..2..


Gidiş biletimi aldım! Böylece dünya turum planların önüne geçip resmiyetini kazanmış oldu. Sadece tek bir sorun var, o da 1 Ekim yerine 4 Ekim’de yola çıkacak olmam. Havayolu şirketinin 1 Ekim uçuşunun fiyatı anlamsız bir şekilde son iki haftada 200$ artınca ben de düşük fiyatlı olan 3 gün sonraki uçuşa almak zorunda kaldım biletimi. Buna göre 4 Ekim gecesi (3 Ekim’i 4 Ekim’e bağlayan gece) saat 1:10’da Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan 4 saatlik uçuşla Sharjah, BAE’ye uçuyorum, bir saatlik aktarma sonrası bir diğer 4 saatlik uçuşuma yöneliyorum ve öğlen saat 1’de Katmandu, Nepal’deyim. Merak edenler için bilet fiyatı toplam 256$ tuttu. Katmandu’da uygun fiyatlı bir otel buldum, tam şehir merkezinde ve tek kişilik oda fiyatı gecelik 8$, buna kahvaltı ve havaalanı transferi de dahil. 4 gün kalacağım şehirde yapacaklarımı kararlaştırıyorum da yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. Everest Dağı uçuşu, Bhote Koshi nehrinde Bungee jumping ve rafting, Patan-Bhaktapur şehirlerine gezisi, tapınaklar derken 4 günün bile yeterli olmayacağından korkuyorum. Sonra ise doğa harikası Pokhara’ya gelecek sıra. Katmandu’dan 7 saatlik otobüs yolculuğuyla ulaşacağım şehirde yapılacaklar listem kabaca şöyle: Himalayalar’ın eteklerinde trekking, yamaç paraşütü, göl gezisi, tepelerdeki Budist manastırlarına ve Tibet köylerine geziler.. Pokhara’dan sonra ise duruma göre ya UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Chitwan Ulusal Park’ına gidip bir iki gün ormanda yaşayacağım ya da Hindistan’a geçip yolculuğun en hareketli ve en yorucu olacağını öngördüğüm kısmına başlayacağım. “Baharatlar Ülkesi”nde 30 günde 15 şehir beni bekliyor olacak.  Tabi bu planımın hepsini harfi harfine uygulayamayacağımı biliyorum, aksine en akılda kalıcı, en güzel yolculuk anıları plandan kopulduğunda yaşananlardan oluşur ama gidilecek yeni ilginç şehirler bulmak, o şehirlerdeki pek bilinmeyen aktiviteleri keşfetmek beni her geçen gün daha da motive ediyor. Ve bu motivasyon olmasa eminim kırk defa vazgeçmiştim bu tura kalkışmaktan.

Yeni Zelanda vizem geldi. 5 aylık tek girişlik vize uygun görmüşler sağolsunlar. Böylece Şubat ayında Kiwi’lerin diyarında Skydiving yapacağım, gizli ormanlarda aylak aylak dolaşacağım ve tabi ki Hobbit film setini basacağım! Kim bilir, yeterince canlarını sıkarsam belki beni figüran olarak oynatmayı kabul ederler 🙂 Çin vizesine burada başvurmaktan ise vazgeçtim. En büyük sebep Çin’in anlaşılmaz büroksasisi. Daha önce de yazdığım gibi vize sistemleri belli değil, gidiş-dönüş uçak bileti istiyorlar (ki ben karadan giriş-çıkış yapmayı düşünüyorum) ve vizenin kaç günde çıkacağını kestiremiyorum. Kısa zaman önce Çin’e gidenlere sorduğumda, turistik vizeyi yurtdışında kolayca aldıklarını söylediler, o yüzden içim rahat. Bangkok’ta ya da Delhi’de başvururum vizeye, çıkarsa çıkar çıkmazsa 2 hafta daha Güneydoğu Asya’da takılırım artık 🙂

Yolculuk için alışverişim hemen hemen tamamlandı. En son 1TB’lık harddisk, foto makinem için UV filtre gibi küçük şeyleri aldım. Geriye sadece polar, rahat bir ayakkabı/sandalet ve dayanıklı bir panço kaldı alınacak. Asya’nın muson yağmurlarına, tepelik yollardaki uzun yürüyüşlere ve buz gibi akşamlara karşı hazırlıklı olmalıyım. Gerçi bunların hepsini Nepal’de de alabilirim, dağcıların Mekke’sinde bu ürünlerin binlerce çeşidi Türkiye’dekinden çok daha ucuza bulunabiliyor. O yüzden pek aceleci değilim bu konuda.

Artık kalan iki hafta vedalarla ve partilerle geçecek. Tabi arada fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim. Görüşürüz 🙂


You may also like...

Yorum yazın