1 Ay Kala..


Evet.. Yolculuğa çıkmaya kaldı 1 ay ya da 30 gün 🙂 Nereden bakarsanız bakın, çok fazla bir süre değil ve bu süre içinde yapılacak çok şey var. Bu arada siteye yazmayalı uzun zaman oldu çünkü Ağustos ayında 20 günlük küçük bir Doğu Avrupa turundaydım. Fazlasıyla hareketli ve yorucu geçen bu turdan döneli 1 hafta oluyor, bu sürede toparlanmaktı, bayram tatiliydi derken yeni fırsat bulabiliyorum yazı yazmaya.  Bugün ilk iş olarak sitenin İngilizce versiyonunu açtım. Buradan ulaşabilirsiniz. Böylece gerek yabancı arkadaşlarım olsun, gerek yolda tanıştığım insanlar, herkesin okuyup anlayabileceği bir internet sitem var artık 🙂

Dünya Turu’mda kullanacağım fotoğraf makinesi ve netbook’umu geçen günlerde aldım. Makine olarak Canon EOS 600D modelini seçtim, başlangıç seviyesi için en çok tavsiye edilen modellerden bir tanesiydi ve mağazada %25 indirim fırsatını görünce fazla düşünmeden kaptım 🙂 Fotoğraf konusundaki üstünlüğünün yanında 1080p HD video çekme özelliği ile kalbimi tam anlamıyla fethetti diyebilirim. Yalnız bir hatam var, onu yazayım da benzer makine almak isteyenler dikkat etsin.  Makineyi aldığımda yanında Sandisk’in 16GB SDHC hafıza kartlarından almıştım. Ancak HD video çekerken saniyede 8-10MB hızla kayıt yapılıyor, bu yüzden 5MB/sn yazma hızına sahip hafıza kartım işlemi kaldıramıyor ve en fazla 15. sn’de kapanıyor. Siz siz olun, video çekmek isterseniz en az 15MB/sn yazma hızına sahip hafıza kartlarından alın. Ben de hatamı düzeltmek için ABD’den 30MB/sn’lık Sandisk Extreme 16GB SDHC kartlarından 2 tane aldım (Türkiye’den çok daha ucuz), artık video çekmek için sabırsızlıkla bekliyorum 🙂 Her türlü fotoğraf makinesi/kamera aksesuarı için BHVideo sitesini kullanabilirsiniz. Kurye hizmeti ile ürünler en geç 1 haftada elinizde oluyor.

Fotoğraf eğitimimi bu işin en iyilerinden olan Kadir Murat Tosun‘dan alıyorum. Böylece yolculuğum boyunca siteme son derece etkileyici fotolar yükleyeceğimden emin olabilirsiniz 🙂

Netbook olarak da Samsung’un başlangıç modellerinden olan NP150 Plus modelini aldım. Intel Atom N550, 2GB Ram, 320GB hard disk, dahili kamera & mikrofonu ve 10 saatlik batarya süresi ile yolculuğum boyunca işimi fazlasıyla göreceğinden eminim. Benzer yolculuğa çıkanlara şiddetle tavsiye ederim.

Sırt çantası olarak neyi seçeceğime hemen hemen karar verdim ve bu sürede radikal bir karar aldım. Dünya turunda en fazla 40L’lik bir çanta alacağım yanıma ve 8 ay boyunca onunla idare etmeye çalışacağım. Bilmeyenler için söyleyeyim, 40L günlük sırt çantalarının 2 katından biraz fazlası kadar hacime sahiptir. Örnek olması açısından, 3 haftalık interrail turumu 65L çantayla yapmıştım ve dünya turuna çıkanlar genellikle 75L sırt çantası + göğüslerine taktıkları 15L günlük çanta ile dolaşırlar. Neden bu kadar küçük çantayla yola çıkıyorsun diye sorarsanız, anlatayım: Yola büyük çantasıyla çıkanlar onu da alayım bunu da alayım derken çantalarını aslında hiç ihtiyaçları olmayan ve çoğunu hiç kullanmayacakları kıyafetlerle dolduruyorlar ve buna yanlış çanta hazırlama da eklenince sırtlarında patlayacakmış gibi duran, ağır mı ağır yüklerle geziyorlar. Aynı hataya ben de düştüm, o yüzden çok iyi biliyorum. Şimdi eminim ki istediğim kadar uzun tura çıkayım farketmez, 3-5 t-shirt’ten fazlası gereksiz, kot pantolonu ise ağır, çok yer kaplıyor ve yıkayınca geç kuruyor. Ayakkabı fazla yükten başka birşey değil. Uyku tulumuna kamp yapılmadıkça hiç gerek yok, kap-çanaklara da öyle. Ben de internette yeterince araştırma yaptıktan sonra en doğru kıyafetleri, en doğru kumaşlardan seçerek, ihtiyacım olan herşeyi artı ağır fotoğraf makinemi ve netbook’umu toplam 10kg’ı geçmeyecek şekilde 40L’lik bir sırt çantasına sığdırmayı kafama koydum. Yanıma neler alacağımı merak edenler, 1-2 hafta içinde ekleyeceğim “Sırt Çantası” yazımı beklesinler.

Çanta olarak en iyi seyahat çantası markalarından İngiliz Karrimor’un Hot Rock 40 modelini seçtim. En büyük avantajı uçaklara el bagajı olarak sokabilmem, böylece hem paradan (ucuz havayolları her uçuşta 10-20 dolar arası bagaj parası alıyor ve benim toplam 57 uçuşum var 🙂 ), hem zamandan (havaalanına daha geç gidebilip, inildiğinde bagajı yarım saat beklemeden çıkabilmek paha biçilemez) tasarruf etmenin yanında gittiğim yerde hemen hostel bulma derdi olmadan dilediğim gibi dolaşabileceğim. Üstelik büyük sırtçantalarının kronik sorunu olan sırtın ter içinde kalması problemi neredeyse yok olacak ve bel ağrısı, eklem problemleri, kamburluk gibi dertlerden uzak kalacağım 🙂 Cidden, kocaman sırtçantası ne kadar havalı gözükse de 1 aydan sonra tam bir işkence oluyor, insanın onu tekrar sırtına geçirip başka bir ülkeye gitmeye ne hali kalıyor, ne de isteği. Sonuçta yolculuk planları değişiyor, görülmek istenen yerler sırf bu yüzden pas geçiliyor. 40L/10kg çantamla yolda bu sıkıntıları yaşamakta olan diğer gezginleri fazlasıyla kıskandıracağımı düşünüyorum 🙂

Diğer hazırlıklara gelince bayramda çoğu yer tatil olduğu için hazırlıkları ertelemek zorunda kaldım. Ama kendime kapsamlı bir yapılacaklar listesi hazırladım, Pazartesi’nden başlayarak hepsini 1-2 hafta içinde tamamlamaya çalışacağım, böylece kalan 2 hafta zihinsel hazırlık aşaması olarak geçecek. İlk olarak Hindistan Konsolosluğu’na gideceğim, Hindistan vizesini aldıktan sonra zaman kaybetmekten pasaportumu Ankara’ya, Yeni Zelanda Konsolosluğu’ na yollayacağım. O da kısa sürede (umarım) geleceği için içlerinde alması en zoru olan Çin vizesi için 3 hafta sürem kalacak. Herkes bu vize hakkında gözümü korkutsa da 3 haftadan daha uzun süreceğini sanmıyorum. Yine de sırf bu yüzden ilk uçak biletimi alamıyorum. Umarım bu konuda sıkıntı yaşamam.

Gelişmeleri zamanla bildireceğim. Birkaç güne de seyahat bütçesi hakkındaki yazımı siteye ekleyeceğim. Böylece seyahat rehberim de tamamlanmış olacak. Görüşmek üzere


You may also like...

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.