..3..


Artık aylar değil, haftalar kaldı. Ve tüm işleri bayram sonrasına bıraktığım için son bir hafta inanılmaz yoğun geçti; vizeler, alışveriş, aşılar, doktor kontrolleri derken dinlenecek zaman bulamadım. Pazartesi günü İstanbul Harbiye’deki

Hindistan Konsolosluğu’na gittim. İnternette okuduğum siteler vizenin çok kolay çıktığını, başvuru formu, otel rezervasyonu ve iki fotoğrafla gidildiğinde aynı gün alınabileceğini yazınca ben de elimi kolumu sallaya sallaya gişe memuruna yürüyüp belgeleri uzattım. İlk olarak gelirimle ilgili belgeleri sordu, yanımda olmadığını söyleyince sanırım oldukça bozuldu ve 6 ay çok girişli yerine 3 ay tek girişli vizeyi layık gördü bana 🙂 Sonuçta Hindistan’a tek giriş yapacağım için pek sorun olmadı ama aynı vizeye başvuracaklar için şart koşulan belgeleri sıralayım da benim düştüğüm hataya düşmeyin:

*Pasaport, varsa eski pasaport, nüfus cüzdanı fotokopisi
*İngilizce doldurulmuş başvuru formu (internetten çıktısı alınıp götürülebilir)
*2 adet fotoğraf
*Ülkede geçirilecek her ay için en az 1500$ tutarında gelir belgesi (Kira, maaş, banka hesabı, vs)
*Otel rezervasyonu
*Gerekli vize ücreti (6 ay çok girişli vize ücreti – 40$)

Hindistan’dan vizeyi yazıldığı gibi akşam saatlerinde aldıktan sonra ertesi gün pasaportumu zaman kaybetmeden Yeni Zelanda Konsolosluğu’na gönderdim. Hala bekliyorum, elime geçtiğinde en kısa zamanda Çin Vizesi’ne başvuracağım. Çin Konsolosluğu’nun sabıka kaydı gibi alışılmadık evrak istekleri var, prosedürün nasıl işlediği de tam belli değil, internet sitelerindeki vize bilgileri en son 7 yıl önce güncellenmiş ve vize uygulamalarını sürekli değiştiriyorlar. Bu başvurunun nasıl sonuçlanacağını çok merak ediyorum doğrusu 🙂

Sırt çantamı aldım sonunda. 40L hacminde bir çanta almayı kafaya koyduğum için çok fazla seçeneğim yoktu zaten, internette gördüğüm Karrimor Hot Rock 40 modelini beğenmiştim ama mağazaya gittiğimde ellerinde kalmadığını öğrendim. Ben de yine Karrimor’un Lynx 40-50 modelini satın aldım. Çanta çok sağlam, sağda solda ekstra cepleri var, uçak dışı kullanım için en üstte 10L’lik fazlalığı var (40-50 olarak yazılmasının sebebi bu), kendi yağmurluğu bile düşünülmüş ve en önemlisi sırtıma taktığımda çok rahat ediyorum. Zaten sırtçantası konusunda dünyanın en iyi markalarından olan İngiliz Karrimor’un bana yolun sonuna kadar layıkıyla eşlik edeceğinden şüphem yok. Bunun dışında küçük büyük son derece kullanışlı birçok seyahat malzemesi aldım, çoğunun adını ilk defa duyduğum bu ürünler sayesinde her seyahatimde yanıma aldığım fazla yüklerimden kurtulacağım ve yer sıkıntısı yaşamadan hafif, konforlu bir seyahat yapmış olacağım. Bu malzemeleri ve ne işe yaradıklarını Sırtçantası başlığı altında detaylı olarak yazacağım, biraz sabredin 🙂

3 kez aşı oldum. Sarı Humma ve Tifo aşılarımı Karaköy’deki Seyahat Sağlığı Genel Merkezi’nde olurken, Polio aşısını kendi sağlık ocağımda yaptırdım. Hiçbir aşı için ücret ödemediğimi belirteyim. Böylece aşılar aradan çıkmış oldu. Tabi bu arada doktor ve dişçi kontrollerine gidiyorum, yola çıktıktan sonra sorun çıkmaması adına gerekli önlemleri şimdiden almak lazım.

Bütün bunlar dışında sürekli gezi filmleri izliyorum, gezi kitapları okuyorum ve kondisyonumu yüksek tutmak için düzenli spor yapmayı ihmal etmiyorum. Son okuduğum kitabı herkese tavsiye ederim: Macellan. Ünlü Alman yazar Stefan Zweig’ın, dünyanın çevresini ilk kez dolaşıp dünyanın yuvarlak olduğunu kesin olarak kanıtlayan bu efsanevi denizci hakkındaki gizli ve unutulmuş belgeleri bulup derlediği kitabında Macellan’ın kişiliğini, o dönem Avrupası’nın ruh halini ve herkes tarafından imkansız görülen meşhur dünya turunu planlama aşamasından yolculuğun kendisine ve sonrasına kadar ayrıntılı olarak bulabilirsiniz. Okurken o dönemi tam anlamıyla hissediyor, orada yaşamış kadar oluyorsunuz. Kitap ilham veriyor ve kendi serüveninizin peşinden koşmanız için sizi arkanızdan resmen itekliyor. Kesinlikle okuyun.

Yapmayı çok istediğim Skydiving eğitimini dünya turu dönüşüne bıraktım, bir türlü tarihleri ayarlayamadım ve bu halde gitsem aklımı o işe tam olarak veremeyeceğimi düşündüm. Buna karşın uzun zamandır ihmal ettiğim İspanyolca derslerime geri döndüm. Yolda çoğunu unutacak olsam da ne kadarı aklıma kalsa kardır bence, artık ne kadar işe yaradığını Güney Amerika’da göreceğiz 🙂

Böylece hazırlıklarımın çoğunu bitirdim, geri kalan haftalarda bir iki ufak işi de hallettikten sonra artık sevdiklerimle vedalaşacak zamanı bulabileceğim ve tabi bu sürede siteye sık sık yazacağım..


You may also like...

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.