Dünya Turu 2. Cilt, Bölüm 1: Darwin


[singlepic id=1400 w=200 h=150 float=left]Bali’de son 10 günde görmediğim kadar güzel, güneşli bir günün sabahında havaalanına doğru yola çıktık. Check-in’den sonra son Rupiah’larımla dondurma aldım (son bir aydır dondurma bağımlılığı başladı bende, her bulduğum yerde Magnum-Cornetto yiyorum. Ucuz da, sadece 75 cent 🙂 ) ve çıkış harcı olan 150000 Rupiah’ı ödeyip uçağıma bindim. Avustralya beni inanılmaz çekiyor kendine, cam kenarında oturduğum koltuktan adanın sınırlarını ilk gördüğümde kalbimin hızla çarptığını hissettim. Uçağın içi ise Avustralyalılardan dolayı tam bir cümbüştü 🙂 Endonezya’dan çıkan uçaklar Avustralya’da genelde ilk Darwin şehrinde duruyor, insanlar oradan başka havayolu şirketleriyle asıl gidecekleri yere dağılıyorlar.  Benim de planım orada kalmayıp Cairns’e geçmekti. [singlepic id=1381 w=200 h=150 float=right]Darwin’e öğlen 3’te vardık, sonraki uçuşum ertesi günün sabah 6’daydı 🙂 Pasaport kontrolü çok yavaş ilerledi, onu geçtik, iki defa daha kontrole soktular hepimizi. Avustralya ülkeye giriş kontrollerini çok ciddiye alıyor, güzel bir şey aslında. Ada olduğu ve çevre yerlere uzak olduğu için ülkeye girişlerin hepsi sorunsuzca kayıt altına alınıyor. Ülkeye giriş damgamı bastırıp terminale girdikten sonra sabaha kadar uzun süre ne yaparım diye düşünüyordum ki şehri gezmeye karar verdim. Bir şehir bir şehirdir, üstelik Avustralya’daki ilk günümü havaalanında 15 saat oturarak geçirmeyi kesinlikle istemiyordum. Shuttle servisi varmış, gidiş-dönüş 27 Avustralya doları istiyorlardı ki yolculuğun [singlepic id=1386 w=200 h=150 float=left]sadece 15 dakika sürdüğünü düşünürsek çok yüksek bir rakam. Ama bunun dışındaki tek ulaşım yolu taksiymiş, çaresiz aldım bileti. Shuttle’ın şoför çılgın bir teyze vardı, sürekli yolcularla şakalaşıyordu. Yolda giderken bir an aniden durup araçtan indi, bizim çantaların konulduğu römorkun kapısını yanlışlıkla açık bırakmış ve birkaç çanta yola düşmüş! Eyvah, en üstte benim çantam vardı, o mu gitti acaba diye düşünürken beş dakika sonra bir arabanın içinden Hulk Hogan tipli aşırı kaslı bir amca çıkıp çantaları verdi, yolda düşürdüğümüzü görüp toplamış ve bizi takip etmiş. Benim çantam düşmemiş, sorun halledilmiş oldu ama Asya’da otobüslerin tepesinde çantalarımız gevşek halde keskin virajlardan dönerken bile hiçbiri düşmezken Avustralya’da ilk günümde patır patır yola dökülmelerini görmek komik oldu 🙂

Darwin ve Avustralya hakkındaki ilk izlenimlerime gelince:

  1. Halkı günün erken saatlerinde içmeye başlıyor, haftaiçi 4’te varmama rağmen barlar doluydu ve canlı müzik çoktan başlamıştı. Şehre gelir gelmez ilk olarak turist info ofisine girdim. Harita alıp görevliye nereyi gezebilirim diye sorduğumda adam bana “şu bar güzeldir, bu sokak barlar sokağı, şuranın birası güzel, buradaki beş para etmez” diye anlatmaya başladı 🙂
  2. Avustralya’nın dillere düşmüş pahalılığını bu ilk durağımda gözlemlemiş oldum. Acıkmıştım ve havaalanında bir şeyler yerim diyordum, bir sandviçin 10$ olduğunu görünce açlığımı unuttum gitti tabi ki. Şehre gittiğimde bir McDonald’s’a girdim (anlaşılan iki hafta buralarda yiyeceğiz), menüler 9$ civarı ki 20TL ediyor neredeyse. İçkiye ise Avustralya’da veda zamanı, barda 33’lük bira 6,5$ (neyseki Endonezya’da bol bol yiyip içmiştim) idi. Bu fiyatların hepsi Avustralya doları ve Amerikan dolarından daha değerli olduğunu belirtirim. Beş sene önce 1 Avustralya doları 1TL’ye eşitken, kısa sürede inanılmaz yükselişe geçti ve şu andaki kur 1 AUD=2TL 🙁 Hele Darwin böyleyse Sydney ya da Melbourne’ın nasıl olacağını tahmin bile edemiyorum.
  3. Sanırım burası Avustralya’nın Karadeniz’i, aksanları o kadar ağır ve o kadar hızlı konuşuyorlar ki ilk geldiğimde uzun süre afalladım, duyan İngilizce demez, o derece. Ama çok konuşkanlar, bir binanın nerede olduğunu sorun, tarihini anlatırlar. Özellikle yaşlı teyzeleri çok canayakın, 50’lerin Amerikan filmlerindeki aşırı neşeli olan teyzelere benziyorlar, bir de anlayabilsem dediklerini 🙂
  4. Sokakta bol miktarda aborjin var ama hepsi döküntü halde, dilencilik yapanlar, parklarda grup halinde boş boş oturanlar. Düzgün giyinen iş güç sahibi bir tanesine rastlamadım. Üzücü..
  5. Şehir merkezi çok küçük, gezilecek tüm yerler 2 saatte bitirebilir. Öyle özellikle görülmesi gereken bir yer sorarsanız 2. Dünya Savaşı Benzin Tünelleri’ni tavsiye edebilirim. Saat öğlen 1’e kadar açık olduğu için ben gittiğimde kapalıydı ama her giden güzel olduğunu söylüyor.
  6. Darwin 2. Dünya Savaşı’nda Japonlar tarafından bombalanmış. Şehirdeki tüm görülesi yapılar savaş anıtları ya da bombalanmış binalar.
  7. Burası dünyanın yaşamak için en tehlikeli yerlerinden. Hayır, cinayet veya hırsızlıktan bahsetmiyorum. Dünyanın en zehirli hayvanları Darwin’de yaşıyor. Tuvaletlerde gezen kırmızı dev örümcekler, denizde yaşayan timsahlar (denizde yüzüp eğlenirken bir timsahle karşı karşıya kaldığınızı düşünsenize) ve kutu denizanaları şehri yurt edinmişler. Özellikle kutu denizanasına (box jellyfish) ayrı bir parantez açmak lazım. Kendisi dünyanın en zehirli deniz canlısı, upuzun kollarıyla vücudunuzun herhangi bir yerine dokunduğu anda saldığı zehir sayesinde 5 dakika içinde ölüyorsunuz ve bunun için bir panzehir yok. Yılın belirli dönemlerinde Darwin kıyılarını sürü halinde işgal eden bu denizanalarından korunmak için denize onların geçemeyeceği ağlar kurmuşlar ama bunları birkaçının sıyrılıp halka zarar vermesine engel olmamış. Geçen sene bir kız çocuğu kutu denizanasının ölümcül dokunuşundan kurtulmuş ve bir mucizeyi gerçekleştirdiği için uzun süre haberlere çıkmış. Şimdi bilimadamları panzehiri bulmak için kızın üzerinde deneyler yapıyorlarmış.
  8. Avustralya’nın günbatımı bir başka olur demişlerdi de inanmamıştım. Darwin’de geçirdiğim tek günün akşamında gördüğüm manzara sonrası fikrim hemen değişti. Hayatımda gördüğüm en güzel günbatımı olabilirdi, gökyüzündeki renklerin çeşitliliği, bulutların kattığı atmosfer, okyanus dalgaları, her şey ama her şey büyük resmi tamamlamak, mükemmel günbatımını oluşturmak için büyük çaba sarfediyordu. Parkta oturup iki saat izledim manzarayı, sırf bu manzara için bile şehir merkezine gelmeye değer doğrusu 🙂
  9. Hayır, daha kanguru görmedim 🙂
  10. Kısaca Darwin böyle bir yer, kalmaya gerek yok ama benim yaptığım gibi eğer iki uçak arası uzun bir bekleme süresi varsa şehre gidip gezin ve Bicentennial Park’ında günbatımını yakalamayı unutmayın.

Cairns’te couchsurfing’ten beni konaklatacak biri hazırdı. Rob, arabasıyla beni havaalanından alacağını, çok yorgun olmazsam da evinde kalan diğer misafirle bana şehri gezdireceğini söyledi. Daha ne ister ki bir insan? 🙂 Böylece geceyarısı havaalanına geri döndüm (akşam sağanak yağmur başladı, nedir benim şu yağmurdan çektiğim 🙂 ) ve Cairns’e gidecek sabah uçağımı beklemeye koyuldum. Avustralya gezim asıl şimdi başlıyor 🙂


You may also like...

6 Responses

  1. funda says:

    Öyle güzel anlatmışınız ki okumaya doyamadı. Devamını merakla beliyoruz, iyi seyehatler

  2. Mindil Beach sadece Darwin’in degil, Avustralya’nin da en guzel gunbatimi izleme yerlerinden biriydi. Orada gun batiminda gunesin denizde batisi saniye saniye izlenebilir. Bir de dunya mutfaklarindan diledigini secebilecegin night marketi var. Senin fazla zamanin yoktu gerci…

    Fiyatlara alismak, bir hamburgere 20lira vermek zor gelecek ama Avustralya’daki guzllikler buna deger. Hungry Jack’s hamburgerlerini dene bak tanidik gelecek mi?

    • Bekran says:

      Mindil Beach’e ve gece marketine gitme şansım olmadı maalesef. Ben de duymuştum ne kadar güzel olduğunu. Fiyatlar gerçekten pahalı ama sonuçta bile bile geldik, katlanacağız 🙂

  3. tilda says:

    yazilarinizi cok takdir ediyorum cunku bu ara ben de yoldayim..lutfen bana baliden darwine ne ucak aldiginizi soyler misiniz..air asia cok gun ucmuyor , jet starla da goremedim .cok tesekkurler
    tilda

    • Bekran says:

      Selamlar,

      Yolda baska gezginlerin oldugunu duymak ne guzel. Hemen cevaplayaylim sorunuzu: Bali’den Darwine ucmak icin AirAsiayi kullandim. Her gun ucmuyor evet, o yuzden planimi ucus tarihlerine gore denk getirdim. Jetstar da ucuyor diye biliyorum ama baktigim sirada cok pahaliydi, o yuzden vazgectim. Bu iki secenek disinda Avustralyaya baska seceneginiz oldugunu zannetmiyorum.

Yorum yazın