Goa’da Tembellik Zamanı


Büyük bir çılgınlık yaptım! İnternette sitenin birinde bir sonraki gideceğim ülkeyle ilgili araştırma yaparken gözüme çarpmıştı sağ taraftaki kutucukta, Bangkok-Tokyo uçuşu yapan AirChina’nın reklamıydı. Küçük bir reklam iki gün boyunca kafamı kurcaladı durdu, olur mu olmaz mı gidersem ne katar gitmezsem ne kaybederim diye düşünüp taşındıktan sonra dün biletimi aldım. Japonya’ya gidiyorum! En başta da gitmeyi çok istiyordum aslında, ancak pahalılığı yüzünden planımı yaparken pas geçmek zorunda kalmıştım. Sonuçta sadece Japonya uçak bileti fiyatına bir ay Hindistan’da her şey dahil gezilirdi. Üstelik konaklama bakımından dünyanın belki de en pahalı şehri olan Tokyo’da bütçemin hatırı sayılır miktarını bırakırdım. Ama Japonya gibi kendine has ve binlerce güzellik barındıran bir yeri katmazsam dünya turum sanki eksik kalırdı. Tokyo’nun çılgınlığını, Kyoto’nun huzur dolu ortamını ve Hiroshima’nın hüznünü görüp deneyimlemeyi o kadar çok istiyorum ki. Böyle fırsatlar kolay gelmez, bir daha bu kadar uzun süreli bir tatile daha çıkamayabilirim. Ama önce şu konaklama işini halletmeye karar verip kutsal site Couchsurfing’de olan Tokyo’lulara mesaj atmaya başladım. Ve beklemediğim bir şekilde ilk iki mesajıma da olumlu yanıt geldi. Biri 3 gün, diğeri 2 gün boyunca beni konaklatabileceklerini söylüyorlar! 5 gün kalacak yerim şimdiden garanti, nereden bakılsa 150$ tasarruf ettim. Böylece gün geçtikçe daha mümkün daha yapılabilir gözüktü gözüme, Tokyo’luların sitede yazdıkları moralimi tavana çıkardı ve her yaptığım araştırma sonunda ülkeye daha da hayran kaldım. Artık geriye yapılacak tek şey kalmıştı: biletimi almak. Bütün havayollarına baktım, en ucuzu yine AirChina imiş. 22 Kasım’da Bangkok’tan Tokyo’ya gidiş ve 9 Aralık’ta Hiroshima’dan Bangkok’a dönüş biletlerimi toplam 560$’a aldım. 16 gün boyunca oradayım, ilk 8 günü Tokyo’da geçirdikten sonra sırasıyla Osaka>Kyoto>Hiroshima rotasında gezeceğim. Yol üstündeki küçük kasabalarda da yerel Japon hayatını deneyimlemek istiyorum, gittikten sonra nasıl olacağını göreceğiz. Havalar soğuk, endişelendiğim tek nokta şu anda bu ama artık Bangkok’ta kalın birkaç kıyafet alarak bu sorunu aşmayı düşünüyorum. Bir de Japonya’ya gitmek adına Çin’den ve Filipinler’den vazgeçtim. Filipinler’i bir yere sıkıştırıp 3-4 günlüğüne uğrayabilirim ama Çin artık başka bahara kaldı. Çin Vizesi gibi bir dertle uğraşmak bir yana zaten ülkenin sadece güney bölgelerini görebilecektim, kuzeydeki Çin Seddi, Xian, Pekin gibi yerlere gitmeye zamanım yoktu. Ve Çin’in güneyi de çok ucuz bölgelerden sayılmaz, o yüzden orada harcayacağım parayı suşiye harcamayı yeğlerim 🙂 Şimdi Japonya’dan önce 4 gün Bangkok’ta oyalanıp 8 günlük Myanmar turuma başlayacağım. Hindistan’da beklediğimden az harcadım, e Kasım ayının ilk üç haftası (Myanmar 8 günlük hedef bütçem her şey dahil 100$ 🙂 ) da ucuz yerlerle geçeceği için 2 hafta Japonya beni o kadar sarsmaz diye umuyorum. Tabi tüm 2 hafta boyunca kalacak birilerini bulursam iyi olacak. En iyisi mesaj yollamaya devam edeyim Couchsurfing’ten 🙂

[singlepic id=451 w=200 h=150 float=left]Evet, Goa başlığında Goa’ya gelebildik sonunda 🙂 Goa hakkında anlatacak çok şey yok aslında. Öncelikle söylemeliyim ki, Goa denince akla gelen o hippiler, sabahlara kadar süren trance partiler ve özgür gençlik ortamı kalmamış. 60’larda çiçek çocukların keşfedip hemen yerleştikleri, o zamanlar iki üç evden başka bir şey olmayan, yerel halkın bile uğramadığı Goa plajları şimdi çok popüler ve her popüler yer gibi bozulmuş, satıcılardan, küçük kalitesiz otellerden ve gereksiz pahalı restaurantlardan geçilmiyor. Turistlerin dörtte üçü Rus, geri kalanların çoğu da Japon ya da İsrailli. Hippi diyebileceğiniz az sayıdaki kişi genellikle 60’lardan beri burada yaşayan eski toprak amcalar ve teyzeler. [singlepic id=457 w=200 h=150 float=right] “Ah nerede o eski Goa” diye diye dolanıyorlar sokaklarda, eski hikayelerini dinlemesi çok zevkli 🙂 Hükümet de Goa’nın o eski ününü ortadan kaldırmak için son yıllarda çok uğraşmış, plajlara adım başı polisler konmuş, düzenli olarak denetimler yapılıyor ve plaj partilerince sadece akşam 10’a kadar izin veriliyor. Kısaca şu anda sadece kafa dinlemek için gidebileceğiniz yerlerden biri konumunda. Benim de zaten amacım buydu ve 5 gün boyunca ihtiyacım olan tüm enerjiyi geri kazandım. Sabaha kadar rave, trance partilerinde takılmak isteyenler ise Tayland’a gidiyor, aklınızda olsun.

Goa’da birçok plaj var, en kalabalık ve otellerin en pahalı olduğu bölge Baga ve Calangute Plajları. Anjuna ise daha çok sırtçantalılara hitap ediyor, ucuz konaklama ve uygun fiyatlı restaurant konusunda seçeneğiniz bol. Daha sakin, insanlardan uzak tropikal cennet ortamı yaşamak isteyenler Palolem Plajı’nda sahildeki kulübelerde ya da çadırlarda kalırken artık Goa’nın son parti kırıntılarını [singlepic id=462 w=200 h=150 float=left]yakalayım biraz olsun eğleneyim diyenler Vagator Plajı’nı tercih ediyor. Goa’nın çeşitli plajlarında gezmek istiyorsanız motorsiklet kiralamak çok mantıklı. Her dükkanın önünde 2-3 motorsiklet var kiralanmaya hazır, fiyatları günlük 200Rupi civarında, tabi litresi 70Rupi olan benzin fiyatı da size ait. Motor kiralamak için ehliyet gerekmiyor ve yollar yeni öğrenmeye başlayanlar için gayet elverişli. Tabi ben bu kadar ucuz olduğunu bilmediğimden motor kiralamaya hiç yanaşmamıştım, sadece bir gün Baga ve Calangute Plajları’na gitmek için Anjuna’dan ayrıldım sonuçta. Onda da motor taksicilerden biriyle anlaşıp gidiş dönüş 250Rupi vermiş oldum. Her şekilde motorsiklet daha avantajlı yani.

Goa’lı halk ise Kuzey Hindistan’daki çılgınlıktan sonra o kadar iyi geliyor ki. Bir kere büyük kısmı Hintli’ye bile benzemiyor, [singlepic id=465 w=200 h=150 float=right]daha çok bölgeyi zamanında ele geçirip uzun zaman sömürgesi altında tutan Portekizlileri andırıyorlar. Üç beş tane Ronaldo gördüm, futbola da meraklılar, daha ne olsun. E bir de Hindistan’da hiç alışık olmadığınız tropikal plajlar, palmiye ağaçları, vs eklenince kesinlikle farklı bir ülkeye gelmiş hissi veriyor. Halkın büyük çoğunluğu Hristiyan, sağda solda onlarca kilise var. Eski Goa diye bilinen şehir merkezi ise UNESCO Dünya Mirası listesinde ama plajdan 30km uzakta olunca, içimde de gezmek için hiç istek parıltısı oluşmayınca bir kere bile gitmedim buraya. İnsan rahatı bulunca hemen ne kadar tembelleşiyor, hemen dibimdeki plaja bile sadece 3 kere indim 🙂 Deniz her seferinde dalgalıydı ama suyu temizdi hakkını vereyim. Ama zamanımı daha çok otelde takılarak, diğer [singlepic id=468 w=200 h=150 float=left]gezginlerle bahçede muhabbe-içki şeklinde geçirdim. Hindistanlı bir genç ile yakın arkadaş olduk, Kaşmir’den demek daha doğru aslında, kendilerini Hintli olarak görmüyorlar pek. Kaşmir ile yaşanan sorunları anlattı bana, ben de ağzım açık dinledim. Çocukluğu bomba patlamaları ve silah sesleri arasında geçmiş, sessiz bir akşam uykusu geçirdiği çok nadir olurmuş. Ve bu sessiz bir iki günün ardından her zaman çok daha şiddetli patlamalar takip edermiş. Çok insan öldürülmüş yakınlarından. Şimdi ortalık biraz sakinlenmiş ama sorunlar çözümlenmediği için hayatları zor geçiyormuş. Kaşmir’lilere pasaport bile verilmezmiş kolay kolay, o yüzden çoğu Kaşmirli bulunduğu yerden çıkmazmış hayatı boyunca. Asıf ise bir şekilde pasaportunu almayı başarıp Amerika’ya gitmek istemiş. Vizesi tam 1 yılda çıkmış, ilk kez kendi topraklarından uzaklaşmasını en güzel dönemi diye tarif ediyor. İlk defa sinemaya New York’ta gitmiş, o da geçen yıl. Çünkü Kaşmir’de sinema açmak yasakmış. Aslında Kaşmir’de hemen hemen her şey yasakmış. Bu arada Kaşmir, Hindistan’ın kuzeydoğusundaki Pakistan-Çin ile çevrili bölgeye verilen isim. Yönetim üçe bölünmüş durumda, Hindistan, Çin ve Pakistan kontrolü altındaki üç ayrı bölge var. Ve bu bölgelerin sınırlarını değiştirmek isteyenlerin savaşı yıllardır devam ediyor.

Rock müzik de dinliyormuş Asıf, Goa gibi bir yerde rock dinleyen tek insanlar bizdik herhalde, açtık müziği[singlepic id=455 w=200 h=150 float=right] bangır bangır Rolling Stones, Guns N Roses  falan çalıyoruz, diğerleri de anlamsız bakışlar atıyorlar tabi. Sonuçta 5 günün nasıl geçtiğini anlamadım, eminim bir ay daha bile sıkılmadan kalınır burada. Kuzey Hindistan’dan sonra o kadar iyi geliyor ki. Sokakta bir dilenci bile yok, taksiciler ise “teklif var, ısrar yok” kafasında, hatta biraz tuzları kuru pek önemsemiyorlar müşteri almayı bile diyebilirim. Burada sadece bir kere indirim yaptırabildim taksilerde, önceki şehirlerde yarı fiyatına düşürüp binmeye alıştığım için sürekli pazarlık içindeyim ama adamlar 10Rupi bile düşürmüyorlar ücreti. Bir de Portekiz döneminden kalma alışkanlıkları var. İspanyolların siestası gibi öğlen uzun süre tatil veriyorlar kendilerine, çalışmaya geç başlıyorlar ve öyle sıkı çalıştıkları da söylenemez. Ama rahat takılıyor ve memnunlar hayatlarından, para gelirse gelir gelmezse de sorun değil onlar için.

[singlepic id=450 w=200 h=150 float=left]Goa demişken Fenny’den bahsetmemek olmaz tabi. Dünyanın en büyük kaju üreticilerinden biri olan bölgede çoğu şey kajuya yapılıyor ve içki de istisna değil. Kajudan rom yapmışlar ve çok sert, sek içebilmek yürek ister. Sonradan hindistan cevizli çeşidini de çıkartmışlar ama kajulusunun yerini tutmuyor tabi. Gelenler mutlaka denesin, Goa’nın olmazsa olmazlarından. İçkiler zaten çok ucuz burada, 650ml’lik dark bira (%8,5) 1,5TL’ye satılıyor, üzerine Fenny’i de ekleyince herkes sarhoş sarhoş geziyor etrafta 🙂 Kuytu köşelerde ise uyuşturucu satıcıları var, yürürken dank diye önünüze atlayıp ürün yelpazelerini sıralamaya başlıyorlar. Çoğu turistin buraya gelme sebebi de bu aslında. Goa’nın haşhaşı çok çok ağırmış ve çok ucuzmuş. Bazı turistlerde bu yüzden beyin meyin kalmamış. Özellikle restauranda tanıştığımız ve kaç günlüğüne buradasın şeklindeki sorumuza ciddi ciddi “uzaylılar beni alıp götürene kadar, onları bekliyorum burada” deyip kollarını yukarı kaldıran ve bağırmaya başlayan Alman genç hakkında koca yazı yazılır ama ben en iyisi burada keseyim 🙂

Son gün akşam olduğunda isteksiz bir şekilde otelden çıkış yaptım ve bir tane motorsiklet taksiyle 250Rupi’ye anlaşıp Mumbai’ye gidecek 10 saatlik akşam trenime binmek için istasyona gittim. Hiç ayrılmak istemiyorum buradan, plajından dibindeki küçük odamda sıcacık yatağım dururken şimdi kim çekecek 10 saat sürecek rahatsız tren yolculuğunu 🙂

NOT: Son gün duyduğum bir bilgiyi aktarayım da gideceklerin aklında olsun. Plaj partileri 10’a kadar demiştim ama bazı günlerde ve her seferinde farklı plajlarda sabaha kadar süren gizli partiler düzenleniyor. Bu partinin nerede olduğunu öğrenmek için en iyi yol önce hangi plajda olduğunu öğrenmek için Munchies ya da gezginlerin sık takıldığı restaurantlardan birinde sorup soruşturmak, ardından o plaja gidip çay satan teyzelerin ellerindeki fosforlu bileklikleri takip etmek. Zifiri karanlık altında yeterince yol gösterici oluyorlarmış bunlar 🙂


You may also like...

4 Responses

  1. uğur says:

    haha 🙂

    günlüğünü ilk okumaya başladığımda dedim bu rota kesin değişir! beklediğim gibi de oldu. eğer bir sefer bile olsa yola düşen biri ilkinde değilse bile ikincisinde “acaba bu tarafa gitsem nasıl olur” diyecektir. sende bu hastalığa yakalanmışsın belli ki. ama çok ama çok iyi etmişsin. dediğin gibi suşiye para vermek daha akıllıca olur. couchsurfing’in de faydalı olmasına sevindim. umarım diğer yerlerde de kalacak yer konusunda sıkıntı çıkmaz. çünkü maliyeti arttıran maddelerin başında gelir.

    goa’da gördüğüm kadarıyla eğlenceli. özellikle kaju içkileri konusunda ağız sulandırıcı 🙂 kaju o kadar çok ki ne yapacağını şaşırmış demek ki amcalar. tr’deki fiyatına bakarsak denenesi olduğunu düşünüyorum. bu arada oradan ayrılırken yanına şöyle küçük paketlerde almanı tavsiye ederim. yolculuk sırasında enerji vereceğine eminim.

    sana rahat tren yolculuğunu diyeyeyim ben, artık ne kadar olursa 🙂

    • Bekran says:

      Aynen dediğin gibi, insan yola çıktıktan sonra planları ister istemez değişiyor. Şimdi Japonya dışındaki ülkelerde de değişiklik yapmaya başladım ufaktan. İyi ki uçak biletlerimi önceden almamışım ona seviniyorum, yoksa şu andaki kadar rahat olamazdım. Hem de yola çıktıktan sonra biletleri hep daha ucuza aldım, özellikle uçuşa bir hafta kala fiyatları oldukça düşüyor. Kesinlikle yola çıkmadan bilet alınmasına karşıyım artık. İlk gidiş bileti alınır, gerisi zamana bırakılır 🙂

      Goa eğlenceliydi ve 5 günlük mola çok iyi geldi. Kajuya doydum, yanıma da bol bol aldım. Her yerde bu kadar ucuz bulamam sonuçta 🙂

      Çok sağol yorumun için. İleride yeni yorumlarını da bekliyorum 🙂

      Bekran

  2. bora says:

    Bekran
    Siteni yeni keşfettim, tebrik ediyorum.
    Benim yıllar sonra akıl ettiğimi (Okuldan mezun olur olmaz hiç bir bağlantın yokken kendini yollara vurmak) vakitlice düşünüp gerçekleştirdiğin için.
    Süper bir şey yapıyorsun, helal olsun.
    (Finansı nasıl karşıladığından bahsetmemişsin ama herhalde ailen yardımcı oluyor, onlara da kocaman helal olsun!)

    • Bekran says:

      Selamlar,
      Uzun zamandır takip ettiğim bir blog yazarından böylesine bir yorum almak ne güzel 🙂 Çok mutlu oldum, çok teşekkür ederim. Finans konusu haliyle tahmin ettiğiniz gibi, onlar olmasa bu dünya turu da olmazdı 🙂
      Tekrar teşekkürler
      Bekran

Yorum yazın