Agra’da Uzun Bir Gün


[singlepic id=188 w=200 h=150 float=left]Taj Mahal’in kenti Agra’yı görmek için treni bekliyorum. Khajuraho’da tapınaklar 3-4 saatte rahatlıkla geziliyordu, ben de burada bir gün yeterli olacağını düşündüm ama tren platformunda yanıma gelip benimle tanışan kalabalık Hintli aile aksini iddia etti. Şurayı gördün mü burayı gördün mü şeklindeki tüm sorularına kafamı sallamak zorunda kaldım, aslında gezilecek ne çok yer varmış.. Delhi’de yaşıyorlarmış, buraya havuz partisine gelmişler. Çok neşeliler 2 saat nasıl geçti anlamadım. Üstelik bilet konusundaki sıkıntıma da çare buldular. Bugün nedense insanlarda tanışma ve sohbet etme isteği uyandırıyorum, nedendir bilmem 🙂 6 gibi kalkacak tren Agra’da 2:20’de olacaktı ancak biletim Agra’ya kadar boş yer olmadığı için bir önceki durak olan Jhansi’ye kadardı. Ben de biletçiye gidip, yolculuğumu uzatabilir mi diye sordum, cevap olumsuzdu. Ardından Hintli ailenin tavsiyesiyle bir tane Khajuraho-Agra sınıfsız biletinden aldım. Sınıfsız [singlepic id=187 w=200 h=150 float=right]bilet en en kötü bölüm oluyor, binmedim ama herhalde ineklerle paylaşıyorsunuz koltukları. Neyse, Jhansi’ye geldik, asıl biletim artık geçersiz. Bakınıyorum ama koltuğuma oturmak isteyen biri yok. İyi şans olarak yorumlayıp uyumaya devam ediyorum ama biletçi çok geçmeden damlıyor. Sınıfsız Agra biletimi gösteriyorum, düşünüyor taşınıyor ve aynı koltuğumda yola devam edebilmem için 300Rupi istiyor. Bu da üçkağıtçı çıktı. Refleks olarak pazarlığa başlıyorum, sonunda 100Rupi’ye anlaşıyoruz. Toplam 200Rupi ekstra vermiş oluyorum sınıfsız biletle beraber ama zaten en başta biletimi Agra’ya bulabilseydim aynı farkı verecektim. O yüzden sorun yok. Tren istasyonuna zamanında varıyoruz. Sözde beni karşılayacak olan otel görevlisi ortada yok tahmin ettiğim gibi. Ben de dışarı çıkıyorum, taksilerin her bölgeye fiyatı önceden belirlenmiş. Otelime 200Rupi istiyorlar. Çok geliyor tabi, bu adamların pazarlık payı da yok, [singlepic id=193 w=200 h=150 float=left]etrafta bisiklet rikşalar da göremiyorum (en ucuzları hep onlar oluyor çünkü). Hemen yanımdaki genç dikkatimi çekiyor, soruyorum nereye gideceğini, bilmediğini  söylüyor. Ben de onu benim otele götürmeyi, hem taksi ücretini paylaşabileceğimizi teklif ediyorum. Kabul ediyor ve biniyoruz araca. İspanyolmuş, kafa biri, eğer yolculuğumuzun devamı çakışsaydı beraber gitmeyi teklif edecektim. Otelin ücreti gecelik 200Rupi (4$), şu ana kadar kaldığım en ucuz ama en pis otel sıfatını sonuna kadar hakediyor. E gecenin o vakti başka otel arayacak halimiz yok, 3 saat yatıp kalkacağız zaten. Sonuçta kabul ediyoruz ve hemen yatağa kıvrılıp yatıyoruz.

Taj Mahal’in gazıyla sabah 4:50’de kalkıyorum, buz gibi suda duşumu aldıktan sonra çantamı [singlepic id=192 w=200 h=150 float=right]topluyorum ve gün ağarmadan Taj Mahal yollarına düşüyorum. Oteli özellikle saraya yakın olduğu için seçmiştim, 2 dakika bile sürmüyor giriş kapısına ulaşmam. Etraf ana baba günü, çoğu benden hızlı davranmış, sırada geride kalıyorum. Gündoğumu kaçıyor ama içeride çok güzel fotoğraflar çıkartabiliyorum. Tabi binlerce kez yazılmış çizilmiş, milyonlarca kez fotoğraflanmış bir saray hakkında benim ekleyebileceğim ekstra bir şey yok. Herkes az çok hikayeyi biliyor. Şah Cihan karısı 14. çocuğuna hamileyken ölünce aşkı uğruna benzersiz bir saray yaptırmak ister ve bu saray o gün bu gündür (500 yıl oluyor)[singlepic id=191 w=200 h=150 float=left] aşkın en büyük sembolü olarak bilinmektedir. Çok görkemli bir yapı gerçekten, dışarıdan surlar nedeniyle gözükmüyor o yüzden kapıdan geçip o ilk görüntüsünü görünce etkilenmemek zor. Taj Mahal’in en ilginç tarafı tamamen mermerden yapılmış olması ve bu mermerlerin ışık emer özelliği sayesinde günün her saatinde belli bir renge bürünmesi; gündoğumu, günbatımı ve ay ışığı altında apayrı seyir zevki sunuyor. Tabi bunlar için ayrı ayrı bilet almak zorundasınız. Bilet fiyatı da 750Rupi (15$), belirteyim. Diğer bir ilginç bilgi de zamanında paraya sıkışılınca Taj Mahal’in satışa çıkartılmasıymış, mermerleri iyi para eder [singlepic id=197 w=200 h=150 float=right]diye düşünmüşler. O dönemde İngilizlerin devreye girmesiyle satış iptal edilmiş, iyiki de öyle olmuş. Şu anda paha biçilemiyordur herhalde kendisine. Sarayın bahçesinde turistlerin amansız bir fotoğraf çekme yarışı var, çok dahil olmak istemesem de görevimi yerine getirip siteye koymak için bir miktar fotoğraf çekiyorum. Bir saat sonra şansızlığıma bakın, kameranın şarjı bitiyor ve benim de Taj Mahal maceram sona eriyor. Bu arada sarayın çok küçük bir bölümüne ziyaretçi alınıyor, oysa tamamında yapılacak bir gezinti ne güzel olurdu. Son bir bilgi, çevre otellerin çoğunun çatı resturantı var, buralardan çok güzel Taj Mahal manzaralarına sahip olabilirsiniz. Tabi kötü yemek ve kazık fiyatlara razıysanız.

[singlepic id=198 w=200 h=150 float=left]Sıradaki durağım Agra Fort. Zaten şehirde Taj ile Fort dışında bir yer yok. Alternatifleri sorduğumda bana Baby Taj(Şah Cihan’ın çocuğu için yaptırdığı ufak saray) ya da Taj’ın mermer modelinin olduğu müze olduğunu söylüyorlar. Zaten orjinalini görmüşüm, modelini ne yapayım. Agra Fort’a girip her yerini kısa sürede dolaşıyorum. Yapı etkileyici ama en hoşuma giden kısmı bahçesinde dolaşan sincaplar oldu. Her köşeden sürekli onlarca sincap fırlıyor, özellikle onları ceviz yerken izlemesi çok keyifli. Agra Fort gezildi. Saat de çok geç değil acaba Agra’dan bu akşam ayrılsam mı direk? Şehre 40km uzaklıktaki Fatehpur Sikri’yi de görmek istiyorum (aslında burayı Taj Mahal’den bile çok merak ediyordum), saat de daha çok erken ve şimdi çıkarsam yola belki trenden önce oraya şehre geri dönebilirim. Tren bileti soruyorum acenta ofislerinde, bugün saat 17:40 treninde yer olduğunu söylüyorlar, ancak acil bilet sınıfı olduğu için 100Rupi ekstra verecekmişim ve koltuk sınıfı Sleeper denen düşük sınıftanmış. Artık 4,5 saat yol, çekeceğiz bir şekilde diyip alıyorum biletimi. Burada bir gün daha kaybetmeye gerek yok kesinlikle. [singlepic id=203 w=200 h=150 float=right]O sırada yanımda duran İsrailli gençle takılıyoruz, Taj Mahal’de de konuşmuştuk ayak üstü, o da Japiur’a gitmek istediğini söylüyor ve beraber gitmeyi teklif ediyor. Ama görmesi gereken çok yer varmış, bitirebilirse haber verecek. Telefonumu veriyorum ona ve Fatehpur Sikri’ye gitmek üzere ayrılıyorum. Tren o saatte yok ama otobüs terminalinde oraya düzenli seferler varmış, önce oraya bir bakayım diyorum. Tam anlamıyla curcuna, kime sorsam bilmiyor, otobüs şoförleri bile durumdan bihaber. En ufak İngilizce yazı da göremeyince oradaki tuktukların yanına gidiyorum ve fiyatı soruyorum. Az değil, gidiş-dönüş 80km, üstelik ben gezerken bekleme süresi de var. Tabi uçuk fiyattan açıyorlar pazarlığı, uzun uğraşlarım sonunda 500Rupi’ye razı [singlepic id=204 w=200 h=150 float=left]oluyor biri. Alıştım ben bu pazarlık işine, gittikçe daha iyi fiyatlar yakalıyorum 🙂 Çıkıyoruz yola ama tuktuk dediğin üç tekerli mopetten bozma birşey, ne kadar hızlı gidebilir ki. Tam 1,5 saatte varıyoruz antik kente. Şehir beklediğim gibi çıkmıyor maalesef. Hint İslam dönemine ait yapılarla dolu ve yakından resimlerde gözüktükleri gibi gözükmüyorlar. O kadar yola değmezmiş ama en azından aklımda kalmadı, görmüş oldum. Başım önde dönüyoruz aynı yolu. Tren istasyonuna bırakıyor beni tuktukçu amca, giderken de hakkımı ona helal etmemi istiyor, kesin yine kazıklandım anlaşıldı. Ben de son 2 saati geçirmek üzere tren istasyonunda bir restauranta geçip oyalanıyorum. Agra’da daha fazla kalmayacak oluşumdan mutluyum. Şehir yıllardır Taj Mahal’in kaymağını yiyor, ülkenin en kalkınmış yerlerinden biri durumunda ama sorun işte insanlar. Ne yaparsan yap insanı değiştirmek çok zor.


You may also like...

4 Responses

  1. Kadir Murat Tosun says:

    Harika gidiyor Bekrancım,keyifle okuyorum yazılarını.1 haftadır fırsatım yoktu 3 yazını da bitirdim,tabanına kuvvet diyim 🙂

  2. Yazıya bayıldım. Ayaklarınıza yüreğinize sağlık. Benim de nicedir Hindistan planlarım var ancak işten dolayı henüz vakit sorununu çözmüş değilim. Umarım en kısa sürede oraları adımlayacağım. Bu arada http://www.corabidelikadam.com benim seyahat bloğum. Hikayeler için beklerim;)

    • Bekran says:

      Teşekkürler. Umarım vakit bulur, gidersiniz Hindistan’a da deneyimlerinizi sitenizden okuruz 🙂

Yorum yazın