otobüse atladık ve beş dakikalık yürüyüşün ardından o gece konaklayacağımız eski binaya varmıştık. Güney Amerika’nın genelinde olduğu gibi burada da hostel’ler ucuz, gayet iyi bir yere kahvaltı dahil gecelik 13 dolar ödedik. O gün fazlasıyla yürüdüğümüz [singlepic id=1959 w=200 h=150 float=left]için akşam tekrar dışarı çıkacak halimiz yoktu ama hostel’de güzel bir ortam olduğu için eksikliğini hissetmedik. Hemen yandaki marketten kuruyemiş ve içkilerimizi alıp hostel’in terasına geçtik. Burada Arjantinli ve Brezilyalı gençlerle tanıştık. Gece geç saatte kalkacak feribotlarını bekledikleri için uyumayacaklardı. Güney Amerikalılarla anlaşması çok kolay, beş dakika muhabbet edin hemen kırk yıllık arkadaşmış gibi hissedersiniz. Muhabbet birmek bitmedi, yatağa döndüğümde saat geç olmuştu ve akşam soğuğunda terasta kalmaktan hemen nezle olmuştum 🙂 Bağışıklık sistemim hiç affetmiyor, şu anda benim için hastalanmak o kadar kolay ki. Neyse en azından Arjantin’li çocuklardan Buenos Aires’e dönünce maç sözü ve gece dışarı çıkma sözü aldım da buna değmiş oldu 🙂

Ertesi gün Montevideo’yu keşfetme zamanıydı. Şehrin merkezi olan 18 Temmuz Caddesi (Avenida 18 de Julio) ve yolun sonlandığı Özgürlük Meydanı(Plaza Independencia)’ndan başladık turumuza. Apartmanlar ve şehrin havası aynı 1970’lerdeki [singlepic id=1960 w=200 h=150 float=right]İstanbul’u, Eminönü ve Karaköy civarını çağrıştırdı bana. Özgürlük Meydanı’nda Özlem için Patagonya biletini almamız lazımdı, onu hallettikten sonra bir otobüse atlayıp Pocitas Plajı’na gittik. Şehirde otobüsle yolculuk çok kolay, 19 pesoluk (1 dolar) sabit ücreti muavine ödedikten sonra dilediğiniz yerde inebiliyorsunuz, üstelik bir saat içinde bedava transfer yapma hakkınız var. Pocitas’ta inince ilk işimiz bir yere girip karnımızı doyurmak oldu. Empanadas, minutas gibi lezzetleri daha önce denemiştik, şimdi Chivitas [singlepic id=1964 w=150 h=200 float=left]zamanıydı. Güney Amerika’da şu ana kadar denediğim her şeyi çok beğendim, damak tadları bizimkine çok benziyor ve menüleri çoğunlukla etten oluşuyor. Üstelik çok ucuz. Güney Amerika mutfağı aynı Hindistan ve Japonya gibi kapsamlı bir yazıyı hakediyor bence 🙂 Chivitas hamburger ekmeği arası kuzu bifteği, yumurta ve salatalıklardan oluşan özel bir yiyecek. Arjantinli gençler Uruguay’dakinin iyi olduğunu ama asıl Chivitas’ın Patagonya’da denenmesi gerektiğini söyledi, orada hamburger ekmeği kullanmıyorlarmış ve lezzeti çok çok farklıymış. E ikisini de karşılaştıralım diye burada da yemiş olduk biz de 🙂 Küçük ziyafetimizden sonra plaja inme zamanıydı. [singlepic id=1965 w=200 h=150 float=right]Hava kapalı ve nispeten soğuk olunca plajda kimse yoktu. Biz de boydan boya yürüyüp ara sokaklarda dolanarak geçirdik zamanımızı. Ardından Özgürlük Meydanı’na dönüp etrafındaki tarihi sokakları adımladık, eski ve süslü binalar mimarileriyle Avrupa’dan özellikle İspanya’dan çok etkilenmiş belli ki. Böylece şehrin önemli yerlerinde beş saat kadar yürümüştük ve hostele dönüp dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Hostel’de çalışanlara rica ettik, dilediğimiz kadar dinlenebileceğimizi söylediler otobüs saatine kadar. Dönüş otobüsümüz gece saat 2:30’daydı, biz de kah internete girerek kah film izleyerek geçirdik zamanımızı. Akşamları buralarda soğuk oluyormuş yahu, Güney Amerika’da yaz mevsimi sıcaktan pişeriz diye düşünerek yanıma t-shirt’ten başka bir şey almamanın cezasını çekiyorum şu an 🙂

Bu arada Uruguay’da bulunduğumuz dönem karnaval zamanıymış ancak buradaki karnaval Brezilya’nın aksine daha çok stand-up gösterilerinden oluştuğu için İspanyolca bilmeyen bize çok bir şey ifade etmeyeceği açıktı, o yüzden gitmedik. Karnaval sayesinde şehirde birçok yer kapalıydı zaten, siestalar fiestalar derken Güney Amerika’da pek çalışan insan bulamıyorsunuz 🙂

Uruguay, kıtanın pek dikkat çekmeyen küçük bir köşesi. Türkiye’de sadece futboldan biliriz bu ülkeyi, oysa Avrupa’ya kaliteli futbolcular ihraç etmekten başka meziyetleri de varmış, gezdikten sonra bunu anlamış oldum 🙂 O yüzden eğer Buenos Aires’e bir şekilde yolunuz düşerse Uruguay’ı da ihmal etmemenizi öneririm..


You may also like...

12 Responses

  1. MariaLopez says:

    Simdi 5N1K programina baskaturlubirsey gezginleri cikti, aklima geldin umari hersey iyidir. Ha bir de Bolivya’yi ove ove bitiremediler, bilemiyorum artik : )

    • Bekran says:

      Bugün fotoğraf makinemi çaldırdım, o yüzden keyfim pek yerinde değil. Artık bundan sonra fotoğraflar eskisi kadar iyi olmayacak, üzgünüm. Oysa Bolivya, Patagonya, Macchu Picchu, daha nereler vardı gezilecek ve fotoğraflanacak..

  2. uğur says:

    şu makine olayını okuyunca yazmak istedim. geçmiş olsun. fotoğraf makinesi durumuna çok üzüldüm. sanırım bunun acısını en iyi anlayacaklardan biri de benim. ne desem bilemedim şimdi..

    • Bekran says:

      Sağol Uğur, ben de çok üzüldüm. Ama artık olan oldu. Bu tür konularda Güney Amerika’da yapabilecek çok şey yok, herkes çok normal karşılıyor hırsızlık vakalarını. O yüzden çok düşünmeyip canıma bir tehdit gelmediği sürece yola devam etmem lazım..

  3. MariaLopez says:

    Haydaa gercekten cok uzuldum simdi. Ben de ne desem bilemedim. Umarim onu unutturacak guzellikte gecer devami.

  4. Abicim ne guzel keyifle yaziyi okuyup bitirdim. Yorumlarda fotograf makinani caldirdigini okuyunca icim burkuldu. Kendimi kotu hissettim. Zoruma gitti. Gezginin dostu, aynasi, hatirasi, anisidir fotograflar.

    Bazen sirf bu olay birgun basima gelirse korkusundan sigorta fiyatlarini arastirip duruyorum.
    Dikkat et lutfen.

    • Bekran says:

      Sağol.. Yani Güney Amerika, Güney Amerika dedik, geldiğimden beri iki hafta oldu ve bu sürede dört sefer hırsızlık kurbanı oldum. Sen de buraya geleceksin, sigortaları araştırmanı gerçekten tavsiye ederim.

      Umarım oralarda her şey yolundadır, kendine iyi bak.

  5. Onur Oznar says:

    Bekran, fotograf makinana cok uzuldum..Anilarinin ve gorduklerinin omur boyu seninle tasinacak olmasi en buyuk avuntun olsun…Gonlunce gezip heyecanin paylasmanda bizlere yeter..Kendine dikkat et…

    • Bekran says:

      Sağol Onur. Ben de öyle düşünüyorum, makine konusunda yapacak bir şey yok sonuçta. Paylaşmaya devam edeceğim. Sadece fotoğrafların kalitesi bundan sonra biraz düşük olabilir, e bu konuda da anlayışlı olursunuz umarım 🙂

  6. iksvayzet says:

    Abi bi kaç gündür takip ediyorum bloğunu… sen nerden buluyon gezmek için bu kadar parayı ya 🙂

  7. tolga says:

    merhaba ocak ayına biletler alında hedef montevideo bekran..bana tavsiyelerin var mı?

Yorum yazın